Foreign Policy analistlerinden Marc Lynch, Özgür Suriye Ordusu'nu silahlandırma girişimlerini vegerekçelerini anlatan bir yazı kaleme aldı.
ÖZGÜR SURİYE ORDUSU'NDA SİLAHLANMA MODASI
Marc Lynch
Son birkaç gün içinde John McCain ve Elliot Abrams’tan, Foreign Policy’den Daniel Drezner’e kadar pek çok politikacı ve analizci “Özgür Suriye Ordusu’nda silahlanma modası” konusuna yoğun ilgi gösteriyor. Neden bu şekilde olduğunu anlamak kolay… BM Güvenlik Konseyi’nin başarısızlığı, politik bir geçiş sağlayabilecek diplomatik çabaları engelledi ve Beşşar Esed rejiminde açık bir şekilde şiddetin artışını tetikledi. Humus’ta ve başka yerlerde tüyler ürperten ölü ve yaralı görüntüleriyle birçok insan bu vahşeti durdurmak için bir şeyler yapmak istiyor. Ancak askeri müdahale seçeneklerine dikkatle bakan hemen herkes, ne hava saldırılarıyla ne de güvenli alanlar oluşturmakla böyle bir operasyonun başarıya ulaşmasının pek olası olmadığını hızlıca fark ettiler ve şükür ki kimse karadan girmeye niyetli olduğunu da ifade etmiyor.
Beklendiği gibi, birkaç hafta önce Özgür Suriye Ordusu’nu silahlandırma, bu nedenle birçokları için çekici bir seçenek olarak ortaya çıkmıştır. Özgür Suriye Ordusu’nu silahlandırma yanlılarının iddialarına göre, içeride bulunan Suriye muhalefet güçlerine gelişmiş silah, iletişim ve diğer destekleri sağlamak, askeri bir denge oluşturabilir ve onlara Esad rejimine karşı savaşma şansı verebilir. Bu onların güvenlik güçlerine karşı halkı ve şehirlerini korumalarını kolaylaştıracaktır. Esad rejimiyle mücadele edilmesi ve Esad rejiminin çöküşünün hızlandırılması için onlara izin verilebilir. Bölgedeki pek çok Suriyeli böyle bir yardım istiyor. Ve tüm bunlar, Batılı askeri müdahalenin riskleri ve maliyetleri olmadan yapılabilir.
Amerika Birleşik Devletleri oyuna katılmaya karar versin ya da vermesin, Suriye’nin gittiği yerin burası olduğunu düşündüğümü çoğu kez ifade ettim. (Şimdiye kadar verilen bilgilerde Amerika’nın bu plana katılmayacağı belirtilse de, muhtemelen üzerinde tartışılan bir seçenek.) Kötü durumda bulunan Suriyeli insanlara yardım etmenin yollarını bulmayı ben de istiyorum. Ve bunun neden cazip bir seçenek olarak göründüğünü tamamen anlayabilirim. Ama böyle bir politikaya atlamadan önce insanların Özgür Suriye Ordusu’na silah akıtmanın etkilerini çok daha dikkatli düşünmesi gerekir. Sorulması gereken soruların bazıları burada...
Öncelikle, kimin tam olarak silahlandırılacağı? Suriye muhalefetinin çok yıllık-derin sorunu, parçalanmış, düzensiz ve yüksek oranda lokalize kalıyor olması. Bu değişmedi. Özgür Suriye Ordusu bir kurgu, çeşitlilik için uygun bir posta kutusu ve yerel çatışma gruplarının örgütsüz kolleksiyonu durumundadır. Şüphe yok ki bu gruplar daha etkin bir şekilde kordine olmak için uğraşıyorlar ama derinden bölünmüş durumdalar. Dayanışma için yapılan tüm doğrulamalara rağmen, medyada Özgür Suriye Ordusu içerisinde tekrar eden bölünme ve çatışmalar ortaya çıkarken, Suriye Ulusal Konseyi ve Özgür Suriye Ordusu ortak çalışabildiklerine dair az belirti gösteriyor.
Peki, bu silahlar tam olarak kimden sağlanacaktı? Ne olacağı hakkındaki düşüncem; yabancı güçlerin kendi müttefiklerini ya da vekillerini silahlandırmak için acele edecek olmaları yönünde(ya da zaten öyle yapıyorlar); Birleşik Devletler’in seçmek istediği hangileridir? Selefi cihadın silahlı muhalefete karşı rolü hakkındaki iddalar muhtemelen abartılıyorken; gerçekte silahlandırılacak olan kişilerin kimlikleri, özlemleri veya bağlantılarıyla ilgili çok az şey biliyoruz.
