Ortadoğu uzmanlarından Remzi Barud, Amerika'nın Irak'tan çekilme konusuna dikkat çekerek yeni oyunlara dikkat çekti.
IRAK'TA SAVAŞ BİTTİ; PARTİ BİTMEDİRemzi Barud
Beyaz Saray’dan 21 Ekim tarihinde yapılan açıklamaya göre, ABD Başkanı Barack Obama en sonunda Irak’taki askerlerini çekeceğini belirtti. Obama’nın “Yaklaşık dokuz yıl sonra, Amerika’nın Irak’taki savaşı bitecek” dediği kaydedildi.
CBS News’in aynı gün yayınladığı haberde ise Obama’nın sarf ettiği sözlere ithafta bulunularak “4.400’den fazla Amerikan askerinin ölümüne sebep olan ve en az 700 milyar dolara mal olan Irak’taki savaş, bitti” dendi.
Barışa ve insani yardıma acil ihtiyaç duyan bir ülkeye karşı savaş ilan eden ABD’nin kaybettikleri üzerine yoğunlaşan Amerikan medyası, sınıfta kalmıştır. Savaşın ilk günlerinden beri ülkenin altyapısını çöküşün eşiğine getiren Amerika ve BM’nin yaptırımları yüzünden Irak, harap olmuş durumda.
Sara Flounders’ın aktardığına göre; Ramsey Clark’ın önemli eseri, The Impact of Sanctions on Iraq: The Children Are Dying (Irak’a Yaptırımların Etkisi: Çocuklar Ölüyor) adlı kitabın girişinde, “Yaptırımlar birer kitle imha silahıdır. Irak’a uygulanan yaptırımlar, 5 yaşın altındaki yarım milyon çocuğun yetersiz beslenmesine ve bu yüzden basit hastalıklardan dolayı bile ölmesine sebebiyet verdi. Irak’taki yaptırımlar, suni bir kıtlığa sebebiyet verdi. Dolayısıyla Irak’ta bugün yaşayan çocukların üçte biri yeterli beslenemedikleri için büyüyemiyor ve bu da onların kısacık hayatlarını mahvediyor” diye yazıyor.
1999 yılında, yaptırımların Iraklı çocuklara nasıl etki ettiğine bizzat gözleriyle şahit olanlardan biri de bendim. Ülkeme fotoğraf yığınlarıyla döndüm ve o güne ait hatıralar şimdiye kadar beynimi kemirip durdu. Şaşırtıcı olan şu ki; kuşatmanın kalkmasına sebep olan bu yaptırımlar “kitle imha silahı” falan olmuyordu da Irak’taki sözde kitle imha silahları, zaten perişanlık çeken halk için başka bir felaketin davetçisi oluyordu.
Irak’ta gerçekte nelerin yaşandığının anlaşılması için aradan yıllar geçmesi gerekti. Ölümler ve yıkımlar bütün ülkenin üzerinde uçuştu, yüz binlerce ölü ve yaralı haberi... Milyonlarca kişi ülke dışına sürgün edildi ve milyonlarcası da ülke içinde göç etmeye zorlandı. Bu öyle dehşetli bir şeydi ki sebebini anlatmaya kelimeler yetmez; fakat her saniye milyonlarca insan, işlemediği suçlardan ötürü çeşitli cezalara maruz bırakılıyordu.
Obama’ya göre Amerikan ordusunun son birliği 1 Ocak tarihinde “başarısından gurur duyar bir vaziyette ve başları dik olarak” ülkeyi terk edecek. Bu sözleri sarf eden başkan, 4 Haziran 2009’da Kahire’de şu konuşmayı yapan başkanın da ta kendisi: “Afganistan’dakinin aksine Irak, seçilmiş bir savaştı”. Sayın Başkan’a soruyoruz; bir sürü hasara sebebiyet vermiş seçilmiş bir savaşın nesiyle gurur duyulur ki?
Beyaz Saray seçimlerinden önce Cumhuriyetçi aday Ron Paul, 18 Ocak 2007 tarihinde yaptığı açıklamada “Askeri birlikleri destekleme klişeleri yıllardır bizi siyasetten uzak tutmaya yaradı, siyaset ki özel menfaatler uğruna savaştan kazanç sağlamayı sağlayan bir işleyiştir. Irak’taki savaşın asıl nedenlerini tartışmaktan uzak durmak, savaşı asla bitirmez” dedi.
Fakat savaş bitiyor, çünkü askeri bakımdan kazananı, ekonomik bakımdan sürdürebileni, siyasi bakımdan da savunabileni olmadı. Buna rağmen, Irak savaşını ahlaki ve meşru açıdan değerlendirmeyi reddedenler ‘Askerleri desteklemek’ söylemlerini bir kaçış yolu olması hasebiyle devam ettiriyorlar. Onlar için, savaşın gerçek yüzünü ört bas etmeye çalışmak, ABD’nin gelecekteki olası seçilmiş savaş ihtimallerini reddetmemesine yarayacağından, oldukça önemli.
