Bu konuda söyleyecek sözü olan, nüfuzu olan birçok öncümüz, aydınımız, hocamız vardır. Hiçbir tüzelliğe, nüfuza sahip olmamama rağmen ümmetin bir ferdi olarak bir şeyler söyleme ihtiyacını kendimde hissettim.
Bizde bir deyim vardır, Kürtçesini yazamadığımdan Türkçesiyle yazarak söyleyeyim. “Herkes kekliğe düşman keklikte kendisine düşman” bütün dünya Müslüman’a dolayısıyla İslam’a düşman, Müslüman da kendisine düşman!.
Hareket alanı İslam coğrafyasındaki halklar. Halkların bu hareketlerine isim veren batılılar, verdikleri isim: “Arap baharı” olarak nitelendirdikleri halk ayaklanmaları. Sadece batılılarca verilmiş olan ismi bile düşünmüş olsak sanırım Müslümanlar olarak nerede olduğumuzu anlamış oluruz.
Bu hareketlenmeler sonucu mısır başta olmak üzere birçok diktatör hak ettikleri sonuçla sonlandılar. Bütün bunlar olurken bedelleri de çok ağır oldu/oluyor. Her gün yüzlerce insan rejim güçleri tarafından katlediliyor, yerleşim yerleri yakılıp yıkılıyor. Bu katliamlar olurken en fazla sevinen hiç şüphesiz silah tüccarlarıdır.
Batılı silah tüccarları keyifle silahlarını satarken onların siyasi uzantıları ise bölgedeki alevin artması için her türlü oyunları sergilemektedirler. Dikkat ederseniz şu anda sadece ve sadece Müslüman halkların kanları akmaktadır, daha da acısı bu kanın dış müdahaleden ziyade halkların kendi kendilerini katletmeleriyle sürmektedir.
Bütün bunlar olurken, dünya Müslümanları ümmet bilincinden yoksun bir halde gelişmeleri eli kolu bağlı olarak izlemekle yetinmektedirler. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Türkiye’deki İslami camianın önde gelen bir takım şahsiyetleri, görüş ayrılığı içerisinde birbirlerini karalama propagandasına kapılmış gidiyorlar. Beyler aklınız başınıza alın ben haklıyım, biz haklıyız hastalığından sıyrılın şeytan ve taraftarlarını memnun edecek davranışlar içerinde bulunmayın!.
Yaptıklarınızın sadece ve sadece sizler de dâhil tüm İslam düşmanlarının ekmeklerine yağ sürmekten başka bir işe yaramıyor. Sizler kendi aranızda haklılık mücadelesini vereceğinize Ortadoğu ülkelerini kasıp kavurmakta olan batılı, Siyonist işgalin son bulması için verirseniz sanırım daha iyi sonuçlar alınmış olur, bu kadar da Müslüman kanı akmamış olur.
Ne acı ki, Türkiye’deki İslami camia bu konuda yerinde sayarken, emperyalistlerin ortaya attıkları en ufak bir tartışmayı Müslümanlar gündemlerine almamaları gerekirken birbirlerini karalamada kullanmaktadırlar. Buna hakkınız yok, yapmış olduklarınız ne Allah’ın nezdinde, nede bilinçli ve şuurlu Müslümanların yanında da hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan bu tartışmalara, karalamalara, sataşmalara bir son verin.
Bu dava insanlığın davasıdır, her şeyden önemlisi ümmetin davasıdır. Hiçbir gurubun yapılanmanın hareketin STK’nın davası değildir. Müslüman bireyler olarak bu meselenin neresinde olduğumuzu, nerede durmamız gerektiğini bilmemiz lazım.
Akan insan kanı, ölen Müslüman, o halde komplo teorileri üreterek bu katliamları yapanların, bu silahları üretenlerin işlerini kolaylaştırmak yerine birlik beraberlik ümmetin selameti için vahdet içerisinde davranmamız lazım.
Şu anda Ortadoğu halkları üzerinde oyunlar oynanmakta mıdır? Oynanmaktadır…
Bu oyunun içerisine Türkiye çekilmekte midir? Çekilmektedir…
Başta ABD ve müttefikleri İsrail Siyonist rejiminin çıkarlarını korumak, İsrail’i bölgenin en güçlüsü haline getirmek midir? Getirmektir.
Ürdün, Mısır, Libya, Tunus vs. ülkelerde binlerce kayıp verilerek zalim rejimler devrildi mi? Devrildi.
Son olarak Suriye Baas rejimine karşı başlatılan halk ayaklanmasına karşı zalim Esad yönetimi tüm güçleriyle katliamlar yapmakta mıdır? Yapmaktadır.
O halde Kur-an:
“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa:75).” Buyuruyor mu? Buyuruyor.
Sizler birbirinizi eleştirir, tenkit eder, hakaret eder, sataşırken katliamlar olanca hızıyla devam ediyor mu? Devam ediyor.
Sizler(tartışmanın Türkiye ayağı içinde bulunanların tamamı) kerameti kendinden makullük yaparken teoriler üretirken geliştirirken insanlar katlediliyor mu? Ediliyor…
Yine sizler birbirinizi şuculuk veya bucukla suçlarken itham ederken, halkın önemli bir kısmı sizin bu kısır çekişmelerinizden dolayı kimin haklı kimin haksız olduğunu bilmiyor olması ümmet açısından büyük bir kayıp olmadığını söyleyebilir misiniz?..
Bahse konu ettiğiniz İran, Lübnan Hizbullah’ı ve Suriye yönetimi ilişkileri, Şia-Sünni üzerlerinden yapmış olduğunuz tartışmaların ne size, ne insanlığa nede hiçbir Müslüman’a faydası yoktur…
Şeytan ve taraftarlarının en fazla hoşlandığı şey sanırım şu anda İslami gurupların yaptıkları çekişmelerdir.
“Allah'a ve Resulü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.(Enfal:46)
Devrilen diktatörlerin değişen rejimlerin hepinizin arzuladığı İslami bir sisteme, Müslüman bir yöneticiye sahip olmaları için ne yapabildiniz, ne yapıyorsunuz? Bu konularda hazırlıklarınız var mı(ki, olmadığı ortadadır), bir şeyler yapmış gibi görünüp halkın beklediği değişime engel olmaya mı çalışıyorsunuz? Etmeyin beyler yazıktır, günahtır, vebaldir. Sonra bunun hesabının altından kalkamazsınız.
Bu konuda söz sahibi nüfuz sahibi olan alimlerimiz, hocalarımız, STK’larımz lütfen rabbimizin şu buyruğunu yerine getirin yoksa yarın çok geç olabilir!.
“Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever. Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat:9–10)”
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.
a_h_almali@mynet