Moqawama sitesinde yayınlanan "Sükut Altındır" başlıklı yazıda, Suriye Ulusal Konseyi Başkanının açıklamaları kritik ediliyor.
SÜKUT ALTINDIR!
Hasan Milat
al moqavama.org
“Suriye Ulusal Konseyi” diye isimlendiren Konseyin başkanı Burhan Galyun, Amerikan “Wall Street Journal” gazetesine verdiği demeçte; Suriye’nin yeni Hükümeti’nin, İran ile olan askeri ilişkilerini keseceğini ve Ortadoğu’daki “Hizbullah” ve İslami Direniş Hareketi “Hamas” gibi gruplara silah yardımını sona erdireceğini açıkladı. Ayrıca İsrail işgali altındaki Golan Tepelerinin geri alınacağını; fakat silahlı çatışma yerine müzakereler vasıtasıyla kendi çıkarlarına yoğunlaşacaklarını ifade etti.
“Suriye Ulusal Konseyi”nin oluşumu, Suriye’deki muhalif hareketin gelişiminden farklı bir tarzdadır. Bu Konsey toplanana kadar birçok devlet, bu oluşuma müdahale etti. Başka bir tabirle, bu konsey şimdiki Suriye rejimine muhalif olan Arap ve Uluslararası Güçlerin eseridir; yoksa Suriye içindeki muhalefetin istediği talepler ile alakası yoktur.
Suriye’nin içişlerine herhangi bir dış müdahalenin olmasına karşı çıkma temel sebep olmakla beraber; buna ilaveten, iç muhalefetin tepkilerinin ekserisi, daha önce bahsi geçen sebeplerden dolayı bu konseyi desteklememektedir. Eğer bu konsey, dış müdahalenin talebi doğrultusunda kurulduysa -ki dış müdahalenin mevzuatı ile oluşturulmuş gibi görünüyor-, bu talebe, Suriye içi muhalefet razı olmayacaktır. Bu nedenden dolayı, “Galyon”un Filistin direnişine ve Hizbullah’a destek veren İran’a olan düşmanlığını ilan etmede aceleci davranması hiç de şaşılacak şey değildir. Halkımızın gasbedilen haklarını geri isteyerek halkımıza ümit veren direnişlere karşı düşmanlığını ilan etmeseydi; Galyon Batı’ya bu güvenceyi nasıl verirdi? Golan tepeleri hususunda ise, Abbas, Batı Şeria’yı aldığı gibi Galyon da Golan’ı geri almak mı istiyor? Galyon’un bu tür açıklamalara ihtiyacı yoktu; çünkü başkanlık ettiği ulusal konseyin oluşum yöntemi, ancak bu tür durumlar için geçerliydi. Keşke sussaydı; çünkü sükût altındır.
Suriye Konseyi’nin oluşumunu, iç muhalefete karşı rejimden bir adım atmasını istemek olarak değerlendirdik. Suriye Konseyi’nin oluşumu, kendisi için bir uyarı niteliğinde olan Libya tecrübesini –özellikle de Libya halkının hakkı hiçe sayılarak işlenen malum katliamlara sebep olan NATO kuvvetleri tarafından on binlerce kişinin ölümüne yol açan dış müdahale sonucu oluşan Libya Geçiş Konseyi’ni- hatırlattı. Baskı dışında hiçbir iş yapmadan olup biteni izlemek; tutum değiştirmesine bağlı olan Rus desteğini temin edene kadar, Suriye krizinin çözümüne katkı sağlamayacaktır.
Şu anda istenilen; yavaşlama olmaksızın Suriye intifadası akabinde tüm tutuklananların rejim tarafından serbest bırakılması, muhalefeti temsil eden bir kişinin başkanlığında Ulusal Birlik Hükümeti’nin derhal teşkil edilmesi, toplumsal barışın temin edilmesi için atılması gereken adımlar hususunda rejim ile Suriye Ulusal Muhalefeti arasında ciddi görüşmelerin doğrudan başlaması ve Suriye halkını katleden tüm suçluların yargılanmasıdır. Ayrıca bu hükümet, partilerin kurulması ve seçimlerin yapılması için nezih bir ortam hazırlama, Suriye vatandaşlarının talep ettikleri yeniliği temin etmenin yanı sıra; halkın alın teriyle ticaret yapan bir avuç kesimin çıkarını değil de tüm insanların çıkarını temin ederek Suriye ekonomisini ıslah etme hususunda görevlerini derhal yerine getirmelidir.
İşte bu gibi adımlar Suriye’de güvenliğin ve istikrarın teminine katkı sağlayacaktır. Muhtelif taraflardan herhangi birinin feragat etmeden aralarında anlaşmaya varılacağına inanmak, şüphesiz ki sadece tüm taraflara zarar verecek olan ateşle oynayarak istikrar sağlamak anlamındadır. Bunun sonucu olarak zararlı çıkacak olan sadece SURİYE’dir.
Hasan Milat , Sosyolog araştırmacı, Yazar