ARAS BÜLTEN
Ana Sayfa
Türkçe | English | فارسی | العربية | Arşiv | Video | Künye | İletişim
ANALİZLER
Demokrasiyi Anlamak

Demokrasiyi Anlamak

Nasıl Müslüman Olduğunu Hz. Fatıma Gününde Anlattı

Nasıl Müslüman Olduğunu Hz. Fatıma Gününde Anlattı

Şeyh Mahir Hammud'dan Suriye Hutbesi

Şeyh Mahir Hammud'dan Suriye Hutbesi

Mısır İhvanı Cumhurbaşkanlığı Projesini Açıkladı

Mısır İhvanı Cumhurbaşkanlığı Projesini Açıkladı


"Küresel Ortak Söylem” Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

Ahmet Faruk Ünsal'ın Sempozyum Açılış Konuşması

Ahmet Faruk Ünsal'ın Sempozyum Açılış Konuşması

Adil Barış: Küresel Ortak Söylem Sempozyumu (foto)

Adil Barış: Küresel Ortak Söylem Sempozyumu (foto)

Örs: İslamcılar NATO Çizgisinde Konumlandırıldı

Örs: İslamcılar NATO Çizgisinde Konumlandırıldı

28 Şubat: Yeni Türk-İsrail Ekseni'nin Ürünüdür

28 Şubat: Yeni Türk-İsrail Ekseni'nin Ürünüdür

Tantik: Mezhep Savaşı Kumpaslarına Dikkat Edelim

Tantik: Mezhep Savaşı Kumpaslarına Dikkat Edelim

Erbakan: Amerika Ne İstediyse Tersini Yaptım (VİDEO)

Erbakan: Amerika Ne İstediyse Tersini Yaptım (VİDEO)

Siyonizme Karşı İslam İnkılabını Korumalıyız (VİDEO)

Siyonizme Karşı İslam İnkılabını Korumalıyız (VİDEO)

Üstad Sezai Karakoç'un Konuşmasının Tam Metni

Üstad Sezai Karakoç'un Konuşmasının Tam Metni

Emperyalist ve Siyonistler Suriye'de Neyin Peşinde?

Emperyalist ve Siyonistler Suriye'de Neyin Peşinde?

Filistinli Bakanın Feryadı Bizi Ne Kadar Utandıracak

Filistinli Bakanın Feryadı Bizi Ne Kadar Utandıracak

Türkiye'yi Suriye'ye Saldırtma Projesi İşleyecek mi?

Türkiye'yi Suriye'ye Saldırtma Projesi İşleyecek mi?

Suriye Rejimini Yıkmak İçin Dört Askeri Seçenek

Suriye Rejimini Yıkmak İçin Dört Askeri Seçenek

Suriye Rejimini Ancak Askeri Müdahaleyle Yıkabiliriz

Suriye Rejimini Ancak Askeri Müdahaleyle Yıkabiliriz

Siyonistlere Göre Esad'ı Devirebilmenin Altı Yolu

Siyonistlere Göre Esad'ı Devirebilmenin Altı Yolu

İsra Haber'den General Eş Şeyh'in

İsra Haber'den General Eş Şeyh'in "Tekzib"ine Yanıt

DUYURULAR  _

İran-Hamas-İslami Cihad: Direniş Ekseni Nasıl Oluştu

09.12.2011, 19:03:24

| Yorum Yaz
İran-Hamas-İslami Cihad: Direniş Ekseni Nasıl Oluştu Siyonist rejim istihbarat merkezi Herziyla'nın raporunda, İran-Hamas ve İslami Cihad ititfakının nasıl kurulduğu anlatılıyor.


HAMAS / İDEOLOJİ ve STRATEJİ

VELFECR ÖZEL DOSYA 10

Dr. Ely KARMON

1928 yılında Hasan el-Benna tarafından kurulan Müslüman Kardeşler, 1936-39 Filistin ayaklanması sürecine dâhil olmuştur. O zaman, Hasan el-Benna’nın kardeşi Abdurrahman el-Benna, isyana maddi destek sağlamıştır. Bu, daha sonra Müslüman Kardeşlerin, Filistin’de geniş bir etki alanına sahip olmasını sağladı. Kuruluşundan hemen sonra Filistinli Müslüman Kardeşler, el-Hac el-Hüseyni gibi belli milliyetçi liderlerin de desteğini kazandılar. Mısır’da kuruluşundan yaklaşık 20 yıl sonra, Müslüman Kardeşler, 1946 yılında, İsrail’in Filistin’le ilgili projesine direnmek üzere ilk grubu kurdu. İki yıl içerisinde, Hasan el-Benna, 1948’de Filistin için yapılan savaşa katılmak üzere gönüllülerden oluşan üç birlik kurmayı başardı. 

