HİZBULLAH'IN 2006 ZAFERİNİN YILDÖNÜMÜNDE, HAREKETİN KURUCULARINDAN ŞEYH ŞEHİD RAĞIB HARB'IN ANISINA
ANNESİNİN DİLİYLE ŞEHİD RAĞIB HARBİslami rivayetlerde ve hadislerde “Cennetin annelerin ayakları altında olduğu” nakledilmiştir. İmam Humeyni (r.a.) de şöyle buyurmuştu: “Erkek miraca bir kadının eteğinden yükselir.” Şehid Rağıb Harb’in annesi, Cebşit köyünden bu fedakârlık timsali Lübnanlı kadın, Sekine Harb ile yapılan bu söyleşinin neticesinde kendisinin fedakârlık ve özveri ile mümin ve sorumlu gençler yetiştirerek bütün İslami değerlerin mazharı haline geldiğini anladık. Bu söyleşiyle Şehid Rağıb Harb’in gelişim merhaleleri ve düşüncelerinin şekillenme sürecine aşina olalım:
Kaç çocuğunuz var?Allah bana 12 çocuk verdi. 8 oğul 4 de kız.
Bunlardan kaçı şehid oldu?Abdullah 18 yaşında iken Sayda’nın doğusundaki Meğduşe bölgesinde şehadet mertebesine ulaştı. Diğer oğlum İbrahim ise elektrik çarpması sonucu can verdi. Şeyh Rağıb Harb ise İsrail uşakları tarafından 1984 yılında şehid edildi.
Şehid Rağıb kaçıncı çocuğunuz idi?İlk çocuğumdu. Hamileyken ona “Ali” ismini koymak istiyordum ama eşim buna karşı çıktı, “Rağıb” isminin konulmasında ısrar etti. Cebşit köyünde ismi Ali olan genç ve çocuk çoktu.
Bu ismi seçmesindeki neden neydi?Bilmiyorum. Fakat Harb ailesinin “Rağıb” adlı bir büyüklerinin onlarca yıl önce Fransız emperyalistleri ile savaşırken şehid olduğunu işitmiştim.
Şeyh Rağıb Harb doğduğunda neyi arzuluyordunuz? Nasıl bir evlat olmasını istiyordunuz?Rağıb’ın doğumu üzerinden daha iki hafta geçmişken tarladaki işlerin başına döndüm. Onu odada bırakıyor, kapıyı kilitleyip çıkıyordum. Arpa ve buğday öğütmek ve mahsulü kaldırmak için ailemin tarlalarına gidiyordum. Asıl mesleğimiz çiftçiliktir. Öğle olduğunda eve dönüyor ve çocuğumla ilgileniyordum. Biz çocuklarımızı böyle büyüttük. Etraflarında oturup kendimizi esirleri yapmadık.
Toplumsal durumunuz nasıldı?Allah’a şükürler olsun babamızın bir parça toprağı vardı ve üzerinde tarım yapıyorduk. Rağıb ise okula gidiyor, tahsile ilgi duyuyordu. Çocuklarım büyüdüğünde bu toprağın bir kısmını ayırdım ve onlar için ev yaptım.
Siz de Harb sülalesinden misiniz?Evet, anne ve baba tarafından Harb soyundanım.
Bu ailenizin erkeklerinin savaşçı olduğunu gösteriyor?Evet, öyle, hepimiz savaşkanız.
Şeyh Rağıb küçük çocukken nasıldı?Şeyh Rağıb daha küçük çocukken Allah’a kulluk etmeye başlamıştı. 12 yaşındayken dostlarını ve sınıf arkadaşlarını alır, toplu olarak köyün mescidine gider ve namaz kılarlardı.
İsrail Lübnan’a saldırdığında Şeyh Rağıb nasıl tepki verdi?Şeyh Rağıb saldırı günü Tahran ziyaretindeydi. Fakat haberi duyar duymaz Lübnan’a döndü.
Onunla köyün diğer gençleri arasında ne gibi farklar vardı?Şeyh Rağıb’ın özelliklerinden biri arkadaşlarına verdiği değerdi. Elinden bir şey gelmesi durumunda köyün gençlerinin yardımına koşardı. Bazen kendi işini ve hayatını gençlerin sorunlarını çözmek için bir taraf bıraktığını görürdüm.
İslami ilimleri öğrenmek ve Necef ilim havzasına gitmek istemesinin nedenleri neydi?
