İslami şura Meclisi Üyesi Ali Mutahhari, Press TV'ye yaptığı açıklamada, İran muhalefetinin İran halkını kandırdığını söyledi.
İran’da hükümet ile muhalefet karşısında tarafsız ve adil duruşuyla öne çıkan Ali Mutahhari’nin bir grup önde gelen şahsiyete hitaben yaptığı ve Press TV’de yayınlanan sorulu-cevaplı konuşmasını sunuyoruz:Soru: Muhalefet liderlerinin 12 Haziran 2009 seçimleri sonrasındaki tavrı ne anlama geliyordu, muhalefet eylemlerine niçin son verdi?Mutahhari: Onlar çok öncesinden bir hata yaptılar, onların seçimlerde hile yapıldığı yönündeki iddiaları yanlıştı, ayrıca onların halkı sokaklara dökme çağrıları da yanlıştı. Onlar 15 Haziran’da protesto eylemlerine katılanların kendilerini sonuna kadar destekleyeceklerini sanıyorlardı. Bu protesto eylemlerine katılanların büyük bir kısmı gerçekten seçimlerde hile yapıldığına inanmıştı. İran içişleri bakanlığı ve İran Güvenlik konseyi gereği gibi hareket etme noktasında başarısız kaldı. İnsanların bir kısmı seçimlerde hile yapıldığını düşünerek protestolara katılmış, bunu bir hak arama eylemi olarak görmüşlerdi. Muhalefet liderleri de bu noktada İslam karşıtı slogan atanlardan yollarını ayırmalı, hükümetin meşruiyetini baştan tanımalıydı. Onlar ayrıca ülkenin gelecekteki politik yapısına büyük bir etkiye sahip olabilirlerdi.
Soru: Peki, muhalet liderlerinin gelecekte de eylemlerini sürdürmeyeceklerine dair bir garanti var mı?Mutahhari: Bu tür tepkilerin büyük bir kısmı kendi aşırılarımızdan kaynaklanmaktadır. Örneğin, aileler oğullarının dövüldüğünü veya incitildiğini gördüklerinde doğal olarak tepkilerini gösterirler. İnanıyorum ki, bu gibi insanlara adilane bir şekilde muamele edilmesi durumunda doğru yola döneceklerdir. Birtakım üst düzey yetkililerin temsilcilerini bu kişilerle görüşmeye göndermeleri gerekiyor.
Soru: Düzenin Yararını belirleme Konseyi tarafından önerilen seçim konseyi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?Mutahhari: Bu fikir Düzenin Yararını Belirleme Konseyi tarafından ileri sürülmedi. Bu fikrin kaynağı eski içişleri bakanı Mustafa Pur Muhammedidir ki, İslam İnkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’ye bu konudaki planını içeren bir mektup göndermişti. Bunun ardından İnkılab rehberi de bu planı düzenin Yararını Belirleme Konseyi’ne göndererek bu planı gözden geçirmelerini ve sonra da bunun sonucunu duyurmalarını istedi. Bütün kararlar inkılab rehberi taraından sonuca bağlanma durumundadır. Bu plan aynı zamanda İran meclisine de gönderilecektir.
Soru: İran halkı ciddi bir ekonomik sıkıntı içinde iken hükümet de paraları dış ülkelere gönderiyor. İran da ise diplomalılar bile iş bulamıyor.Mutahhari: Halkın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan dolayı diğer ülkelerdeki bir takım hareketlere parasal yardım gönderilmesi noktasında yakınmaları olabilir. Biz sadece kendi ülkemizin ulusal çıkarları peşinde olamayız. Asıl olan İslam’ın çıkarlarıdır ve bu çıkarlar ulusal çıkarlardan daha öncelikli ve önemlidir. Biz, “Hamas’a veya Lübnan’daki Hizbullah’a niçin para gönderiyoruz” diyemeyiz. Bu bizim İslami görev ve sorumluluğumuzdur. Eğer bu hareketler olmasaydı İsrail şu andaki sınırlarda olmayacak, ta bizim sınırlarımıza kadar dayanacaktı. Hatta İran kendilerine ait olduğunu bile iddia edeceklerdi.
Soru: Muhalefet liderleri noktasında sizin açık tavrınız ve duruşunuz nedir?Mutahhari: Bizim duruşumuz nettir. Bu muhalefetin sürdürülmesini kınıyorum. Ta başta kendilerine söyledim ve bazı mesajlar gönderdim. Bu muhalefetin önceden planlanıp planlanmadığını bilmiyorum. Benim kişisel kanaatim önceden planlanmış bir muhalefet değildi bu. Bu düşüncemi destekleyecek bazı nedenlerim var. Seçimler öncesinde Eski Cumhurbaşkanları Sayın Haşimi Rasancani ve Muhammed Hatemi ile görüşmüştüm. Onların bu noktada bir fikirleri yoktu. Ancak, kasıtlı olsa da olmasa da sonuç değişmiyor. Öyle ya da böyle, inkılabımızın itibarı bazı ülkelerde yara aldı, biz dünyada artık eskisi gibi değiliz. Tüm bunlara karşın muhalefet liderleri gittikleri yanlış yoldan dönmelidirler."
Press TV'den çeviren Ali Ammar