siyonist rejim istihbarat merkezi Herlziya'nın yayınladığı rapora göre Suriye yönetimi ile Filistin İslami direnişi Hamas arasındaki ilişki
SURİYE ve HAMAS
VELFECR ÖZEL DOSYA 12
1980 ve 1981 yıllarında, Suriye’nin Hama şehri, Müslüman Kardeşlerin dini figürlerinden, önde gelen isimler ve sıradan vatandaşlardan yüzlerce insanın canını alan saldırılara tanıklık etti. Sonrasında, 1982 Şubat’ında, Suriye hava kuvvetleri tarafından desteklenen, ağır silahlara sahip olan ve Özel Kuvvetler diye bilinen güçler yoluyla Suriye yönetimi, 25.000’den fazla insanı katletti. Şehir, 4 hafta boyunca uçaklar, toplar ve füzelerle vuruldu ve abluka altına alınan şehirden kimsenin çıkmasına izin verilmedi.
1980’lerin başlarında Müslüman Kardeşlere karşı yapılan bu katliam, Filistin camilerinde yüksek sesle lanetlendi. 1983 yılında Yüksek İslam Konseyi başkanı Saad al-Din al-Alami, Kudüs’teki El-Aksa camisinde büyük toplantılar düzenledi ve hafız esad’ın öldürülmesinin, tüm Müslümanların görevi olduğunu belirtti.
2001 yılında bile, Hamas tarafından Şam rejimine karşı duyulan düşmanlığın emareleri mevcuttu. Hamas’ın haftalık gazetesi, 1982 yılında, Lübnan kuvvetlerinin bir milis grubu tarafından Sabra ve Şatilla’da işlenen katliamın gerçek sanıklarının bulunması çağrısında bulundu. Hamas’ın el-Risale isimli yayınının bir başyazısında, Falenjistlerin güvenlik şefi Eli Hobeika ve onun Suriyeli ustaları, katliamın muhtemel sanıkları olarak adlandırıldı:
Kendi halkının yaşamı konusunda duyarlılığını kaybeden bir rejim, Hobeika’nın, 2000 Filistinliyi öldürmesi konusundaki suçluluğunu bulabilecek durumda değil.
1990 yılında, Hamas’ın siyasi eylemlerinin merkezi Amman’a kaydı. Ürdün’ün İsrail’e olan yakınlığı, Batı Şeria ve Gazze ile iletişimi kolaylaştırıyordu. Fakat, Hamas’ın Ürdün’deki konumu, rejim ile İslami cephe arsındaki ilişkilere bağlıydı.
Haşimi krallığının 1994 yılında İsrail ile barış anlaşması imzalaması ve Filistin yönetimi ile iyi ilişkiler geliştirmeye başlamasının ardından, Hamas’ın ülkedeki mevcudiyeti –özellikle 1994’teki intihar saldırılarından sonra- büyük bir sorumluluk oluşturmaya başladı. 1995 Haziran ayında, Ürdün, Hamas eylemlerine karşı baskı uygulamaya başladı ve 1997’de, grubun siyasi komitesinin başkanı Ebu Marzuk ve grubun içişleri komitesi başkanı Imad El-Alami’yi, ülkeden sürdü –El-Alami’ye, komiteyi Şam’a taşıması konusunda baskı yapıldı.
Suriye ile Hamas arasında çift-taraflı iyi ilişkiler yürütüldüğünün ilk belirtileri, 1994 yazında, bir Filistin Otoritesinin kurulması için hazırlıklara başlandığında görüldü. Hamas’ın bir temsilciler grubu Şam’a giderek, Suriyeli üst düzey resmi yetkililerle görüştü. Bu toplantı, Hamas ile Suriye arasındaki ilişkilerde yeni bir çağın başladığına işaretti –karşılıklı saygı ve anlayış ile. Ekim ayında, Suriyeliler, bir Hamas temsilciler grubuna, Lübnan’a giderek Nasrallah ile görüşmeleri konusunda izin verdiler.
1992’den 1999’a kadar Halid Meşal, Amman ve Ürdün’den, Hamas’ın siyasi bürosunu yönetti. Meşal ve diğer üç Hamas temsilcisi, Ibrahim Al-Ghawshah, Sami Khater ve Izzat Rashaq, 31 Ağustos 1999’da Ürdün’den Katar’a sürüldü. 2001’den beri Meşal, örgütün eylemlerini, Şam’daki Hamas ofislerinden yönlendirdi. Meşal, İranlı liderle düzenli olarak görüşmek suretiyle, örgütün, İran ile sıkı ilişkileri sürdürdü.
1990’ların ortalarında beri Şam, Hamas’ın askeri kanadının operasyonel merkezi ve çeşitli bölgelerden Hamas’a gelen yardımların nakliyat yolu oldu. Suriye ve Lübnan, Hamas’a, silah ve patlayıcılar kanalize edilmesi konusunda bir transfer yolu oldular ve yüzlerce Hamas askerinin eğitilmesi için güvenli alanlar konumunda bulundular. Bu yüzden Suriye’nin, Hamas’a sponsor olması, grubun operasyonel kapasitesi açısından büyük etkiye sahip olagelmiştir.
Filistin otoritesi yetkilileri, Suriye’nin, Hamas’a teröristlerine, İsrail’e yönelik saldırılarında da sponsor olmasından şikâyet ettiler. Filistin otoritesi planlama bakanı Nabil Shaath 1996 Mart ayında verdiği bir röportajda, “İslami Grupların askeri birimlerinin, operasyon emirlerin dışarıdan aldıklarını fark ettik” dedi. Shaath, spesifik olarak, “askeri birimin en açık bir şekilde üs olarak kullandığı” Lübnan ve Suriye’ye işaret etti.
Esad rejimi, Lübnan’ı, Hizbullah ile temas ve işbirliği konularında Hamas’ın kullanmasına izin verdi. Hamas’ın Beyrut ofisi, Filistinli mültecileri toplayarak Hizbullah kamplarında ve Filistin Kurtuluşu Halk cephesi kamplarında eğitme fırsatını buldu.
Suriye’nin, Hamas’ a sponsor oluşu, içerdeki liderliğin karşısında dıştaki liderliğini de güçlendirdi -1990’ların ortalarından sonlarına kadar, terör dalgalarının şiddetlenmesine yardım eden bir güç kayması. Hamas’ın dıştaki liderleri, İsrail’e yönelik terör saldırıları ve Filistin Otoritesi ile ilişkiler konularında, içerdeki liderlerden daha uzlaşmaz bir tavır içerisindeydiler. 1998 ilkbaharında, Kassam Tugayları’nın kontrolü konusunda, rakip liderler arasında bir güç mücadelesi ortaya çıktı. Ve büyük oranda Filistin güvenlik güçleri ve İsrail güvenlik ajansı tarafından alınan eşi görülmemiş önlemlerin bir sonucu olarak, Şeyh Yasin ve diğer bölgesel Hamas liderleri, ilk defa olarak bir ateş-kesi açıkça savunmaya başladıklarında, gerilim zirveye ulaştı.