Merhum eşim dindar bir insandı. Oğlunun halkı bilinçlendirecek bir âlim olmasını istiyordu. Fakat bir gün babası ile tartıştı ve evi terk ederek Filistinli fedailere katıldı. Birkaç hafta sonra da ayağında çizmeler ve gerilla üniforması ile eve geri döndü. Kendisine bu sürede nerede olduğunu sordum. “Bu asker giysisi ve botlar da ne?” dediğimde Filistinli gerilla hareketine katıldığını söyledi.
Filistin direnişine katıldığında kaç yaşındaydı?Yaklaşık 15 yaşındaydı. Askeri eğitimini aldıktan sonra kendisine fedailerin güney Lübnan’daki karargâhlarından birine katılması için referans mektubu vermişlerdi. Kendisinden de kampa varmadan mektubu açmamasını istemişlerdi. Fakat işkillendiği için mektubu açıyor ve okuyor. Mektupta ne yazdığını bilmiyorum. Fakat Şeyh Rağıb mektubu yırttı ve eve dönerek Filistinli fedailere katılmaktan vazgeçti.
Kararından dönmesinin nedeni neydi peki?Aradan bir hafta geçtikten sonra Filistinliler onu geri çağırdılar ve yokluğunun nedenini sordular. Şeyh Rağıb cevabında “Ayakta bevleden ve taharet almayan gençler Filistin’i özgürlüğüne kavuşturamazlar. Dini ölçütleri umursamayanlar Filistin’i kurtarmaya layık değillerdir” demişti.
İşte o sıralarda babası onu Beyrut’un doğusunda bulunan Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah’ın medresesinde dini ilimler tahsil etmeye gönderdi. Beyrut’ta bir süre tahsil gördükten sonra Necef şehrine gitti ve Şehid Ayetullah Seyyid Muhammed Bakır Sadr’ın medresesinde ders görmeye başladı.
Necef-i Eşref’teki derslerinden memnun muydu?Hem de çok. Çok mutluydu. Lübnanlı talebelerin çoğu, yaz tatillerinde ülkelerine dönüyorlardı. Bana sonradan anlattığına göre o yıllardan birinde kendisi de Baas Partisi üyesi olan Necef valisi Lübnanlı talebelerle bir araya gelmiş ve Irak devletinin Necef’teki yabancı talebelerin işlerini eline alacağını söylemiş. Celsede bulunan Şehid Rağıb Necef valisine “Siz bu konuşmalarla bizi kandırmak istiyorsunuz. Niçin bazı talebeleri tutukladınız öyleyse?” diyor. Necef valisi de bu nedenle Şeyh Rağıb’a kafayı takıyor. Lübnan’a döndüğünde Irak’a dönmemesi uyarısı geliyor. Baasçılar evini basmış ve tüm eşyasını altüst etmişler. Rağıb bunu öğrenince Necef’e dönmekten vazgeçiyor ve tahsilini Beyrut’taki medreselerde sürdürme kararı alıyor. Beyrut’un doğusundaki yoksul mahallesi Neba’daki Falanjistler de kendisi için sorun oluşturduğundan sonunda Cibşit’e dönüyor.
Anlattıklarınızdan Şeyh Rağıb Harb’ın gençliğinde pek çok sorunla yüz yüze geldiği anlaşılıyor. Siz Necef ve Beyrut’a gitmesine veya Cibşit mescidinde ateşli hutbeler vermesine engel olmuyor muydunuz?Hayır. Oğlumun yorulmak bilmez ve sürekli mücadelesi beni mutlu ediyordu. Mümin ve halkın dertlerine duyarlı bir oğul bağışladığı için Allah’a şükrediyordum. İsrailliler Şeyh Rağıb’ı tutuklamak için evine saldırdıklarında ben de evinde idim. Şeyh evin arkasındaki tarlaya kaçtı ve meyve ağaçları arasında saklandı. Peşinden koştum, ayağım otlara takıldı ve yere kapaklandım. Sonunda ona yetiştim ve “İsrailliler seni bırakmayacak, bir süreliğine Beyrut’a git ve gizlen!” dedim. Fakat o kabul etmedi. Seçtiği yoldan razı idi, bundan dolayı onun için endişelenmiyordum.
Sizinle meşveret eder miydi, kararlarında babasına danışır mıydı?Babası sağ olduğu müddetçe onunla istişare ederdi. Ben ev işleri ve çocuklarımın terbiyesiyle meşgul idim.
