Şeyh Ahmet Yasin’in bu dünyadan göçüşünün üzerinden 6 sene geçti ama hala bu felçli beden karşımızda duruyor. Onunla yaşamış olan ondan ayrıldığına üzülüyor ve kavuşma arzusuyla ağlıyor, onunla yaşamamış ama onu duymuş olan kişi ise; onunla karşılaşamamış olmasına feryat ediyor, onunla yaşama, oturma, eğitimini dizinin dibinde yapma şerefine nail olamadığına yanıyor.
Ayrılığın üzerinden 6 sene geçtikten sonra ben, ondan ve onun arkadaşlarından İslami çalışma hakkında öğrendiklerimi ve modern Filistin tarihi kitaplarında okuduklarımı şöyle bir yokluyorum… Özellikle de Haziran felaketinden sonra Şeyh Ahmet Yasin’in Gazze’de bir elin parmaklarını geçmeyen az sayıdaki takımıyla, İslami hareketin vaziyetine nasıl yeniden çeki düzen vermeye başladığını hatırlıyorum… Bugün onun hareketine ve sistemine bakıyor ve bu hareketin nitelik, nicelik, saygınlık, eylem ve ilke olarak dünyayı doldurduğunu görüyorum…
Şu sözleri söylemek bize yaraşır: Ey Şeyhimiz! 60 senelik ekim, sulama, bakım, çaba, ter, ve seneler, şehirler, fedakarlıklar arasındaki geçişlerden sonra ektiğin fidan büyüdü, kök salıp ulu bir çınar oldu. Muhammed’in (s.a.v.) ve peygamberlerin yürüyüşünü örnek almak inancımızın ve dinimizin bir parçasıdır, şereftir.
Bu gerçeği ve tarihi incelediğimde Resulullah’ı Mekke’den tek başına, kovulmuş, dini ve inancıyla kaçarken görüyorum. Çalışma, fedakarlık, imar ve planlamayla geçen 8 seneden sonra Mekke’yi büyük ve yüce bir orduyla fethediyor. Bunun üzerine Mekke lideri Ebu Süfyan Resulullah’ın amcası Abbas’a şunları söylüyor: Ey Abbas! Kardeşin oğlunun otoritesi büyüdü!!! Tarih tekerrür ediyor. Fikirler, ilkeler ve onlar üzerindeki çıkarımlar birbirine benzediğinde aynı olaylar tekrarlanıyor, zamanlar ve şahsiyetler farklılaşsa bile sonuçlar değişmiyor.
Şeyh Ahmet Yasin bütün bir ümmete yüce manalar, tavırlar, kaynağını İslam’dan alan bir yaşam metodu bıraktı; çalışma, anlama, cihat, fedakarlık, iman, çaba, kardeşlik, birlik ve sevgi ilkelerini beyinlerimize kazıdı. Israr, meydan okuma, zorlukları yenmede bize örnek oldu, sevenlerimiz, muhaliflerimiz ve düşmanlarımızla muamelenin temellerini bina etti.. Allah rahmet etsi, kendisi askeri çalışma, davet, kurumsal, hayır işleri, siyasi, güvenlik, örgütsel yapı, terbiye ve insanın oluşumunda okul, üniversite ve akademi gibiydi. O bir komutan ve lider olmasından önce bir eş, baba, dede ve komşuydu. Ahlakı Kur’an ve sünnet kaynaklıydı. Takipçisi olduğu kişiler peygamberler, salihler, sahabeler, hak ve hikmetti.
Bugün bu büyük ve çeşitli kuruluşlar onun filizinden dallanmıştır. Düşünce, kültür, direniş, cihat, mücahitler, siyasi eylem, ateşkes taktikleri, ittifaklar, sendika, belediye ve meclis seçimleri, nesilleri yetiştiren analar gibi her yerde kurulan bu mescitler onun filizindendir. Liderler, bakanlar, meclis üyeleri, hatipler ve eğitimciler bugün konuşur, plan yapar, özel ya da genel kararlar alırken şeyhlerinin fikri gücünü ve metodunu örnek alırlar, İslam, Filistin, ümmet ve Filistin halkına hizmet edecek uygun kararı almada onu özümserler.
Şeyh rabbine kavuştu ve halkının sabitelerinden ödün vermedi. Esirlerin hakkını, dönüş, Kudüs, bağımsızlık, tam bağımsız bir devletin kurulması hakkımızı isteyerek şehit oldu. Son nefesini oruçlu, alnı secdede, Kur’an okuyarak ve mescitte itikafa çekilmişken verdi. Bu, şeyhin bize bıraktığı hayat felsefesi, metot ve yoludur. Kim bu yolu sever onu ister ve iman ederse yapacağı şey ortadadır. Seven sevdiğine itaat eder.
Şeyhimiz arkasında ahlaki bir miras ve değerler bıraktı. Bunlardan işte bu tanıklık ettiğimiz filiz büyüdü. Bedenen aramızda olmasa bile ne bugün ne de yarın onu unutmayacağız. Allah’ın izniyle onun hareketi yok olmayacak, İslam’a ve metoda bağlılığıyla ayakta kalacak.
Şeyhimiz! evvelkiler ve sonrakiler içinde sana Allah’tan selam ve rahmet diliyoruz.: Yaptığımız dualar, zikirlerimiz, kulluğumuz, cihadımız, direnişimiz, sabrımız ve çalışmamız İslam ve Filistin içindir. Biz senin ektiğin filiziz. Allah’tan yaptıklarını ve yaptıklarımızı kabul buyurmasını diliyoruz.
Şehid Ahmed Yasin klibini izlemek için tıklayın
*
Filistinli yazar Hasan Ebu Haşiş'in bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi.