Merhum Allame Muhammed Hüseyin Fadlullah'ın kutlu anısına....
SEYYİD FADLULLAH: DİRENİŞ VE VAHDETİN GERÇEK HAMİSİ
Hüseyin AssiAyetullah Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah sadece Müslüman bir referans kaynağı değildi, O İslam dünyasının en önemli çağdaş dini otoritelerinden biriydi de.
Fıkhı öğretmedeki önemli tecrübesinin yanında büyük dini ekollerin edebiyatını ve en son akımları sürekli takip etmesi, kendi okulunu kurmasına ve Lübnan’da ve bölgede binlerce Müslüman tarafından izlenmesine olanak tanıdı.
Fakat Seyyid Fadlullah sadece dini konumu ve statüsü ile temayüz etmemişti. Lübnan’daki ve bölgedeki İslami direnişin manevi lideri olarak tanımlanan dikkate değer bir entelektüeldi de.
Arap-İsrail çatışması, Filistin davası, ABD hegemonyası, vatanseverlik ve devlet meseleleri Seyyid Fadlullah’ın Cuma hutbelerinde, derslerinde, yazı ve konuşmalarında sürekli olarak ele aldığı konular arasındaydı.
Seyyid Fadlullah İsrail ile savaşmaya, Amerikan mallarını boykota ve ilişkilerin normalleştirilmesine karşı çıkan farklı fetvalar verdi ve tüm ömrü boyunca da İslami vahdetin gerçek bir destekçisi olageldi.
Cihadın Kendini Savunma Kavramı ile İlintilendirilmesiSeyyid Fadlullah’a göre direniş kavramı İslam’daki cihad prensibi ile ilişkiliydi. O’na göre İslam’daki cihad, düşmanın halkımız ve toprağımız üzerinde şiddet yoluyla kurduğu, özgürlükleri yok edip insanları öldürerek ve zenginlikleri yağmalayıp halkın kendini yönetmesine engel olan hegemonyasını engelleme amaçlı bir savaş hareketi idi. Dolayısıyla cihad şiddete şiddetle, kuvvete kuvvetle karşılık vermektir, bu da onu bazen savunmacı bazen de önleyici kılmaktadır.
Bütün bunların ışığında Seyyid Fadlallah cihadın kendini savunma şeklindeki insani ve modern kavrayıştan farklı olmadığı neticesine varmaktaydı. Bu, insanın doğasında bulunan kendini savunma veya diğerlerine ani bir saldırı imkânı vermeme özelliğini yansıtmaktadır.
Öte yandan Seyyid Fadlullah cihada davet etmenin, her toplumda şiddete tevessül etmenin meşrulaştırılması olmadığını da vurgular. O, diğer insanlar karşısında başka durumlarda şiddet uygulamanın, o kişiler farklı din ve ırktan da olsalar yasadışı bir saldırı olduğuna inanır. İşin doğrusu, İslam’daki cihad kâfir karşısında değil savaşçı saldırgan karşısında güç uygulamaktır.
İslami Direniş Lübnan’ı Özgürlüğüne KavuşturduSeyyid Fadlallah’a göre eğer direniş tarihimizi okursak, İslami direnişin 2000 yılında Lübnan’ın özgürleştirilmesinde ve 2006 zaferinde belirleyici bir rol oynayan yegâne hareket olduğunu görürüz.
Seyyid Fadlullah bundan dolayı direnişe yapılan “vatansever olmamak” şeklindeki ithamları bir türlü anlayamıyordu. Bu suçlamaların karşısında pek çok soru işareti doğmaktaydı: Bir insan nasıl vatansever olurdu? Anayurdu özgürlüklerine kavuşturan ve bu yolda en sevdiklerini feda edenler mi vatan düşmanlarıydılar? Öyleyse vatanseverler kimlerdi? İç savaş esnasında ve sonrasında, sabık başbakan Ariel Şaron da dâhil olmak üzere İsrailli liderlerin işgale hazırlanmak ve bu küçük ülkedeki Filistin direnişini ezmek için Lübnan’ı ziyaret ettikleri bir dönemde İsrail ile işbirliği yapanlar mı vatansever idiler yoksa?
Bu nedenle Seyyid Fadlullah Şiilerin vatansever olmadıkları yönündeki bütün iddiaların temelsiz olduğunu vurgular. O’na göre Lübnan’daki Şiiler Lübnanlılık kimliklerine inanır ve bağlılık gösterirler ve Lübnan’ın çıkarlarına öncelik tanırlar; hatta öyle ki İsrail karşısında elde ettikleri zaferi bütün Lübnan’a, Arap ve İslam dünyasına takdim etmişlerdir.