1948 savaşını takip eden dönemde Müslüman Kardeşler, Gazze Şeridindeki en önemli siyasi güç oldular. Batı Şeria’da Kardeşler, Ürdün hükümeti tarafından resmi olarak tanındı ve bu durum, Kardeşlerin, halk tabanının genişlemesine yardımcı oldu. Ve 1967’ye kadar, bazı geçici ayrılıklar olsa da, Ürdün hükümeti ile samimi ilişkiler sürdürüldü.

1967 savaşını takiben Kardeşler, milliyetçi grupların aksine, şiddetli direniş eylemleri ve Filistin toplumu içerisinde güçlü bir İslami akım yaratmak için fırsat kollamaya karar verdi. “Filistin’in özgürleştirilmesi”, Müslüman Kardeşlere göre, anca toplumun soysal açıdan özgürleştirilmesi ve islamın hak yoluna döndürülmesi ile mümkündür. 

1987 Aralık ayında, işgal altındaki topraklarda patlak veren Filistin isyanı –intifada-, Müslüman kardeşlere, İsrail’e karşı mücadele vererek kendisini Filistin davası ile bağlantılandırma şansı verdi. Kardeşlerin lider tabakası, yeni bir örgütün kurulmasının (Hamas), kendisi ile ülkedeki kargaşa arasındaki bağlantının örtülmesini sağlayacağını düşünmekteydi. 

Hamas, İslami Direniş hareketinin kısaltılmasıdır ve ayrıca “şevk” anlamına da gelir. Gazze Şeridindeki lideri, Ahmed Yasin’di. Kuruluşunu takiben kısa bir süre içerisinde Hamas, İsrail-Filistin çatışmasını sonlandırmak üzere çözüm müzakerelerine kaşı olan örgütlerin başını çekmeye başladı.

19 Aralık 1987’deki ilk bildirisinde Hamas, El-Fetih’in ‘Filistin milliyetçiliği’ fikrinin yerine, İslam’ı “çözüm ve alternatif” olarak gördüğünü açıkladı. Filistin’de kurulan ve gelişen Hamas, diğer solcu ve milliyetçi akımların ‘kurtuluş’ kavramı yerine, ‘direniş’ kavramını benimsedi ve programını buna göre düzenledi.

Kendi Aktinde Hamas, kendisini, İslam’ı, “Filistin topraklarının her parçasına” dayatmak isteğinde olan bir Filistinli hareket olarak görüyor. Dolayısıyla Hamas, Filistin halkı ile Filistin toprakları arasında, ulusalcı bir Filistin hareketinin perspektifinden bakarak bir bağ kuruyor –sadece evrensel dînî bakımdan değil.

İsrail’e karşı silahlı mücadeleye katılınca, Müslüman Kardeşler, Filistin Kurtuluş Örgütüne olan tutumunu yeniden gözden geçirmesi konusunda baskı gördü. Kardeşler’e göre Filistin Kurtuluş Örgütünün, Filistin davasına yönelik eylemleri saygı değerdi fakat onun yüceliği ve otoritesini tanımıyorlardı. Hamas bildirgesi, müzakerelere, pratik ve ideolojik itirazlar içeriyordu: “Filistin sorunu için, cihaddan başka çözüm yoktur. Tüm teşebbüsler ve uluslar arası konferanslar, sadece zaman kaybıdır ve sonu olmayan bir oyundur.” 

Bildirge, cihad sorumluluğunu, hem bireylere hem de tüm Arap dünyasına yüklüyordu: “Filistin, Müslüman toprağıdır… Dolayısıyla onun kurtuluşu, tüm dünya Müslümanlarının görevidir.” Hamas, kendisini, “dünya siyonizmine” karşı, aynı yolda ilerleyen Arap ve Müslüman halkların yürüttüğü mücadelenin lideri olarak görüyor. Bildirge, aşırı ve Yahudi-karşıtı terminolojiyi içeriyor. Yahudiler, Siyonizmin şer hedeflerini gerçekleştirmek için güçlü bir ağ kuran ve bu amaçla büyük güçleri hareketlendiren, manipüle eden kötü bir güç olarak tanımlanıyor. Bildirgeye göre Yahudilik, dünyayı saran bir güçtür.

