Gulf News'de yayınlanan özel bir analizde, siyonist İsrail rejiminin İran'a saldırı planı üzerinde duruluyor.
Analizin tamamını sunuyoruz:İSRAİL ABD'YE BİLDİRMEKSİZİN İRAN'I BOMBALAYACAK MI?Patrick SEALE Gulf News ÖzelGen haftalarda, İsrailli ordu ve istihbarat çevrelerinde, İran’ın nükleer tesislerine karşı bir saldırı başlatma konusunda yoğun tartışmalar yaşandı. Görünüşe göre, tartışmadaki kilit soru, ABD’nin bu saldırı da görev almasından ya da en azından eğer saldırı büyük bir savaşa dünüşürse, İsrail’in tarafında olacağından nasıl emin olunacağıydı.
Bu tartışmaların haberleri washington’da ve bazı Avrupa başkentlerinde alarmların çalmasına sebep oldu. Bazı batılı askerî uzmanların, kış mevsiminde bir hava saldırısı yürütmenin zor olacağını öne sürerek, İran’a karşı İsrail tarafından yürütülecek bir hava saldırısının, iki ay içerisinde başlatılacağını düşündükleri konuşuluyor.
İsrail’in, ABD’ye bildirmeden bir saldırı başlatabileceği zannının, Leon Panetta’nın 3 Ekim’de Tel Aviv’e gerçekleştirdiği ziyaretin ana sebebi olduğu düşünülüyor. Öyle görünüyor ki Panetta’nın amacı, İsrailli şahinleri dizginlemekti.
İsrailli Haaretz gazetesinden Amos Harel, Panetta’nın mesajını şöyle özetledi: Amerika, İsrail’i destekliyor fakat İsrail’in İran’a karşı başlatacağı iyi planlanmamış bir saldırı, bölgesel bir savaşa neden olabilir. ABD, İsrail’i savunmak için çalışacak fakat İsrail’in de sorumluluk bilinciyle hareket etmesi lazım.
İsrail Savunma bakanı Ehud Barak ile gerçekleştirdiği basın toplantısında Panetta: “ABD, meseleyle yakından ilgili ve İran’ın, bölgede tehdit oluşturmasını engellemek için elimizden geleni yapacağız. Fakat bunun gerçekleşmesi, ülkelerin birlikte çalışmasına bağlıdır,” dedi. Panetta, “birlikte” kelimesini defalarca kullandı. Başka bir deyişle, İsrail, Amerikanın yeşil ışık yakmasını beklemeden hiçbir işe girişmemelidir.
Son yıllarda İsrail, sık sık İran’a karşı saldırı tehditleri savurdu. Şimdi neden bu konu yeniden canlandı? İsrail, İran’ın nükleer bomba üretebilecek kapasiteye ulaştığını mı düşünüyor? İstihbarat uzmanlarının çoğu İran’ın, nükleer silah üretip üretmemesi konusunda kararsız olduğunu düşünüyor. Hatta İsrail, BM Güvenlik Konseyinin ve Almanya’nın, İran’ın yeniden müzakere teklifini kabul edebileceğinden endişe duyuyor.
İsrail’in en büyük korkusu, bu altı ülkenin İran ile bir uzlaşmaya varıp, sivil amaçlar için İran’a, uranyum zenginleştirme çalışmaları konusunda izin vermeleridir. Bu durum, dünyanın, bir nükleer iran ile birlikte yaşamayı kabul etmesi demek olur. Eğer bu gerçekleşirse, İsrail’in nükleer silahlar konusundaki tekeli sona ermiş olur.
Aslında İran, ABD ve müttefiklerine karşı birçok yeni öneride bulundu. BM Genel Meclisinin yıllık toplantısına katılmak için geçen ay New York’ta bulunan Ahmedinejad, The Washington Post gazetesine şöyle konuştu: tıbbî izotoplar üreten Tahran’daki araştırma reaktörünün yakıt ihtiyacı, dış ülkeler tarafından karşılanırsa İran, nükleer çalışmalarını yüzde-yirmi oranında azaltabilir. 850.000 kadar İranlı, kanser tedavisi için bu izotoplara muhtaç.
Geçen ayın sonlarında İran’ın nükleer müzakere şefi Saeed Jalili, Ab’nin Dışişleri Şefi Catherine Ashton’a, bu uzun süren anlaşmazlığı çözmek için bu altı ülke ile yeni müzakere taleplerini içeren bir mektup gönderdi. Fakat İran Dışişleri Bakanı Ali akbar Salehi, 29 Eylül’de Asia Times’a verdiği bir röportajda başka bir öneride bulundu: İran “ortak güveni onarmak için gerekli çabayı göstermeye hazırdır ve de eğer spesifik bir mesele varsa, müzakerelerde belirtilmelidir… yenilikçi öneriler aramalıyız.”
İran Atom Organizasyonunun başkanı Feridun Abbasi, Uluslar arası Atom Enerjisi Ajansı Genel SekreteriYukiya Amano’yu, İran’ı ziyaret etmesi ve de nükleer tesislerini teftiş etmesi için davet etti. ‘Bizim önerimiz, Amano’nun bu daveti kabul etmesidir… Bugün biz, yeniden yakıt takasını konuşmaya hazır durumdayız,’ dedi.
Birçok etkili ses, İran’ın önerilerine cevap vermesi konusunda ABD’yi teşvik etmekte. 30 Eylül’deHuffington Post’ta yaınlanan bir makalesinde Reza Marashi, “Neden İran’ın ciddiyetini test etmeyelim ki?” diye sordu. Marashi, ABD Dışişleri Bakanlığında eski bir İran masası yetkilisiydi, şimdi ise Ulusal İran-Amerikan Konseyinde Araştırma Direktörüdür.
