Ortadoğu uzmanlarından Akil Şeyh Hüseyin'in, Suriye rejiminin yıkılmak istenmesinin ardındaki hedefleri yazıyor:
SURİYE REJİMİNİN DEVRİLMESİ VE FİLİSTİN HALKININ YOK SAYILMASI
Akil eş-Şeyh Hüseyn
Filistin… İşgal altındaki ve İsrail tarafından gasp edilmesi batılı devletlerce de desteklenen topraklar… Arap yetkililerin büyük ölçüde zihinlerinden, hatta belleklerinden çıkardıkları ülke… İsrail’in uzlaşma sağlanması mümkün olmayan bir devlet olması sebebiyle, çözümün gittikçe imkânsızlaşması ve Batı’nın tehditleri… Ve bilhassa Arapların vurdumduymazlığı…
Arap Baharı denilen girişimlerle bir kenara itilen ve Mısır ve Yemen’deki gösterilerin bazıları haricinde herkes tarafından unutulan dava… Amerika ve diğer Batılı Devletler, İsrail’in güvenliğini koruma noktasındaki bağlılıklarını her daim gündeme getirince, bazı Arapların da akıllarına Filistin Davası geliyor çok şükür; fakat çözüme yönelik hareket etmek onların literatürlerine henüz girmedi…
Amerika’nın Filistin’le alakalı olarak aldığı kararlar, tabi ki gelecek yıl gerçekleştirilecek olan başkanlık seçimlerinde kendisine yardımcı olacak.
ABD'de 2012 başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi Parti'nin aday adaylarından olan Newt Gingrich, Yahudi bir televizyon kanalına vermiş olduğu demeçte, “Filistin Devleti diye bir devletin, aslında var olmadığını; hatta Filistin halkı diye bir topluluğu kendilerinin icat ettiğini, 1948 yılına kadar böyle bir devletin tarih sahnesinde yer almadığını söyledi.
Gingrich’in bu sözleri, “Filistin, halkı olmayan bir topraktır” diyen Siyonist rejim ve Amerika dâhil olmak üzere, tüm batılı devletlerce suç addedilmeyecektir. Zira Gingrich’in sözleri, aslında sadece bu ülkelerin zihin yapılarının küçük bir yansımasıdır.
Eğer bu açıklamalar suç addedilirse, Barack Obama, Hillary Clinton, Nicolas Sarkozy, Alian Juppe gibi Batılı yöneticileri oldukça zor durumda bırakacaktır. Zira Batılı yöneticiler her şekilde birbirleriyle sıkı ilişkiler geliştirerek, başta Filistin olmak üzere tüm Arap devletlerindeki direniş cephelerini kırmak ve o bölgelere tamamen hâkim olmak gibi bir amaç için çabalıyorlar.
Bu açıklama, Gingrich’in tüm Avrupa devletlerinin sözcüsü niteliğinde bir açıklama olmuş ve durumu çok güzel ortaya koymuştur. Devamlı bir şekilde, Müslümanlar tarafından kutsal olarak addedilen Filistin davasını önemsizleştirme politikaları izleniyor. Dolayısıyla, listelerinin başına Suriye ve İran rejimlerinin çöküşünü ekleyen bazı Arap Devletleri de elbette İsrail ve diğer Batılı Devletler tarafından beğeni kazanacak, takdir görecektir.
Gingrich’in diğer yöneticilerden tek farkı, onlar gibi ikiyüzlülüğünü gizleyerek kınamalardan kurtulma yolunu tercih etmemiş olmasıdır. Bu güne kadar, herhangi bir Avrupa devletinden İran ve Suriye halklarının da insan hakları ve demokrasi gibi unsurlardan yararlanması gerektiğine dair tek bir kelime dahi sarf edilmemiştir. Dolayısıyla, onların tek düşündükleri şey, malum güç odaklarının çıkarlarıdır.
Ve tabii ki Siyonist Rejimin çıkarları… Amerikalı Demokratların da Cumhuriyetçilerin de destekleriyle başbakanlık koltuğuna oturan Benjamin Netenyahu, dünya üzerindeki hedeflerinden bahsederken “artık yeteri kadar yakın” ifadesini kullanmıştı.
Gingrich’in bu sözleri toplum tarafından kabul görsün ya da görmesin; direnişi teslim alma yolunda teşvik edici bir rol oynuyor. Ayrıca bu açıklamalar, sadece Filistin halkına değil, mücadelenin içerisinde yer alan bütün Arap toplumlarına karşı sergilenmiş kin ve nefret göstergesidir.
Kuşkusuz ki Arap Devletleri’nde esen devrim rüzgârları, Avrupa Devletleri tarafından yapılan bu tarz açıklamalar, Arap halklarının, olaylara doğru pencerelerden bakmalarına yardımcı olacak; on beş asırdır izledikleri yolda kendilerine tecrübe sağlayacaktır.
