
Emel MÜMİNOĞLU |
|
Yıllardır İran İslam Cumhuriyeti’ne ambargo uygulamak ya da saldırmak için çeşitli bahaneler uyduruluyor. Tek suçu İslam devrimini gerçekleştirmek ve bunu sürdürmek olan bir ülkeye yaptırımları arttırmak veya saldırmak için üretilen senaryoların çeşitliliği de artıyor. Bizler akacak kanın damarda durmadığını, saldırmak için nasıl pervasızca bahanelerin uydurulduğunu Irak ve Afganistan vesilesiyle gördük. Ve gördüklerimiz o kadar tiksindirici ki, tekrar ne görmek ne de bahane dinlemek istiyoruz.
Son olarak bu bahanelere, Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanı Eric Holder’ın, FBI ve Uyuşturucu Mücadele Ajansı tarafından “İran hükümetine bağlı kesimler aracılığıyla yönetilen, ABD topraklarında yabancı bir büyükelçiye patlayıcılarla suikast yapılacağına dair öldürücü bir planın varlığının açığa çıkartıldığını açıklaması eklendi. Dışişleri Bakanlığı ise, Suudi Büyükelçiye suikast düzenlenmesini içeren İran destekli bu planın, İran hükümetinin bazı ülkelerin diplomatlarına karşı ABD içinde olası saldırıları da kapsayan terörist faaliyetler konusunda daha saldırgan bir tutum takınacağına işaret edebileceği değerlendirmesinde bulundu. Ve bu plan dahilinde ABD Adalet Bakanlığı, Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçisi'ni ABD topraklarında öldürmeyi planladığı suçlamasıyla biri İran doğumlu Amerikan vatandaşı olan iki kişi hakkında iddianame hazırlanacağını duyurdu. Ayrıca Washington’daki İsrail elçiliğiyle Buenos Aires’teki Suudi ve İsrail elçiliklerinin bombalanmasının planlandığı da belirtildi. Resmi İran ajansı IRNA, ABD Adalet Bakanlığı'nın suçlamalarını, "ABD'nin İran'a karşı yeni propaganda senaryosu" sözleriyle değerlendiriyor. İslami Şura Meclis Başkanı Ali Laricani ise, ABD’nin İslam Cumhuriyetine yönelik yeni senaryosunun yalan olduğuna işaret ederek Amerikalıların Orta Doğu bölgesindeki yenilgilerini örtbas etmek için senaryo ve komplolara yöneldiğini belirtti. Bütün bunlar yaşanırken ABD Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, İran ile bağlantılı bir suikast planının ortaya çıkarılmasının ardından tüm vatandaşlarını olası Amerikan karşıtı terör saldırılarına karşı uyardı. ABD’nin bu konuyu BM’e taşıyacağına kesin gözüyle bakılıyor, böylece yaptırımlar fazlasıyla artacak ve İran köşeye sıkışacak. Yaptırım uygulanabilmesi için, BM’nin beş daimi üyesinden de onay çıkması gerekiyor. Genelde BM’nin beş daimi üyesinden biri olan ABD ne derse o oluyor çünkü, BM’ye en çok nakdi yardım ABD tarafından yapılıyor ve ABD istediği karar çıkmazsa yardımı keseceği tehdidinde bulunuyor. Yani bahaneleri bulup birde bunlarla insanları kandırdıktan sonra işi kolay. Fakat ABD’nin gözden kaçırdığı bir şey var; onu da bize İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mohammed Ali Fathollahi şu sözlerle açıklıyor: ABD isterse İran’a karşı ciddi bir savaş başlatabilir. Fars Körfezi’nde dolaşan ABD donanması, ABD’nin İran’a karşı savaşa hazır olduğunu gösteriyor. ABD, teknolojisiyle İran füzelerine karşı koyabileceğini sanıyor. İran’ı 30 yıldır ayakta tutan İran füzelerinin varlığı değildir. İran, Irak’a karşı 8 yıllık savaşı füzeleriyle kazanmamıştır. Bizi ayakta tutan dinimiz ve İslami güçtür.
Gerçekten de bunun böyle olduğu, yani İran’ın Allah’ın yardımıyla ayakta durduğu ve duracağı tartışmasız. Çünkü onlar Allah yolunda mübareze ediyor. Allah nasıl ki Bedir Savaşı’nda Müslümanlara melekleriyle yardım etti ve savaşı kazanmalarını sağladı, İran’a da öyle yardım ediyor, çünkü; etrafı içten, dıştan hep düşmanla dolu. Bununla ilgili Asrı Saadet’te yaşamış bir şairin beyiti de çok anlamlı. O diyor ki: “Herhangi bir hilmin saflığını karışıklıktan, duruluğunu bulanıklıktan koruyacak önlemleri yoksa o hilimde hayır da yoktur”.
Evet, tedbir İran’dan gerisi Allah’tan.
|