Ortadoğu uzmanlarından Aron Lamm, Suriye devlet başkanı Beşar Esad'ın gidişinin değişim için bir garanti olmadığını belirtiyor.
By Aron Lamm
Suriye başkanı Esad, göstericilere karşı işlediği cinayeti durdurması ve iktidardan çekilmesi yönünde her bir yandan baskı görüyor. Buna rağmen 8 aydır, bir şekilde iktidarda kalmayı başardı ve Suriye, bir çıkmazın içerisinde.
Salı günü, BM, İnsan Hakları Komitesinin aldığı bir kararla, rejimi yine kınadı. Tayyip Erdoğan ise, Esad’ın, kendi halkının ve bölgenin refahı için iktidarı bırakması çağrısını yineledi. Beyaz Saray, Esad’ın zamanının geçtiğini defalarca tekrarladı.
Suriye’nin BM büyükelçisi Beşar Caferi, Salı günkü kararı, Esad’ı indirmek üzere ABD öncülüğünde hazırlanmış bir hamle olarak adlandırdı.
Dikkatler Esad üzerine yoğunlaşmışken, düşünülmesi gereken soru, Esad’ın istifasının neyi değiştireceğidir. Esad, gerçekten hala Suriye’yi yönetiyor mu?
Suriye üzerine birçok kitap yazmış, eski Mısır büyükelçisi olan bir Hollandalı akademisyen, Nikolaos van Dam, The Epoch Times’a, “tahta oturmuş olmanız, ülkeyi yönettiğiniz anlamına gelmez” dedi.
“Babası Hafız esad’ın durumuna benzer bir durum. Sorumlu olanlar, yakın bağları olan ve aynı altyapıdan gelen bir grup asker ve güvenlik personelidir.”
Van Dam, Beşar Esad, babasının yerine atandı. Fakat onun batı altyapısı ve batılı tavırları, halkın, onun liberal olduğunu ve değişime açık bir yapıya sahip olduğu gibi yanlış bir şekilde düşünmesine neden oldu, dedi.
“Askerlerin ona, onu da askerlere ihtiyacı vardı. Fakat o, babası gibi, tahtı, belli bir mücadele ile ele geçirmedi. Dolayısıyla bu, farklı bir durum.”
Bununla beraber, başkan olarak, eğer aynı fikirde değilse, istifa edebilirdi. “Hem başkan olup hem de yaptığı eylemlere karşı sorumlu olmamak, biraz tuhaf bir durum.”
Eski Dışişleri danışmanı Bruce jentleson da aynı fikirde. “Suriye’deki iktidar, Mısır, Tunus ve Libya’da olduğundan daha az şeffaftı. Beşar Esad, Mübarek, Bin Ali ya da Kaddafi gibi iktidarın zirvesine oturamadı. Suriye, Esad olmadan da Esadizm ile devam edebilir.”
Bu yüzden Esad’ın gönderilmesi, otomatik olarak değişime giden kapıyı açmaz.
Ayrıca, güçlü ve iyi silahlanmış, Suriye’yi yöneten Alevilerin dışında birisinin bunu yapması çok zor olabilir, diyor van Dam. Suriye’deki geçiş süreci için 3 olası ana senaryonun olduğunuz düşünüyor.
Birincisi, reform yanlısı, iktidardan uzaklaştırılmış (dolayısıyla esad ile birlikte düşmekten korkmayacak), fakat yeterli güce sahip olan birisi tarafında gerçekleştirilecek bir darbedir.
“Ancak güçlü ve silahlı insanlar, Suriye’de başarılı bir darbe gerçekleştirebilir. Fakat bunu söylemek, yapmaktan daha kolaydır. Eğer buna niyet ederseniz ve halkın güvenini kazanırsanız, bir sonraki gün, belki de siz yönetici olursunuz.”
İkinci senaryo, Esad’ın iktidarı bırakıp ülkeyi terk etmesidir (Tabi bunun için, Esad’ın öldürülmeyeceğinin garanti edilmesi lazım).
Üçüncüsü ise bir iç savaştır ve bu en kötü senaryodur. “Sonucun ne olacağı belli değil ve bu, hem toplum, hem gelecek nesiller için zarar verici olur. Sonunda, herkes kaybeder. Bunu kimse istemez, özellikle de barışçıl göstericiler.”
Gözlemcilere göre bir iç savaş, bölgede istikrarsızlığa sebep olabilir. Bundan Lübnan başta olmak üzere Irak ve hatta Türkiye bile etkilenebilir.
Etkili olduğu söylenen bir başka grup ise Esad’ın işadamlarıdır. Bunlar, hükümet ile ortak hareket ederek çok para kazandılar. Fakat Van Dam’a göre, bunlar, ekonomik etkiye sahip olsalar da, siyasi etkiye sahip değiller. Ve de rejimin düşüşünün alametleri baş gösterdiğinde, bu grubun, nasıl bir yol izleyeceğini bilmek de zor.
“Onlar sadece güvende olmak istiyorlar. Rejimle işbirliği içinde olmaları, çıkarlarını düşünmelerinden ötürüdür. Rejimin birçok destekçisi var fakat bunlardan kaç tanesi düşmekte olan bir rejimi destekler ki? İşadamları, büyük ihtimalle alternatiflerden korkuyorlar. Ya Alevilere karşı mezhep ayrımı yapan Sünni bir rejim gelirse ne olacak?” diyor van Dam.
Rejim içerisinde neler yaşandığı bir yana, Van Dam’a göre dünya ülkeleri, Esad rejimini gayrimeşru ilan etmek ve yaptırımlar uygulamakla kendilerini tehlikeli bir duruma düşürdüler.
“AB, Esad ile görüşmeyi denemedi bile. Sadece yaptırım uygulamak, sizin etki kabiliyetinizi kısıtlar. Yaptırımlar, Irak’ta 300.000 kişiyi öldürdü ve herhangi bir yardımı olmadı. Rejimin, birkaç yıl daha iktidarda kaldığını hayal edin, o zaman ne olacak? Pragmatik düşünmek ve kanda uzak durmak daha iyidir.”
Onun görüşüne göre, Arap Ligi, barışçıl bir çözüm için en iyi alternatiftir. Her ne kadar şu ana kadar başarılı olamasalar da, onlar, Arap kardeşlerini, Batı’dan daha kolay ikna edebilirler.
Sonuç olarak, Suriye için durum, iyi görünmüyor. “İyimser olmak zor,” diyor eski büyükelçi.
