Lübnanlı analistlerden Luey Tevfik Hasan, Mısır İhvan-ı Müslimin hareketinin karşı karşıya kaldığı zorlukları yazdı.
MISIR'DA İHVAN EL MÜSLİMİN'İ BEKLEYEN ZORLUKLAR
Luey Tevfik Hasan(*)
“Çar’ın tacı onu baş ağrısından koruyamaz” (Rus atasözü)
Biz Mısır’daki İhvan el-Müslimin Cemaati hakkında konuşmak için buradayız. Bunu Mısır ile sınırlamak sadece sözü kısa tutmak için değil; aynı zamanda bu hareketin gerek fikir, gerek kültür, gerek ufki genişlik ve en önemlisi de siyasi olgunluk açısından her tarafta aynı seviyede olmadığını bildiğimizden bu meselede objektif olmamız gerekmiyor. Diğer taraftan objektiflik; başka ülkelerdeki İslami kuruluşların, Mısır’daki İhvan el Müslimin’in dört sıfatından dolayı yetişemediğini itiraf etmemizi gerektirir.
Birincisi: En popüler ve sokağa en yakın olanlar onlar…
İkincisi: En iyi organize olanlar onlar…
Üçüncüsü: Yukarıdakilerin bir sonucu olarak Ocak Devrimine aktif bir şekilde katılmaları ve daha sonra olayların sonuçlarını kendi hanelerine yazdıracak şekilde düzenleyebilme yetenekleri…
Dördüncüsü: Siyasi partiler içerisinde başlangıcından buyana Filistin meselesiyle en yakından ilgilenenler, yine Mısır İhvan Cemaatiydi.
Zor sayı: Yıllardan beri İhvan el-Müslimin Cemaatinin, Mısır denkleminin zor sayısı olduğu açıkça görülüyor. Bunun için Amerikan faydacı politikası, Camp David’den sonra aralarında çıkan farklılıkları göz ardı ederek kendileriyle sürekli temas halinde olmaya çalıştı. Bu, böylece Eylül 2001’e kadar devam etti. Obama’nın danışmanlarının tavsiyeleriyle, son zamanlarda yeniden başladı. Belki de bu, “Brookings Enstitü”sünün Amerikan ihtiyaçlarını karşılamak hakkındaki raporunda belirtildiği üzere, “baskı kampanyaları karşısında zayıflamayan bu Cemaatin olanakları için...” şeklindeki tespitinin neticesidir. Burada “Arap Baharı” akımları ile nasıl ilişki kuracağını bilen Amerikan düşünce tarzı açıkça ortaya çıkıyor.
Daha önce söylenilenlere dayanarak ABD’nin “açılım” çağrısı veya Amerikan raporlarında belirtildiği gibi İhvan’la “ karşılıklı anlaşma” için başka nedenler de ortaya çıkmaya başladı.
Birincisi: Güç eksikliği veya Washington’un üzerine bahse girebileceği “Liberal” kişiliklerin Mısır sokaklarındaki yetersizliği…
İkincisi: Ocak devrimi ile başlayan partizan ve ideolojik hesaplardan vazgeçerek aktif rol alan “İhvan el-Müslimin” Cemaatinin ılımlı tavrı, onları, –Amerikan raporlarına göre- Selefilerin “siyasi hayat üzerindeki etkilerini genişletmeleri”nin önüne geçmek için nitelikli hale getiriyor.
Üçüncüsü: Washington’un toplumun alt tabakalarına yakınlaşmak için “Mısır içinde Amerika’nın imajını artıracak popüler bir aktör” rolündeki bir gruba olan ihtiyacı...
Aynı zamanda bunun karşılığı olarak, Cemaatin de içerdeki siyasi rolünü güçlendirmek, dışarıda da kendisi hakkındaki olumsuz algıyı değiştirmek ve Türkiye’deki Adalet ve Kalkınma Partisi gibi kabul edilen bir oyuncu olmak için “Amerikan’ın yeni pozisyonu”na ihtiyacı var. Politikada her zaman görünen “karşılıklı menfaat” çerçevesinde İhvan da bölgede Amerika’nın kırmızı çizgilerini gözetmek durumunda kalıyor. Tabi bunların başında Camp David anlaşmaları geliyor…
Ama “Yukarıdan bakılan Roma, aşağıdan bakılan Roma’dan farklıdır.” Görünen o ki yönetime geçmeden önceki ayrıntılar, daha sonra gelecek olanlar için esaslara dönüşecek. Biz burada, bu Mısır cemaati hakkındaki inançlarımızı ciddiyetle gözden geçirelim. Ellerinde bulunan, Mısır’ın kalkınması için içtenlikle çalıştıkları projeleri hesaba katalım... Bunlarda başarısız oldukları taktirde halkın nazarında meşruluğunu kaybedeceklerinin farkındalar. Uzun yıllar boyunca dillendirdikleri sloganların içeriğine zarar gelecek gibi... Bunlar Mısır’ın tarihi ve coğrafi konumundan ayrı tutulamayacak zorluklardır. Washington, kendilerinin başlangıçtan beri amaçladıkları “Solcularla ve Hıristiyanlarla mücadeleleri”ne eşlik etmez; zaten bu geçmişte kalan bir şey… Şimdi ise tamamen farklı bir dönemden geçiyoruz.
