Suriye'deki yönetimin devrilmesi için uluslararası ve bölgesel ittifak içinde yer alan Türkiye'nin Suriye politikası üzerine.
TÜRKİYE SURİYE'Yİ İŞGAL ETMEYE HAZIR
M K Bhadrakumar
Türkiye ve Türkiye’nin batılı arkadaşları, Muammer Kaddafi’yi deviren Libyalı savaşçıları Suriye’ye transfer ediyorlar. Şimdiye kadar 600’e yakın Libyalı ‘gönüllü’nün Suriye topraklarına giriş yaptığı biliniyor. Medyada yer alan haberlere göre geçtiğimiz Cuma günü İstanbul’da gizli gündemli bir görüşme yapan Suriye muhalefeti temsilcileri ile Türkiye tarafının toplantısına Libyalı savaşçılar da katıldı. Aylardır Türkiye ve Ürdün sınırından Suriye’ye silah kaçırıldığı bir vakIaydı ve bu vakIa, Suriye’de bir iç savaşa sebebiyet vermiş durumdaydı; fakat ‘gönüllü savaşçıların’ olaya dâhil olması, olayı farklı bir boyuta taşıyor.
Bu duruma sebebiyet veren şey, Suriye muhalefetinin silahlı kanadını oluşturacak güruh için ordudan bir avuç asker dışında kimsenin ayrılmış olmaması olabilir. Dolayısıyla bu durum, Türkiye ve batılı güçlerin Suriye’ye müdahale etmek için ‘Suriye direnişi’ efsanesini oluşturma çabaları olarak değerlendirilebilir.
Moskova, 29 Kasım tarihinde Suriye rejiminin kendini savunması için oraya silah desteği sağlayacağını duyurdu. Dış İşleri Bakanı Lavrov, kısa ve öz konuştu; “Suriye’ye uygulanacak herhangi bir askeri ambargo kesinlikle ‘haksızlık’tır” dedi. Moskovalı yetkililer, Rusya savaş birliklerinin Türkiye sınırına da oldukça yakın bir bölge olan Suriye’nin Doğu Akdeniz tarafındaki Tortus şehri açıklarına doğru yol aldığını duyurdu. Lavrov, Suriye’ye dış müdahale konusunu eleştirirken bu eleştirilerin muhataplarının devletsel bazda kimler olduğunu söylemedi.
Aslında olaylar patlama noktasına doğru evriliyor. Bunun en temel göstergesi Amerikan başkan yardımcısı Joe Biden’in hafta sonu Ankara’ya gidecek olmasıdır. Bu görüşme, Amerika’nın Suriye konusunda Türkiye’ye tam yetki verdiğinin en önemli göstergesidir. Ürdün Kralı Abdullah’ın İsrail ziyareti de aynı şekilde değerlendirilebilir. Kral Abdullah ki Suudi Arabistan’ın İsrail’e sağladığı desteğin temel dayanağı ve batılı istihbarat ağının bölgedeki en önemli destekçisi ve kilit adamı...
Türkiye, Suriye konusundaki belirsiz tavrını bir kenara bırakarak bugün (29 Kasım) net bir mesaj verdi. Türkiye Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ilk defa bu kadar açık bir biçimde Türkiye tarafının Suriye’ye müdahale etme konusunda hazır olduğunu söyledi –tabi ki batılılardan yeşil ışık gördüğü takdirde-. Davutoğlu bu söylemi daha önceden kapalı kapılar ardında; AB Dış İşleri Bakanları toplantısında ve Suudi Arabistan ve Katar’ın davetiyle katıldığı Arap Birliği toplantısında dile getirmişti.
Davutoğlu’nun bu konuşmayı yaptığı, 29 Kasım tarihi Türk tarihinde önemli bir tarih: Türkiye Cumhuriyeti’nin Kemal Atatürk tarafından kurulduğu tarih. (Çevirenin notu: Yazar burada bilgi hatasına düşerek 29 Ekim’i kastediyor) Atatürk ilkeleri olarak bilinen, Atatürk’ün ‘kırmızı çizgileri’ olarak da niteleyebileceğimiz ilkelerde şu hususa oldukça vurgu yapılır: Türkiye, Müslüman Orta Doğu ülkelerine hiç bir şekilde bulaşmamalıdır; başını onlarla derde sokmamalıdır; Türkiye ancak ve ancak kendi ‘modernleşme’ sürecine odaklanmalıdır. Türkiye’nin bu gerçekliğinden olaya baktığımızda belli ki Türkiye’nin İslamcı hükümeti Türkiye’nin yeteri kadar ‘modern’ olduğuna kanaat getirmiş ki gözünü Osmanlı verasetine dikmiş durumda.
Türk ordusunun Arap ülkelerine doğru yola çıkması tarihte kalmış bir olay. Anlayana ironi dolu bir cümle: Türklerin ‘Arap isyanları’ neticesinde sürüldüğü topraklar, o topraklar… Osmanlı’ya karşı geliştirilen Arap isyanları İngilizler (Büyük Britanya) tarafından kışkırtılmıştı. Ve İngilizler, bugün (Britanya olarak) eski güçlerinden oldukça uzak olmalarına rağmen Türkleri o bölgeye tekrar dönme noktasında teşvik ederek belirleyici rol oynamaya devam ediyorlar. Yüz yıl önce İngiltere, Arapları Türklere karşı başarılı bir şekilde kışkırttı; ve bugün, yani yüz yıl sonra Türkler bazı Araplara karşı garezi olan diğer bazı Araplarla beraber, yine İngilizler tarafından destekleniyor, kışkırtılıyor ve cesaretlendiriliyor.
M K Bhadrakumar, Hindistan’ın Rusya’da, Kuzey Kore’de, Sri Lanka’da, Almanya’da, Afganistan’da, Pakistan’da, Özbekistan’da, Kuveyt’te ve Türkiye’de de görev yapmış büyükelçisi.
Çeviren: Sami Seyfullah Filiz