Obama’nın savaşın bittiğini haber veren açıklamasından kısa bir süre sonra eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik danışmanı Antony Blinken, ‘savaştığınıza değdi mi’ sorusuna verdiği cevapta: “Tarih hükmünü verecektir” dedi.
Fakat Iraklıların, Amerikan tarih kitaplarında Irak trajedisinin basılmasını beklemeye ihtiyacı yok. ‘Lancet’in yaptığı araştırmalar, Mart 2003 ile Haziran 2006 tarihleri arasında savaş yüzünden 601.027 Iraklının öldüğünü ortaya koyuyor. Kamuoyu Araştırma Merkezi’nin yaptığı çalışmalar, Mart 2003 ile Ağustos 2007 arasında 1.033.000 kişinin yine savaş yüzünden yaşamını yitirdiğini söylüyor. Amerika’nın kendini ifşa ettiği Wikileaks belgeleri ise; “Irak savaşı ile alakalı gün yüzüne çıkan yaklaşık 400.000 Amerikan belgesi, Irak’ta ölenlerin sayısının daha önce belirtilenlerden 15.000 kişi daha fazla olduğunu gösteriyor” (Reuters, 24 Ekim 2010).
Aynı derecede önemli olan diğer bir gerçekse; Amerikan çıkarlarını ayakta tutmak için –diplomasi yerine- savaşta ısrar eden şiddet yanlısı zihniyetin Amerikan elitleri arasında oldukça yaygın olması. Jim Lobe, bu konuya değinerek şöyle diyor: “2003 yılında Irak’ın işgaline ortam hazırlayan neo-con ve sağcı şahinler, Suudi büyükelçisine yönelik tezgâhlanan sözde suikast planına askeri müdahale ile karşılık verilmesi gerektiğini söylüyorlar” (Asia Times, 19 Ekim)
‘Foreign Policy’ blog sayfasında Daila Dassa Kaye şöyle diyor: “Şahinlerden gelen askeri retorikler öngörülebilir şeyler. Fakat Başkan Obama’nın Amerika’nın ‘başka seçenek kullanmayacağını’ söylemesi, yeni bir askeri operasyonun olmayacağını gösteriyor.”
Bu söylem, ABD Savunma Bakanı Leon Panetta’nın Irak ziyaretinde sarf ettiği sözlerle bağdaşmadı. Panetta, ülkesinin “Irak’taki çıkarlarına yönelik İran tehdidine karşı ‘tek taraflı’ (destekçi aramaksızın) bir operasyon düzenleyebileceğini” söyledi. Çünkü Amerika, “İran’ın Irak’taki radikallere silah temin ettiğinden kuşkulanıyor” dedi (11 Temmuz).
Panetta’nın yorumlarıyla Obama’nın ‘savaş bitti’, “Iraklılar ülkelerinin güvenlik sorumluluğunu tamamıyla üstlerine alacaklar” ve Amerika ile Irak’ın ilişkisi “karşılıklı çıkar ve saygıya dayalı ortaklık ilkesine göre hareket eden iki bağımsız ülke” gibidir ifadelerini ortak kıvama sokmak çok kolay olmayacak.
Neo-con’ların savaş konusunda bakış açılarını değiştirdiklerine dair bir iz yok. Öte yandan ortadaki bütün delillere rağmen, hala utanmadan Irak savaşının Iraklılara iyi şeyler kazandırdığını söyleyen ve sürekli savaş arzusu içinde olan Washington elitlerinin, iştahı tekrardan kabarmış gibi görünüyor.
Amerika’nın Irak’taki güçlerinin resmi internet sayfası, ‘USF-Iraq.com’da, Irak’ın Yeni Yüzü söylemi doğrultusunda şu ifadeye yer verildi: “Irak halkı, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden bu yana geniş anlamda siyasi, ekonomik ve sosyal değişimin içine girdi. İktidarda olanlar ve güvenlik, altyapı, eğitim ve ekonomi alanlarındaki gelişmeleri izleyenler, teftiş edenler, hep halkın seçtiği kimseler”.
Amerika’nın zihinlerdeki bu ‘başarısı’, yeni bir savaş ihtimalinin ortaya çıkması durumunda, neo-conların bu savaşın haklılığını sonuna kadar savunmasını sağlayacak.
Obama “Savaş dönemi bitiyor” dedi; fakat bundan hiç kimse emin değil.
Çeviri: Seyfullah Sami FİLİZ