Babası vefat ettiğinde Şeyh Rağıb kaç yaşında idi?Babası 50 yaşında vefat etti ve Rağıb o günlerde 23 yaşındaydı.
Klasik eğitimini niçin tamamlayamadı?Liseye kadar okudu fakat devlet okullarının eğitim programlarına ilgi duymuyordu. Öğretmenlerine Fransızca öğrenmek istemediğini, Fransa’nın emperyalist bir ülke olduğunu söylüyordu. İslami ilimleri öğrenmek istiyordu. Bu nedenle de Necef-i Eşref’e gitti. İlk gençlik yıllarından itibaren dini meselelerle çok ilgiliydi.
Oğlunuzun mescit ve Hüseyniyelere gitmekle yetinmediği ve evinde kültürel-siyasi faaliyetler yürüttüğü söyleniyor. Bu durum sizin günlük hayatınıza engel olmuyor muydu?Asla… Mesela Necef valisi ile ağız kavgası yaptığı zaman Irak rejimi oğluma suikast düzenlemesi için Lübnan’a birisini gönderdi. Bu ajan misafir ve dost kılığı altında evimize geldi ve Şeyh Rağıb bir ay boyunca bu kişiyi ağırladı. Evin teras katında bir çadır kurmuştum, yaz gecelerinde gençler ve Şeyh Rağıb’ın dostları onun gölgesinde sohbet ediyorlardı. Bir gün baktık ki Iraklı ortadan kaybolmuş. Çocuklarım dama çıkarak onu aradılar fakat izine rastlayamadılar. Vedalaşmadan evden ayrılan bu ajanın halının kenarına bıraktığı bir mektup gördüler. Bu mektubunda Şeyh Rağıb’a hitaben şöyle diyordu: “Irak rejimi beni sizi öldürmekle görevlendirdi. Fakat size misafir olduğum bu esnada böyle bir cinayetin affedilmez bir günah olduğunu anladım. Sizi öldürmeyi caiz bilmedim. Fakat kendinizi koruyun. Bu görevi başkalarına vermeleri mümkündür.”
Siz bu adamı tanımış mıydınız?Kendisini Saddam rejiminin hışmına uğramış Iraklı biri olarak tanıtıyordu ve oğlumdan yardım rica etmişti. Şeyh Rağıb, Şehid Ayetullah Bakır Sadr’ın Baas Partisini tekfir eden fetvasından dolayı Lübnan’daki Baas taraftarları ile şiddetli bir mücadele içersindeydi. Bu sebeple de Saddam rejiminin öfkesini çekmişti. Lübnan Yüksek Şii Meclisinin başkan yardımcısı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile Arabistan’a Hacca gittiği seferlerinden birinde Cidde Havaalanındaki güvenlik görevlileri Şeyh Rağıb’a “kendisine dikkat etmesini, zira Suudi istihbaratının, Saddam rejiminin bazı Lübnanlı âlimleri öldürmesi için Arabistan’a adam gönderdiğini öğrendiğini” söylemişlerdi.
Oğlumun böyle bir makama ulaştığını öğrendiğimde bütün varlığımla mutlu oldum. Allah’a Şeyh Rağıb’a iyi bir terbiye aldığı, takvalı ve salih bir kul olduğu için şükrettim. Oğullarım izzet ve onur kaynağımdır benim.
Diğer çocuklarınız, özellikle Şeyh İsmail Harb ve Halil Harb, kardeşlerinin yolunu sürdürüyorlar mı?Evet sürdürüyorlar. Diğer çocuklarımın da bu yolun yolcusu olmalarından dolayı Allah’a şükürler olsun. Salih ve direnişçi gençler hepsi de. Torunlarım da böyle.
Şeyh Rağıb kaç yaşında evlenmişti?Oğlum 17 yaşındayken amcasının kızı ile evlendi. Bir gün babasının yanına geldi ve amcasının kızını sevdiğini ve onunla evlenmek istediğini söyledi. Babası da buna hemen razı oldu.
Size de danıştı mı?Evet, benim fikrimi de sordu, ben de onu tebrik ettim.
Şeyh Rağıb’ın kaç çocuğu var?7 tane. 2 oğul 5 kız. En son çocuğu babasının şehadetinden 4 ay sonra doğdu ve “Rağıb” ismini aldı.
Farsnews'te yayınlanan bu röportaj Kemal Saral tarafından Velfecr için çevrildi.VELFECR