Hamas, Hizbullah benzer şekilde, işgal altındaki topraklarda geliştirdiği sosyal servis ağıyla, halkın sevgisini kazandı. Okullar, hastaneler, yetimhaneler, camiler, sağlık ocakları, aş evleri ve spor alanları inşa ettiler, fon sağladılar ve buraları yönetip yönlendirdiler. El-Fetih’in, yetersizlik ve yolsuzlukla alakalı kötü ününün aksine, Filistinliler, genellikle Hamas’ı yeterli, saf ve içten görürler.

Hamas’ın ilk intihar saldırısı 16 Nisan 1993’te meydana geldi. Hamas, bu intihar saldırılarını, İsrail’e karşı yürüttüğü asimetrik savaşın, meşru bir aracı olarak görüyor.

Filistinli İslami Cihad

Filistinli İslami Cihad, İran-Suriye-Hamas-Hizbullah ittifakının küçük bir üyesidir. Fakat uyguladığı terör faaliyetleri ile, İsrail –Filistin barış sürecini deforme etmede etkili olduğu ve de İran’ın gerçek bir vekili olduğu için, stratejik olaylardaki rolünden bahsedeceğiz.

1980’lerde, Gazze ve Batı Şeria’daki (buradan sonra Bölgeler diye bahsedeceğiz) lise ve üniversitelerde, İslami grupların örgütsel altyapısının güçlenmesi, İslami Cihad’ın devrimci grubunun, bölgelerdeki büyümesine hız sağladı. Yaşlı ve dînî figürlerden oluşan, Müslüman Kardeşlerin lider sınıfının aksine, İslami Cihad’ın lider sınıfı, 1970’lerde Mısır’da üniversitelerde zaman geçiren ve yerel grupların devrimci militanlığını absorbe eden öğrenciler ile akademisyenlerden oluşuyor.

1985 yılında, İslami Cihad, İslami grup adı altında, Bölgelerdeki birçok üniversitede parti kurmayı başardı. Grup, cihad hareketinin öğrenci kanadı oldu.

İslami Cihad, İran devrimini destekledi ve Kardeşlerin pasif duruşunu eleştirdi. İslami Cihad, özelikle El-Fetih olmak üzere, milliyetçi gruplarla ortak bir payda bularak İsrail’e karşı bir askeri eylem düzenlenmesi taraftarıydı. İran’dan etkilenen İslami Cihad, İslami gruplar arasındaki vahdetin sadece Bilgelerde değil, tüm Arap dünyasında oluşması gerektiğini savunuyordu.

İran – Hamas

1980’lerin sonlarında, İran-Hamas ilişkileri marjinal bir boyutta kaldı çünkü İran’ın çıkarları gereği, Körfez’deki Şiîleri mobilize etmesi gerekiyordu. Bu eylemler, Sünni bir hareket olan Hamas’ı kızdırıyordu. Ayrıca Hamas, İran’ın, İslami Cihad’a olan desteğini, Filistin’deki konumuna bir tehdit olarak görüyordu.

Körfez Savaşının hemen sonrasında, Madrid barış sürecinin Ekim 1991’de başlamasıyla ve Suriye’nin, İsrail ile çift-taraflı müzakerelere başlamayı kabul etmesinin ardından İran, kendisini, direniş kampının lideri ilan etti. 1991 Ekim ayında, İran, Filistin Kurtuluş Örgütünün İsrail ile müzakerelerine karşı olan radikal örgütleri, Tahran’da topladı. 

Tahran konferansı katılımcıları –ki hepsi İsrail’in yıkılmasını savunmaktadır- kendi stratejik hedeflerine direkt bir tehdit olarak gördükleri bu yeni gelişen barış sürecini baltalamak için, ellerinden geleni yapmaya karar verdiler. Tahran rejimi, Filistin direnişini destekleme, ve de İsrail ile müzakerelere karşı olan radikal grupları, İran liderliğinde örgütlemek üzere bir üst düzey-komite kurma kararı aldı.