Mezhepçi Rejim Fırkalar Arasında Uçurum YarattıHem genel birliğe hem de özel manada İslami vahdete çağrı yapan birisi olarak Seyyid Fadlullah politik hizipçiliğe elbette karşıydı.
Allame Fadlullah, Lübnan’daki fırkacı rejimin mezhepler arasında uçurum yarattığına ve bu boşluğa uluslararası güçler tarafından nüfuz edildiğine inanıyordu. Dahası, Lübnan’daki fitne politik mezhepçi durumun neticesiydi ve bu hal bazı diğer meselelerle ve belli başlı taraflar arasındaki problemlerle de katmerli hale geliyordu. Bunun sonucunda ise her bir mezhep diğerleri karşısında hâkim olmak amacıyla yabancı bir devletin himayesini arıyordu.
Fakat Seyyid Fadlullah Şii Müslümanların yabancı bir devletin Lübnan’ın iç sahasına nüfuz etmesine izin vermeyen tek topluluk olduğunu söyler. Şiiler bütün mezheplere açıktılar. Seyyid Musa Sadr’ın tecrübeleri bu açıklığın en iyi delili idi. Seyyid Musa Sadr bütün fırkalara açıktı ve tüm hiziplerden insan kabul eden “Mahrumlar Hareketi”ni kurmuştu. Bu nedenle, Şii topluluğu diğerlerin aksine kendi amaçlarına ulaşmak için yabancı devletlerin himayesine başvurmadı.
Amerikan Politikası İçinde Hiçbir Hayır Bulunmayan ŞerdirSeyyid Fadlullah’ göre Amerika’nın dünya egemenliğini arzulayan politikası, içinde hiçbir hayrın olmadığı şerden ibarettir. Bu, İsrail’in Lübnan’dan Filistin’e Müslümanlar karşısındaki bütün savaşlarına mutlak destek veren ABD desteğinde açığa çıkmıştır.
Irak’ta da Amerikan politikası kendi kendini ifşa etmektedir: Amerika’nın Irak karşısındaki savaşı bir yönüyle bölgede İsrail ile rekabet edecek bir gücün oluşmasına engel olduğu için Siyonistlerin çıkarınadır. Seyyid Fadlullah “Irak, sahip olduğu ekonomik, insani ve bilimsel potansiyel ile bu pozisyonu alabilecek konumdaydı ama Iraklı diktatörün politikaları Amerikalılara bütün bu potansiyeli yok etme fırsatını verdi” diyordu. Öte yandan ABD Irak petrolüne el atarak dünyanın enerji kaynaklarını kontrolde önemli bir adım atmak istiyor. Aynı zamanda AB ve Japonya gibi potansiyel rakiplerini de tuzağa düşürmenin ve kuşatmanın peşinde.
Bütün Amerikan ve İsrail Malları Boykot EdilmeliSeyyid Fadlullah ABD ve İsrail mallarına yaptığı boykot çağrısı ile de ünlüydü. Amerikalılar, İsraillilerin eliyle her gün onlarca Filistinliyi öldürüyorlardı ve hiçbir zaman da Iraklıların, Arapların veya Müslümanların çıkarlarını düşünecek değillerdi.
O’na göre bütün Amerikan ve İsrail malları Amerikan ve İsrail çıkarları karşısında caydırıcı bir güç olabilecek şekilde boykot edilmeliydi. Bu boykot, iki devletin ekonomilerinin de ciddi bir tehlike içersinde olduğunu hissedebilecekleri kahredici bir eğilim halini almalıydı.
Seyyid Fadlullah’ın Okulu ÖlümsüzdürBu yazı Seyyid Fadlullah’ın direniş, ABD ve İsrail tehditleri ve Lübnan ile ilgili ana düşüncelerinin özetlenmesi çabası idi.
Kısacası, Seyyid Fadlullah yetiştirdiği taraftarlarının ve öğrencilerinin yanı sıra bir inançlar ve düşünceler okulunun da banisi idi. Bu okul İslam’ın temel davalarına, cihad ve direnişe bağlı kalacaktır ve bölgeyi tehdit eden bütün yabancı güçlerin karşısında yer almayı sürdürecektir.
Büyük Ayetullah Seyyid Muhammed Fadlullah, bu görüşleri ve cümleleri ile kendisini tanıma şansını elde eden kişilerin gözünde yüce bir şahsiyet olmayı sürdürecek ve düşünceleri bir nesilden diğerine aktarılarak yayılacaktır.
Al Manar'da yayınlanan bu analiz Kemal Saral tarafından Velfecr için çevrilmiştir.VELFECR