Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah'ın şehid çocukları yetimlere yardım çağrısı
Önce konuşmama bu değerli gün münasebetiyle, şehadet yatağında yatanİmam Ali'den (as) vasiyetinde rivayet ettiğiHz. Muhammed (s.a.v)’den rivayet edilen bir hadisle konuşmama başlamak istiyorum.
Allah Resulunun (sas) şöyle buyurduğunu söyler. Buyurdu ki, Resulullah şöyle söylediğni işittim.. 'Kim ki bir yetimi erginlik çağına veya kendisini idare edecek zamana gelinceye kadar, ailesine katar, yani ona sahip çıkarsa Allah (cc) ona cenneti gerekli kılar. Yetimin malını yiyene de ateşi gerekli kıldığı gibi.'
Bugün 25 Temuz 2006 tarihinde A'yana bölgesini korumak için yapılan direnişteşehit olan bir gencin şehadet günüdür. Şehit Ahmet Cerbiyr. Babasın ve yakınlarını direnişi koruyan mücadelede yitiren bir ortamda terbiye edildi yetişti. Bu genç, annesi, ailesi, yakınları, şehitler kurumu ve bu kurumu destekleyenlerin yardımıyla yaşadı.Bu genç ne zaman aklıbalığ oldu, kendi hakkında kendisi karar verme ve kendi işlerini kendisi ayarlama gücüne geldiğinde, o kendisi direnişe katılam tercihini yaptı. Kimse bu konuda onu zorlamadı. İşte bu direniş erlerinin başat meziyetleridir. O kendi kendisine tercih ettiği bu yolda 25.Temuz günü şehit oldu. İşte böyle günler şehidin değerleninin verileceyi günlerdir. Şehid'in oğlu Hasan Ce'biyr direnişin komutanlarındandı. Ben onu yakından tanıyorum. Onun kahramanlığını ve yiğitliğini. Lübnan'da şehitler unutulur ve bazen hakklarında yanlış şeyler sözlenir. O İsrail kamplarında ve hapishanelerinde esir olarak bulunan kardeşlerini kurtarmak veya onların kurtuluşu için İsrail askerlerinin esir alınması hedeflenen 1994 Reyhan operasıyonunu komuta ediyordu. Bu operasyonda aslan ve yiğit hasan şehit oldu. Böylece, şehit, şehidin babanın oğlu oldu. Bugün ki buluşmamız güvendiğimiz ve tanıdığımız şehitlerin 220 kız ve erkek gencin korunma altına alınması ve korunması dolaysıyla yapmamız gerekenler içindir. Bu çalışma bazı merhaleleri içeriyor. Koruma, gözetme ve kefalet etme. Bu çalışma veya merhale gayreti, çabayı gerektiriyor. Yardımlaşma ve ortak çaba göstermeği gerektiryor. Bu çabaları sıralayacak olursam başta şehitlerin eşleri geliyor. Onların gösterdiği çaba ve fazilet. Çünkü eşleri şehit olduktan sonra çocuklar onların gözetiminde kalıyor. Çocukların gözetimi ve terbiyesinden birinci derece onlar sorumlu oluyorlar. Bu anneler konuşmamın başında okuduğum hadisin tasdıkçileridir. Ben onlardan çoğunu şerefli, onurlu ve pahabiçilme gayreti olanları tanıyorum ve biliyorum. Onlar, yani şehitlerin eşleri, tüm çaba ve gayretlerini ortaya koyarak bu yetimleri yetiştiriyor ve bu ummete yeniden kazandırıyor. Kucaklarında yetiştirip bize sunuyorlar.Bu çocukların, dedeleri nineleri ve onları koruyan yakın akrabaları da bu fazilete muhatptırlar.
İkinci derecede şehitleri koruyan 'Muessese Şuheda: Şehitler müessesi' gelmektedir. Bu kurumda çalışan ve gayret gösteren idareciler, göseticiler ve tüm çalışanlarda bu teşekküre dahildirler. Bu kurumun bir çabası olan Kefaletin tariri bir misyonu vardır. Dini bir kavramdır. Hz. Zekeriyya(as) hz.meryemi tekefful etmişti. Maddi ve manevi korumasına onu Allah vermişti. Abdulmuttalip(ra), daha sonra Ebutalip(ra) Hz.Muhammed'i tekefful etmişlerdi. Kefalet olayı, tarihin derinliklerinden gelen dini ve insanı bir kurumdur. Ben şehadet ederimki, kefil olanlar birçok insanı güzel karekterleri kendilerinde toplamktalar. Güzel ahlak, merhemtli kalp ve derin anlayış sahibidirler. Onların geçmiş yıllarda yapmış oldukları destek ve dayanışma çabalarının hepisi onlarabüyüksevap getirecektir. Özellikler şehit çocukları için gösterdikleri çaba. Bu şıkkı şu noktayı açıklamakla bitirmek istiyorum. Bizler, şehit çocuklarını evlerde yetişmesini ve ailelerin yanında yetişmesini istiyorduk. Dahili oklullara gitmemelerini istiyorduk. Tabii okulların noksanlığından dolayı değil.Ancak bunun siyasi, sosyal, yaşama şartlarının gereği olarakve kurumsal, yardımlaşma ve koruma yönünden bazı hususları beraberinde getiriyor. Dini kaynaklar,semavi şeriatlar ve çağdaş bilimve fıtir kaynaklar çocuğun İslam terbiyesinde, çocuğun, annesinin kucağında, dede ve ninesinin yanında,ailesinin veya yakınlarının gözetimi ve terbiyesi altında olmasını gerekli kılıyor. Dolaysıyla şehitler kurumunun en başat özelliği şehidin ailesini korumaktır.Onun için biz şehitlerin ailesini, yakınlarını korumayı kendimize siyasi bir hedef seçtik. Ve çabaları bu alana yatırdık. Biraz önce zikir ettiğim kurum ve çalışanları çablarını buna yönlediridler. Şehidin eşlerinin, çocuklarını bizzat korunması, genç kız ve erkelerin yetişerek topluma takdim edilmesi çabasını ortaya koyduk. Bugün şayet bir nesil yetirdiysek ve onları genç kızlar ve erkekler olarak topluma sunduksak, onların nerede, ne yptıklarına bakarsanız anlarsınız. Yetişen bu bu nesil, toplumlarına ne verdıklerini görmüş olursunuz. Bu şehitlerin çocukları, büyüyor, okuyor, başarıyor, derin anlayış sahibi olarak başarıyorlar, yüksek okulları bitiriyor, çalışıyor ve hayatlarını tabii gidişine ve ulaşılması gereken seyrineulaşıyorlar.