Zamanın genel sekreteri Musa Ebu Marzuk ve sözcü İbrahim Ghawshah liderliğinde bir Hamas temsilciler grubu Tahran’ı ziyaret ettiğinde –Ekim 1992- İran-Hamas ilişkileri, daha resmi bir temele oturtuldu. İran, Hamas’a, Tahran’da bir ofis açması konusunda izin vererek, örgüte yıllık 30 milyon dolar yardım yapacağını taahhüt etti. Ve de Hamas aktivistlerinin İran’da ve Lübnan’daki Hizbullah kamplarında, Devrim Muhafızları tarafından eğitilmesi konusunda anlaştılar. 

1992 Aralık ayında, İsrail tarafından, Hamas ve İslami Cihad’a bağlı 415 militanın güney Lübnan’daki Marj al-Zuhur bölgesine sürülmesi, Hizbullah’ın, bu militanlara terör sanatını öğretmesine imkân verdi. Son İsrail başbakanlarından Yitzhak Rabin, İsrail Yüksek Adalet Mahkemesinin bir hükmüne dayanarak, bu teröristlerin yurtlarına geri dönmelerine izin verdi ve bu durum, yeni bir terör çağını başlattı. İlk Filistin intihar saldırıları ile birlikte, ölümler, zirveye tırmandı.

Oslo Anlaşmasının, İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından imzalanması, Hamas lider sınıfını, stratejik bir zorlukla yüzyüze bıraktı: ideolojiye bağlı kalmakla Filistin toplumundaki nüfuzunu kaybetmeyi önlemek amacıyla pratik önlemler arasında bir seçim yapmak zorunda kaldı. Bu tezat, Filistin Ulusal Otoritesinin kurulması ve 20 Ocak 1996’da, Özerkliğin Yasama Konseyi seçimlerinin yapılması ile daha da büyüdü. Dolayısıyla, Bölgelerde bulunan liderler, Filistin Otoritesi ile bir anlaşma arayışında olsalar da, ideolojik doğmatizma, dışarıdaki liderlerin konumlarını şekillendirdi.

Filistin Otoritesinin tanınması, aslında, kısıtlı ve geçici olarak İsrail’in tanınması demekti ve bu, hareketin ideolojik güvenliğini ve halk üzerinde yarattığı cazibeyi tehdit ediyordu. Aynı zamanda, Hamas’ın, kendisini Oslo sürecinden ayrı tutması, hareketin marjinal kalmasına sebep olabilir. Hamas’a göre Filistin Kurtuluş Örgütü, bu anlaşmayı imzalamakla, Filistin halkını temsil etme hakkını kaybetmiş oldu. Hamas, “işgalci Siyonist devletin tanınmasına karşı çıktı. Arafat’ın, düşmanı tanımak üzere anlaşma imzalaması, Filistin halkına ve Müslüman milletlere bir ihanettir.” 

Hamas’ın, Oslo sürecine cevabı, üç sahada açığa çıktı: diğer Filistinli gruplarla birlikte daha genel bir direniş kampı kurmaya dair çaba; İsrail’e karşı silahlı mücadelenin daha yoğun bir hale getirilmesi; ve buna eşzamanlı olarak, Filistin otoritesi ile bir uzlaşıya varmak için çaba harcamak… Terörizm ya da şiddetli mücadele ya da –Hamas’ın deyimiyle- cihad, Oslo sürecine verilen ani tepki olmuştur.

1994 Nisan ayında, Hamas tarafından İsrail’e yapılan saldırılar, Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında imzalanan Kahire anlaşmasının öncesindeki müzakerelerle aynı zaman rastlar. Ayrıca Hamas’ın, 29 katliamının ve aynı yılın 25 Şubat’ında, Hebron camisinde ibadet eden 125 kişinin, bir Yahudi sakin tarafından yaralanmasının intikamını aldığı da iddia edildi. 1995 Temmuz ve Ağustos aylarında yürütülen saldırılar da Bölgelerdeki seçim uygulamaları ile ilgili tartışmalarla aynı zaman rastlar. 1996 Şubat ve Mart aylarında Hamas tarafından Kudüs’te ve İslami Cihad tarafından Tel Aviv’de yapılan üç ölümcül saldırının da, İzzeddin el-Kassam’ın önde gelen elemanlarından Yihya Ayyash’ın, 25 Ocak’ta öldürülmesinin intikamı olarak görüldü (mühendis Yihya Ayyash, büyük terör olaylarının planlanması ve uygulanmasında görev almıştı).  