İkinci olarak, silah sağlanması Suriyeli muhalifleri nasıl etkileyecek? Batılı silahlara ve teçhizata erişim, dağıtım şebekelerinin kontrolünü kazananların siyasi konumunu güçlendirecek değerli bir kaynak olacaktır. Bu kaynaklar için yapılan rekabet, parçalanmış muhalefetin birleşmesini teşvik ediyora benzemiyor; tam tersi onların bölünmesini kolayca alevlendirebilir. Dahası, savaşan gruplar siyasi güç kazanırken şiddete başvurmamayı savunanlar ve politik stratejilerle ilerlemeye çalışanlar marjinalleşecektir. Savaşan grupların siyasi özlemleri askeri güçleriyle birlikte muhtemelen artacak. Askerileşme ve daha iddialı hedeflerin birleşimi, herhangi bir politik çözümün yapılması ihtimalini muhtemelen azaltacaktır. Ve bu kendi gelecekleri için korku haricinde Esed ile kalan Suriyeli tarafsız kimselerin korkularını arttırabilir.
Üçüncü olarak, silahlarla elde edilmek istenen ne? En az üç yanıt görebiliriz. Belki de onlar rejimin saldırılarını durdurmak ve sivilleri korumak için savunmacı olmayı kastediyorlar. Ama silah akışı bir kere başladığında bu nispi pasif amaç, sağlam bir bitiş noktası gibi görünmüyor. İkinci bir olasılık da, isyancılara güç vererek rejimi savaş alanında yenmeyi ve onları devirmeyi kastetmeleri olabilir. Fakat bu pek realistik bir olasılık gibi görünmüyor çünkü rejim güçlerinin lehine olan muazzam dengesizliği tersine çevirmek için önerilenden çok daha fazla ateş gücü gerekli.
Üçüncü bir olasılık da, Esed’in kazanamayacağını anlaması için, Esed’i pazarlık masasına zorlayacak yeterli güç dengesini oluşturmayı kastetmeleri olabilir. Fakat iç savaşta tırmanan şiddet böylesi görüşmeleri politik olarak çok zor hale getirecektir. Silah sağlanması, muhtemelen uzun süreli bir askeri çıkmaz oluşturmak niyetiyle yapılmıyor fakat bu en olası sonuç olarak görünüyor. Gerçekleştirmeyi umduğumuz amaç bu mu?
Dördüncü olarak, Esed ve muhalifleri, muhalefetin silahlanmasına nasıl cevap verecek? Muhtemelen yenilgisini fark etmesi an meselesi olacak ve bunu telafi etmek için de acele edecektir. Daha da muhtemel olanı, onların bu durumu kendi saldırılarını arttırmak, daha büyük bir cephanelik konuşlandırmak ve şimdiye kadar uluslararası eylem eşik değerinin altında kalmak amacıyla koymuş oldukları tüm kısıtlamalardan kurtulmak için lisans olarak kullanmasıdır. Ayrıca muhalefetin destekçileri bir kez bunu açık açık yaptıktan sonra Rusya, İran ya da bir başkasının Esed’e taze silah ve yardım temin etmesini durdurmak da zor olacaktır. Nispi olarak zayıf durumda bulunan muhalefete silah temin etmek var olan askeri eksikliğin mutlaka kapanacağı anlamına gelmez; bu sadece aynı eksikliğin daha ileri askeri çatışmalara sevk edilmesi anlamına gelebilir.
Beşincisi, silah sağlanması çatışmayı çözmede başarısız olduğunda ne yapacağız? Silahlı muhalefet doğrudan askeri bir müdahaleye alternatif olarak görülüyor. Bu durum krizi nispeten hızlı bir şekilde çözmekte başarısız olduğunda- ki büyük olasılıkla başarısız olacak- sonrasında kaçınılmaz olarak Libya’da gerçekleştirilen hava saldırıları gibi Batılı askeri desteğin arttırılması için yeni talepler olacaktır. Diğer bir deyişle, bir kez başarısız olunduğunda askeri müdahaleye alternatif olan durum böylesi bir müdahalenin yolunu açacaktır.
Son olarak, Esad düşerse ne olacak? Silahlı muhalefet grupları Suriye’nin geleceğini şekillendirmede baskın bir konuma gelecek ve sonrasında bu grupların terhis edilmesi yahut silahsızlandırılması muhtemelen kolay olmayacaktır. Suriye Devleti’nin ani bir çöküşüyle bu silahlı gruplar güvenlik boşluğu ve birikmiş korku ve öfke arasında faliyette bulunacak. Bu da güzel bir resim değil.
Kendi yasallığı ve geniş bölgesel güvenlik açısından etkileri de dâhil olmak üzere silahlı Suriye muhalefeti gibi “en kötü” seçeneğe atlamadan önce sorulması gereken başka sorular da var. Ancak yukarıda bahsetmiş olduğum bu altı madde en azından tartışmaların yoğunlaşması için yeterli. Silahlı Suriye muhalefeti askeri müdahale için ne ucuz ne de etkili bir alternatif ve “birşeyler yapmak” için zararsız bir yol da değil. Ne Esed rejiminin bitmesi için ne de Suriyeli halkın korunması için garanti verebilir. Daha çok uzun süreli bir çıkmaz oluşturacak, şiddeti arttıracak, daha fazla bölgesel ve uluslar arası müdahaleler ve doğrudan askeri müdahale için nihai bir çağrı. Amerika Birleşik Devletleri rol alsın ya da almasın muhtemelen olacak olan bunlar; ama en azından neyin içerisine girdiğimizi bilmeliyiz.