Kurumumuz, ilk başlarda şöyle bir yol tutuyordu. Şehit çocuklarından birisini kefil alan kişi ile çocuğun ailesi arasında irtibat kuruyordu. Aile ile kefil arasında muayyen-belirli- şeylere karışıyordu. Yetim ve kefilin, arasındaki ilikilere-ziyaret, mektuplaşma, haberleşme gibi- karışmıyordu. Bu birçok kişinin yetim almasını sağlıyordu. Ancak daha sonra bazı konuları göz önüne alarak bu sistemi değiştirdik. Gerek kurumumuzun, yetimin yetişmesi, daha yakından gözetlemesi, eğitim ve diğer sorunlarıyla yakından ilgilenmesi için farklı bir yöntem seçtik. Yine, yardım alan yetimin, psikolojik, sosyal ve minnet altında kalma gibi baskılardan kurtulmasını düşündük ve kefil olmakisteylerin direk bize muracaat etmelerini, bir iki üç yetim kaç kişi olursa tekeffül ettiklerini bize bildirmelerini rica ettik. Ben bu konuda kefil olanların kardeşlerin bizi anlamalrını rica ediyorum. Biz bunun Allah'ın rızasına ulaştıran bir sadaka olacğını umuyorum. Bu gizli verilen sadakaya girer. Onun için daha güğzel ve daha fazla sevap kazandırır. Allaha'a daha çok yaklaştırır.
Sözün en etkili olanı şüphesiz Allah'ın ve Resulunun sözüdür. Ben konuşmamın Resulullah'tan rivayet edilen iki hadisle tamamlamak istiyorum. Bu hadisler, yetimi tekeffül etmenini, onu korumanın ve ona yardımcı olmanın bir çeşit cihat olduğunu, bir direniş olduğunu, Allah katında oldukça şerefli bir amel ve kıyamet günün yüce makama ulaştıracak bir hayır olduğunuanlatıyor.Resulullah'tan(ass) şöyle buyurulmuştuır. 'Kim üç yetimi korumasına alırsa, sanki geceği namazla, gündüzü oruçlu, sabah akşam Allah yolunda kılıcını sallayan ve cihada koşan gibidir. O veben kıyamette bu iki parmak gbibiyiz. Sonra iki parmağını gösterdi.' Bunun onun direnişte adeta bir çarpışan ve sıcak savaşan gibi olduğunu anlıyoruz. Bu tanımlama 'ABİD ve MÜCAHİD' bir kişiliğiBir abi-samimi kul veya haytı kulluk olan kişi gece namaz kılan ve gündüz oruç tutandır. Mücahit ise kılıcını alıp Allah yolunda vuruşan kişidir. Düşünün resulullah'a cennette kardeş almak ne büyük bir nimet. İşte bu yetimi tekefful eden kişinin durumudur. Bu Resulullah'ta(ass) bir müjdedir.
Diğer hadise gelince, benim hedefin uğrevi berekettir,sonraResulullah bizedünyevi hedefe götüren yolu gösteriyor. Kanatimce. 'Bir seferinde bir kişi Resulullah'a geliyor ve kalbinin katılığından şikayetçi oluyor. Resulullah(ass) ona soruyor; kalbinin yumşanmasınıve ihtiyaçlarının giderilmesinin istiyormusun? Yetime rahmet et. Başını ovala, kendi yemeğinden ona yedir. Böylece kalbin yumşar, ihtiyavın gederilir. ' İnsanların bir kısmı cehalet içindeler ama bunun farkında değiller. Kalbi kati yani cehli murekkep halinde olanlar. Katı ve kesin cehalet içindeler fakat bunu farkında değiller. Kalplerinin siyahlaşmış olduğunu bilmiyorlar. Dünyevi ihtiyaçları vardır. Ancak bu ihtiyacı giderilmesi gereken yolu kapatıyor. Yetime merhamet ett, başını okşa ve ne yiyip içiyorsan evine getir ve onada ver. Bunlar kalbin yumaşaması ve ihtiyaçlarına ulaşma yollarındır demek istşyor. Bu terbiye yoludur. Günümüz eğitimine çare getiren bir yötem. Ondört asır önce söylenmiş bir söz. Buyurun. Bunlar kefiller için müjdedir. Bu şehitlerin vasiyetidir onların isteyidir. Selamlarımı sizler iletiyorum, ey şehit aileleri, ey şehit yakınları, ey kefiller ve burada buluna herkes. Sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyorum. Allaha emanet olun.
Şehidler günü konuşmasından Türkçeye Çeviri Yalçın İÇYER