İsrail halkı arasında ağır kayıplara neden olduğu için Hamas militanlarının başvurduğu ilk ve en önemli yöntem intihar saldırıları idi. Ve intihar saldırıları ile işlenen terör, Hamas’a bir derece halk desteği sağlarken, Bölgelerdeki bir tek Müslüman din adamı bile, bunun bir günah olduğunu kamuya açıklamadı.

Hamas liderliği ile, terör eylemlerinin sona ermesi için yapılan geçici bir anlaşma dışında Arafat, pratik anlamda, bu kanlı bombalama olaylarının durması için ciddi bir şey yapmadı. Hamas sözcüsü İbrahim Ghawshah, 2001 Mart’ında şöyle bir açıklama yaptı:

1995 yılında Filistin Otoritesinin üst düzey bir temsilci grubu, Hamas liderini ziyaret etti ve ondan, müzakere sürecin ve bölgedeki restorasyonun beklenen sonuçlarını etkilememek için silahlı eylemlerini durdurmalarını istedi. Ona şunu söyledik: Oslo anlaşması konusunda çatışma içerisinde değildik ve sizin yolunuzda engel olmayacağız. Biz, Siyonist düşmanımıza karşı operasyonlarımıza yoğunlaşacağız. Bu yüzden siz kendi işinizi yapın, direnişçiler de kendi işini yapsın.

İslamcı aktivistlerin yürüttüğü şiddetli saldırılar, İsrail-Filistin barış sürecinin gidişi ve yönlendirilmesinde etkili oldular. Bu saldırılar, İsrailliler arasında, Filistinlilerin samimi niyetleri ve Filistin Otoritesinin, anlaşmanın uygulanmasına karşı olan unsurları kontrol altına alıp alamayacağı konularında şüphe yarattı. Aynı zamanda, İsrail tarafından alınan karşı önlemler, Filistinliler arasında, İsrail ile anlaşmaya yapmanın avantajlarına şüphe yarattı.

1994’teki bir rapora göre İran, Hamas ve İslami Cihad’a her yıl 3 milyon dolar veriyordu. Ayrıca, iki örgütten bin kadar Filistinli intihar bombacısının ailesine, aylık düzenli maaş bağlanmıştı.

Hamas, 1990’ların ikinci yarısında, terörizmi önemli ölçüde azaltmaya zorlandı ve sonuçta, Aralık 1999’da Ürdün’den kovuldu. 1993-2000 arası, Hamas, halk desteğinin kısıtlılığından da çok çekti. Filistinli anketörlere göre, katılımcıların sadece %14-18 Hamas’ı desteklerken, bunun iki katı kadar katılımcı ise El Fetih’i destekliyordu. Bu sebepten ötürü Hamas, 1996 Filistin seçimlerine katılmaktan geri durdu...