International Herald Tribune gazetesinde, 29 Eylül’de yayınlanan bir makalede Amerikan Bilimadamları Federasyonu başkanı Charles Ferguson ve İran Projesi Federasyonu direktörü Ali Vaez, ABD ve müttefiklerini, Ahmedinejadın sözüne güvenmeleri konusunda teşvik etti. Hatta batılı güçlerin İran’a, Tahran araştırma reaktörü için insani bir jest anlamında, 50 kg yakıtın sağlanması gerektiğini; böylece hem ABD’nin iyi niyetini gösterebileceğini ve hem de İran’ın zenginleştirme aktvitelerinin de azaltılabileceğini söylediler.
Bu müracatların hiçbiri duyulmayacak gibi görünüyor. ABD Başkanı Barack Obama, İsrail yanlısı lobiler ve İsrail yanlısı ABD kongresinin baskısı altında çöktü. Gelecek yıl yeniden seçilmeyi hedeflediği için, 2008 yılında yaptığı gibi yine İran’la diplomasi ihtiyacından bahsedecek, başka bir şey duymayacağız.
Tehlike şu ki başbakan Netanyahu İsrail’in şuan ki izole durumundan kurtulmak için İran’a karşı büyük bir saldırıya girişebilir. Türkiye ve Mısır’ı kaybedince ve Büyük İsrail emellerine karşı uluslar arası toplum tarafından bir isyanla karşılaşınca, teşebbüsü gerçekleştirmek için şartların hazır olduğunu düşünebilir. Netanyahu, İran’a yönelik ölümcül bir saldırının, zaten sıkıntı içerisinde olan Suriye’yi zayıflatabileceğini ve Hizbullah’ı kimsesiz bırakabileceğini düşünüyor olabilir. İsrail bir taşla üç kuş vurabilir.
İsrail, İran’a saldırmaya karar verdiğinde Amerika’dan bir yeşil ışık bekleyecek mi ya da Netanyahu, İsrail’in çıkarlarına köle olan Obama’nın davayı takip etmekten başka bir seçeneğinin olmadığına inanabilir mi?
Bir Fransız istihbarat bülteni TTU’nun altıncı baskısına göre ABD ve İsrail, büyük bir bölgesel savaş durumunda harekata hazır bulunacak bir ortak müdahale gücü kurmak amacıyla, emsalsiz bir birleşik kara kuvvetleri tatbikatı yapmayı planlıyorlar. Eurocom’un başkanı James Stavridis – Amerika’nın Avrupalı kumandanı – İsrail genelkurmay başkanı General Benny Gantz ile görüşmeler için İsrail’e, halka yansımayan yeni bir ziyaret gerçekleştirdi. TTU’ya göre plan, İsrail’de Amerikan komutanlıkları ve Eurocom’da İsrail komutanlıkları kurmak. İki güç arasında kooperasyon, biraz yakın olmuştur.
Bunlar, Orta Doğu’da tehlikeli zamanlar.
ABD Savunma Bakanı, İran’ın Nükleer Programını Tartışmak Üzere İsrail’e Gidiyor
ABD Savunma Bakanı Panetta, Pazartesi günü, Ehud Barak’la görüşmek üzere İsrail’e gidiyor. İki devlet adamı, ABD ve İsrail arasındaki güvenlik meseleleri, Flistin’in özgürlük hareketi, Arap Baharı ve İran nükleer programı da dahil olmak üzere birçok meseleyi görüşecekler.
Bu, iki hafta içerisinde Barak ve Panetta’nın ikinci görüşmesi olacak. Geçen toplantı, Filistin müracaatı ile ilgilenen BM Genel Meclisinin açılış oturumundan hemen önce Barak’ın, Washington’u ziyareti sırasında gerçekleşmişti. Barak ayrıca, Panetta’nın yerine Merkezi İstihbarat Ajansı direktörlüğüne getirilen General David Petraeus ile de görüşmeler yaptı. İki seferde de toplantılar, gerçekleşmesinden yalnızca birkaç gün önce duyuruldular.
Leon Panetta, 9 Eylül 2011 tarihinde Virjinya’da gerçekleştirilen 11 Eylül’ü anma seremonisinde de konuşuyor.
CIA başkanlığı sırasında da İsrail’i ziyaret eden Panetta, geçici hükümetin liderleri ile görüşmek üzere Mısır’a geçmeden önce Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığında Ehud Barak ile birlikte basın toplantısı düzenleyecek.
Obama yönetiminin itirazlarına rağmen Barak ve Netanyahu’nun, İran üzerine gerçekleştirilecek bir İsrail saldırısını destekleyeceklerine inanılıyor. Panetta’nın selefi Robert Gates, yanlış bir hareketin şiddetli sonuçlar doğurabileceği iddiasıyla, herhangi bir İsrail saldırısına karşı itirazlarını tekrar tekrar belirtmişti.
Geçen ay birleşik ordular kumandanlığı görevinden ayrılan Amiral Michael Mullen, Netanyahu’ya birçok mesaj yolladı ve İran’a karşı herhangi bir saldırı için “yeşil ışık” yakılmayacağını belirtti.
Son zamanlarda yönetim, olası bir İsrail saldırısı hakkında direkt beyanatlarda bulunmaktan kaçındı. Geçen ay Panetta, İran’da bir devrimin “zamanla alakalı bir konu” olduğunu düşündüğünü belirterek İran’daki reformistlerin ve muhaliflerin, Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’deki ayaklanmalardan çok şey öğrendiğini söyledi.
Diğer yandan eski başkan yardımcısı Dick Cheney geçen ay, İsrail’in, İran’ın nükleer tesislerine saldırma kararını kendisinin alabileceğine inandığını söyledi.