Saadet Partisi Genel Genel Başkanı Kurtulmuş; 'Biz ne bir partiyi bölüp parçalarız ne de bir partinin yerine ikame oluruz' dedi.
Türkiye'nin demokratik haysiyetinin temizlenebilmesi için bütün darbelerle hesaplaşılması ve darbecilerin sembolik de olsa yargılanması gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, "12 Eylül darbesi siyasete, 28 Şubat darbesi ise milletin sosyolojisine bir müdahaledir.
28 Şubat'ın askeri liderleriyle neden hesaplaşılmıyor. Bu irade eksikliği ile asla sivil demokrasi sağlanamaz" diye konuştu.
Saadet ne böler, ne de ikame olurSaadet Partisi ile ilgili son dönemlerde ortaya atılan iddialara cevap veren Kurtulmuş, "Saadet Partisi ve şahsım hakkında binlerce makale yazıldı. Ben bu yazıların hangi hesaplarla yazıldığını düşünecek değilim. Yoksa yoluma devam edemem" şeklinde konuştu.
Saadet Partisi'ne sürekli olarak iki rol giydirilmeye çalışıldığını söyleyen Kurtulmuş, "Birincisi; Ak Parti zayıfladığında yerine Saadet Partisi geçer ve Ak Parti politikalarını devam ettirir. İkincisi ise Ak Parti'yi zayıflatır birkaç puan aşağı düşürür. Böylece hükümeti parçalar. Biz ne bir partiyi bölüp parçalarız ne de bir partinin yerine ikame oluruz" dedi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş dün Habertük ve CNN Türk yayınlarına katılarak gündeme yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilen Saadet Partisi Büyük Kongresine değinen Kurtulmuş, "Ak Parti'nin ciddi bir şekilde yorgunluğa düştüğü bir dönemde Saadet Partisi bir iktidar alternatifi oldu. Her çift listeli kongrelerde ufak-tefek tartışmalar olur. Kongre geride kaldı biz ileriye bakıyoruz." dedi.
Kongre sonrası partide kendisine yönelik 'İkinci Erdoğan' benzetmesine tepki gösteren Kurtulmuş, maksadını aşan sözlerin bir müddet sonra unutulacağını söyleyerek şöyle konuştu: "İhtirası olan böler büyük Türkiye iddiası olan bütünleştirir" diyen Kurtulmuş, "Benim vazifem itidalli davranış içinde bütünleştirmeye gayret etmektir." Saadet Partisi'nin yeni dönemi hakkında bilgi veren Kurtulmuş, "Toplumlar da insanlar da değişiyor. Biz de değişmeden gelişeceğiz. Çağın şartlarına göre değişim dinamiklerine ayak uyduracağız ama değerlerimizden taviz vermeyeceğiz. Hz. Mevlana'nın pergel metaforuna uygun şekilde davranacağız. Bir ayağımız değerlerimizde sağlam şekilde dururken diğer ayağımız bütün toplumu kuşatacak. Geniş yürekli olacağız ve ekonomiden dış politikaya kadar Yeniden Büyük Türkiye düşünden vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Küfürleşme bizim üslubumuz değilSaadet Partisi'nin AK Parti'ye yönelik sert muhalefet yapmadığı yönündeki bir soruya, "Sert muhalefet anlayışından küfürleşme kastediliyorsa ben hiçbir zaman böyle bir üslubu benimsemem" şeklinde cevap veren Kurtulmuş şöyle konuştu:
"8 yıldır AK Parti ile CHP birisinin ak dediğine diğeri kara dedi. En önemli meselelerde dahi birbirlerinin kapısını çalıp görüşmediler. Bizler siyasi partiler olarak en aykırı görüşlere sahip olabiliriz. Ama biz birbirimizin düşmanı değiliz."
Başbakan keşke BDP- MHP ile de görüşseydiKürt sorununa da değinen Saadet Lideri, 30 yıldır süregelen terörü, uluslararası terör siyasetinin en önemli sonucu olarak nitelendirdi. Başbakan'ın muhalefet liderleriyle görüşmesini çok olumlu bulduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Sayın Başbakan keşke BDP ve MHP ile de görüşseydi. Ben olsaydım görüşürdüm" ifadelerini kullandı.
Terör ve anarşinin yükseldiği zamanlarda toplumsal ve siyasal anlayışın kaybolduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, sonrasında meydana gelen toplumsal kamplaşmaların da darbeleri doğurduğunun altını çizdi. Bu suretle 12 Eylül günü yapılacak referandumun AK Parti'ye verilecek bir güvenoyu şekline getirilmemesi gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, "Referandumda evetciler- hayırcılar cephesi olmasın. Oyladığımız en nihayetinde bir anayasa. Toplumda bir kamplaşma vesilesi haline getirilmesin" şeklinde konuştu.
12 Eylül siyasete 28 Şubat sosyolojiye müdahale etti12 Eylül askeri darbesinin Türkiye'yi en fazla etkileyen müdahale olduğunu söyleyen Kurtulmuş, 12 Eylül'de Sosyloljik tabanlı partilerin minderin dışına itilmiş ve konjonktür partileri ortaya çıkmıştır. 28 Şubat darbesinde ise milletin değerleriyle oynanmıştır.
12 Eylül darbesi milletin siyasetine 28 Şubat ise milletin sosyolojisine acıklı bir müdahaledir. 28 Şubat'ın askeri liderleriyle neden hesaplaşılmıyor. Bu irade eksikliği ile asla sivil demokrasi sağlanamaz" diye konuştu.
İade-i itibar önerisi
Darbelerden sonra cuntalar tarafından idam edilen isimlere devlet tarafından iade-i itibar yapılması gerekliliğinden bahseden Kurtulmuş, "Deniz Gezmiş'lerden başlayarak devletin idam ettiği herkese devlet tarafından iade-i itibar sağlanmalı ve ailelerden özür dilenmeli. Diyarbakır'da, Ziverbey'de, Mamak'ta işkence gören, asılan herkesten özür dilenmeli ve millet iradesine kasteden cuntacılar sembolik de olsa yargılanmalı. Darbecilerin yargılanması Türkiye'nin demokratik haysiyetinin temizlenebilmesi açısından oldukça önemlidir" ifadelerini kullandı.