ÖZGÜR KUDÜS'TE BULUŞMAK ÜZERE







| Yorum Yaz Yorumların Tamamı

Yorum : 0  

Yorum Yaz Yorumların Tamamı

Demokrasiyi Anlamak
Nasıl Müslüman Olduğunu Hz. Fatıma Gününde Anlattı
Şeyh Mahir Hammud'dan Suriye Hutbesi
Mısır İhvanı Cumhurbaşkanlığı Projesini Açıkladı
"Küresel Ortak Söylem” Sempozyumu Sonuç Bildirgesi
Ahmet Faruk Ünsal'ın Sempozyum Açılış Konuşması
Adil Barış: Küresel Ortak Söylem Sempozyumu (foto)
Örs: İslamcılar NATO Çizgisinde Konumlandırıldı
28 Şubat: Yeni Türk-İsrail Ekseni'nin Ürünüdür
Tantik: Mezhep Savaşı Kumpaslarına Dikkat Edelim
SEYYİD HADİ BELGESELİ (TIKLA İZLE)
Çok Okunanlar
EDİTÖR   
Editör Editör
Bütün Kırmızı Çizgiler Geçildikten Sonra…!
YAZARLAR   
Nureddin ŞİRİN Nureddin ŞİRİN
Adem Ve Hamit Takas Karşılığı Mı Bırakıldı…?
Mehmet GÖKTAŞ Mehmet GÖKTAŞ
Ey Azîz İstanbul, Ey Güzel İstanbul!
M. Selman KAYA M. Selman KAYA
Kuveyt'te Başlayan Bir Proje: Bülent Yıldırım Ve Gazeteciler
N. Mümine BUCAK N. Mümine BUCAK
İslami Cemiyet, İslami Cemaat
Mehmed AKİF Mehmed AKİF
Sen Yutkun Dur, Ağacan
Ömer Faruk GERGERLİOĞLU Ömer Faruk GERGERLİOĞLU
Nostaljilere, Önyargılara Dokunmak
Kadrican MENDİ Kadrican MENDİ
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Tevfik UĞUR Tevfik UĞUR
Hür Müslüman Halkın İradesi Ne Demektir?
Beytullah Emrah ÖNCE Beytullah Emrah ÖNCE
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Mücahid ULUDAĞ Mücahid ULUDAĞ
Tanık Olma İçin
Av. Gürkan BİÇEN Av. Gürkan BİÇEN
Siyonistler Daha Mı Mübarek?
Abdulhelim ALMALI Abdulhelim ALMALI
Mavi Marmara'ydım....!
Hüseyin TAŞ Hüseyin TAŞ
Mezhepçi Olmamak
İbrahim KARAMAN İbrahim KARAMAN
Hizbullah'ın Suçu
Ayhan DEMİR Ayhan DEMİR
CHP, Saraybosna'ya Taşınsın
Vehbi CAMGÖZ Vehbi CAMGÖZ
Bu Sene Bir Mayıs Bir Başka Olacak...!
Ramazan DEVECİ Ramazan DEVECİ
Müslümanların Suriye İmtihanı
Çiğdem TOPÇUOĞLU Çiğdem TOPÇUOĞLU
Hükümet Hükümsüzdür
Hüseyin BELGİ Hüseyin BELGİ
Suriye Üzerinden İrana Karşı Yürütülen Psikolojik Savaş
M. Şakir KOÇER M. Şakir KOÇER
Tarihsel Günahlarımızın Cezasını Çekiyoruz
M. Necip YAVUZER M. Necip YAVUZER
İslam Ümmeti'nin Yetimleri Kürtlerin Peygamber Aşkı
Kerem ÖZBAY Kerem ÖZBAY
Almanya'nın Korku Duvarı Siyonizm
Zeki KAYA Zeki KAYA
Nerede Filistin Dostları..!
Ahmet ÖRS Ahmet ÖRS
Oyun Kurucunun Yanına Yerleşen Kim? Kim Kimi Yargılıyor?
Uzeyir YİĞİT Uzeyir YİĞİT
Birinci Yılında Suriye Olayları ve Türkiye İzdüşümü
Muhammed HAKLI Muhammed HAKLI
Yaşasın İsrail İmparatorluğu..!
İbrahim KÜÇÜK İbrahim KÜÇÜK
Fasığın Her Haberi Batıl Mıdır ?
Nigar GÜMRÜKÇÜOĞLU Nigar GÜMRÜKÇÜOĞLU
Cami Geleneği ve Diyanet
Ali AMMAR Ali AMMAR
One Minute..! Şehid Furkan'ın Şehrine Siyonistler Giremez...!
Emel MÜMİNOĞLU Emel MÜMİNOĞLU
İran İçin Yine Mi Bahane?
Serdar DUMAN Serdar DUMAN
Sen Merak Etme Büyük Şeytan; Biz “Önceliklerimiz”i İyi Biliriz..!
Sevda Nur YAĞMUR Sevda Nur YAĞMUR
Kuzuluk Notları
Mikail Mikail
Kanadımız Kırık Şimdi
Ahmet HATİP Ahmet HATİP
Esrar-ı Derun
Atasoy MÜFTÜOĞLU Atasoy MÜFTÜOĞLU
Direnişin Onuru
Ramin BAYRAMOV Ramin BAYRAMOV
Dünya'da ve Türkiye'de Masonlar
Copyright © 2012 velfecr IE 7+ // Firefox 3+
[ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash
Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. // Tasarım ve Kodlama artiweb