Zorluklar:
Mısır’ın tarihi rolünün zorlukları, geçmişteki yükselişleri, Arap dünyasındaki liderliği, İslam alemine referans olması... Kendilerine yakın olanlar uzun zamandan beri bunların hepsinden endişe duyuyor… Bütün bunlar İhvan’ın karşılaşacağı zorluklardan sadece birkaçı... Aslında Abdunnasır’ın Temmuz devriminden sonra Amerika’ya karşı tarafsızlığına rağmen karşılaştığı aynı zorluklar... Bu tarafsızlık, Cemaatten(İhvan’dan) bazılarının Abdunnasır’ın çocukça bir solculuk yaptığını düşünmelerine sebep oldu, hatta bazıları ilk başlarda Abdunnasır’ı solculuğa uşak olmakla suçlar hale geldi.
Amerika’nın o zamanlarda komünizm dalgasının yeni adresine -başlangıç dönemi göz önüne alındığında Abdunnasır’ın kamuoyu önündeki konumuna- duyduğu ihtiyaçtan bahsedelim. Aralarındaki ayrılıklar şimdilerde Mısır’daki İhvan tarafından ortaya atılan aynı hususlardan kaynaklanıyordu. İhvan’ın resmi sözcüsü doktor Mahmut Gazlan’ın dile getirdiği gibi; Cemaat olarak bağımsızlıklarına, onurlarına, özgürlüklerine saygı göstermeleri, Mısır’ın içişlerine müdahale etmemeleri ve bunun yanı sıra bazı politikaları dayatmamaları şartıyla Amerika ile işbirliğine açık olacaklar. Bu başlı başına bir sorun çıkarmak için yeterlidir. Her şeyden öte herhangi bir tartışmayı göz önünde bulundurarak Dr. Gazlan’ın Amerika’dan talep ettiği “İsrail tarafına temayül etmemek ve adil bir tavır almak” fikri bile iç propagandaya kapı açar.
İkinci zorluk batısında Libya ve güneyinde Sudan fitneleriyle çevrelenmiş Mısır’ın coğrafi konumundan kaynaklanacak. Temel gıda ihtiyaçlarının bağlı olduğu Nil suyundan payına düşenle ilgili gelecekteki belirsizlik... İsrail’in, Mısır’ın arka bahçesi hükmünde olan Afrika’yı kasıtlı olarak ihlali... Böylece amaçları, Mısır’ın uzak yakın rolünü azaltmaya çalışarak şuradan buradan getirdiği üst düzeydeki yaşam gereksinimlerine saldırıp yarı aç, yarı susuz kalacak şekilde günlük endişeleriyle baş başa bırakmak...
Mısır’ın temel gıda ihtiyaçlarının güvenliği, karşılaşılacak ilk zorlukların en başında gelir. Bu zorluk, başlangıç noktası ve gerçek bir kalkınma için en temel esastır. Biz bir kez daha yukarıda söylediklerimize ve daha önceki makalemizde önerdiklerimize dönmeyi uygun görüyoruz.
İhvanın karşı karşıya kalacağı diğer bir zorluk ise Mısır’daki siyasi yelpazenin kendileri hakkında duydukları endişeler... Bu ciddiyetle anlaşılması gereken ve tarihi kökleri olan, göz ardı edilemeyecek kadar haklı bir meseledir. Fakat bu konunun samimi demokrasi oyunu bağlamında ele alınması şarttır. Bu endişe Mısır’ın istikrarını bir şekilde vurabilecek siyasi bir karmaşaya fırsat sunabilir. Bu ise başta Amerika ve hatta “İsrail” olmak üzere, hiç kimsenin kendilerine yakın olan Arap ülkelerinde görmek isteyebileceği bir şey değil. Diğer bir nokta ise İhvan, ülkedeki diğer güçlerin özellikle sol ve milliyetçi cenahın farkında olmalıdır, ta ki mecburiyetten başka taraflara -başka bir deyişle kendilerinin yakıtı olan çatışma ve kaosa- iki taraflı olarak kaymasın.
(*)Luey Tevfik Hasan
Lübnanlı yazar