ARAS BÜLTEN
Ana Sayfa
Türkçe | English | فارسی | العربية | Arşiv | Video | Künye | İletişim
ANALİZLER
Demokrasiyi Anlamak

Demokrasiyi Anlamak

Nasıl Müslüman Olduğunu Hz. Fatıma Gününde Anlattı

Nasıl Müslüman Olduğunu Hz. Fatıma Gününde Anlattı

Şeyh Mahir Hammud'dan Suriye Hutbesi

Şeyh Mahir Hammud'dan Suriye Hutbesi

Mısır İhvanı Cumhurbaşkanlığı Projesini Açıkladı

Mısır İhvanı Cumhurbaşkanlığı Projesini Açıkladı


"Küresel Ortak Söylem” Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

Ahmet Faruk Ünsal'ın Sempozyum Açılış Konuşması

Ahmet Faruk Ünsal'ın Sempozyum Açılış Konuşması

Adil Barış: Küresel Ortak Söylem Sempozyumu (foto)

Adil Barış: Küresel Ortak Söylem Sempozyumu (foto)

Örs: İslamcılar NATO Çizgisinde Konumlandırıldı

Örs: İslamcılar NATO Çizgisinde Konumlandırıldı

28 Şubat: Yeni Türk-İsrail Ekseni'nin Ürünüdür

28 Şubat: Yeni Türk-İsrail Ekseni'nin Ürünüdür

Tantik: Mezhep Savaşı Kumpaslarına Dikkat Edelim

Tantik: Mezhep Savaşı Kumpaslarına Dikkat Edelim

Erbakan: Amerika Ne İstediyse Tersini Yaptım (VİDEO)

Erbakan: Amerika Ne İstediyse Tersini Yaptım (VİDEO)

Siyonizme Karşı İslam İnkılabını Korumalıyız (VİDEO)

Siyonizme Karşı İslam İnkılabını Korumalıyız (VİDEO)

Üstad Sezai Karakoç'un Konuşmasının Tam Metni

Üstad Sezai Karakoç'un Konuşmasının Tam Metni

Emperyalist ve Siyonistler Suriye'de Neyin Peşinde?

Emperyalist ve Siyonistler Suriye'de Neyin Peşinde?

Filistinli Bakanın Feryadı Bizi Ne Kadar Utandıracak

Filistinli Bakanın Feryadı Bizi Ne Kadar Utandıracak

Türkiye'yi Suriye'ye Saldırtma Projesi İşleyecek mi?

Türkiye'yi Suriye'ye Saldırtma Projesi İşleyecek mi?

Suriye Rejimini Yıkmak İçin Dört Askeri Seçenek

Suriye Rejimini Yıkmak İçin Dört Askeri Seçenek

Suriye Rejimini Ancak Askeri Müdahaleyle Yıkabiliriz

Suriye Rejimini Ancak Askeri Müdahaleyle Yıkabiliriz

Siyonistlere Göre Esad'ı Devirebilmenin Altı Yolu

Siyonistlere Göre Esad'ı Devirebilmenin Altı Yolu

İsra Haber'den General Eş Şeyh'in

İsra Haber'den General Eş Şeyh'in "Tekzib"ine Yanıt

DUYURULAR  _

İmam Hamenei'nin Beli Kırıldı Selahaddin Ağabey...!

23.02.2012, 02:29:14

| Yorum Yaz
Nureddin ŞİRİN

Nureddin ŞİRİN

Aleykum Selam Selahaddin Ağabey,

Selahaddin Ağabey’in yazısına cevaben yazdığım “Selahaddin Eş Ağabeyime Serzenişimdir” başlığı altında yazdığım yazıya, Selahaddin ağabeyden uzunca bir cevap geldi.

Selahaddin ağabeyin bu cevabını “Selahaddin Eş Suriye ve İran İlişkilerini Anlatıyor” başlıklı haberimizde okuyabilirsiniz.

Selahaddin ağabeyin muhabetle yazdığı bu yazısına ben de saygıyla bir cevap yazmak istiyorum.

Öncelikle, bizim de az-çok bildiğimiz bazı hususları kapsamlı ve aydınlatıcı bir şekilde ortaya koymuş olmasından dolayı Sehaddin ağabeyime teşekkür ediyorum. Zira kendisinin bu yazısında anlattığı tarihi gerçeklerden birçok şey öğrendim, tekrardan bütün kalbimle teşekkür ediyorum.

Selahaddin ağabey yazısında, "İran-Suriye ilişkileri"nin hangi saiklerle nasıl geliştiğini çok güzel bir şey ortaya koydu. Buradan da görüleceği üzere, İran İslam Cumhuriyeti bir taraftan Eflakçı Saddam rejimiyle savaşırken, -ki Selahaddin ağabeyin de belirttiği üzere bu tahmili savaşta, bütün dünya ve Arap rejimleri Saddam’ın arkasındaydı- diğer taraftan da, Suriye Baas rejiminin Saddam’la olan liderlik çekişmesinden istifade etmiş ve bundan daha çok Lübnan’da İslami direnişin ortaya çıkması için yararlanmıştı.

Zira hem İmam Humeyni’nin hem de İslami İran mesullerinin dilinde Irak baas rejimi “Eflakçı kafir rejim”di. Bu noktadan baktığımızda, bu niteleme aynı zamanda diğer baas rejimi olan Suriye rejimine de şamildi. Ancak İmam Humeyni ve İran İslam Cumhuriyeti mesulleri, doğrudan Suriye rejiminin ideolojik ve politik yönünü hedef alan açıklamalardan kaçınmışlardı.

Salahaddin ağabey, yazısında çok önemli bir olayı aktarmakta. Suriye rejim güçleri, Lübnan’daki Şeyh Said Şaban liderliğindeki Sünni İslami Tevhid Hareketi’ni yok etmek için Trablus kentini kuşattığında, İran İslam Cumhuriyeti bu saldırıyı önlemek için diplomatlarını “canlı kalkan” olarak Trablus kentine gönderiyor. İran Suriye rejimine şu mesajı vermiş oluyor: 'Yapacağınız bir müdahalede biz de hedef olacağız..'

Biz yazımızda da belirttiğimiz üzere, Trablus kentinin korunması için İmam Humeyni, İslam Cumhuriyeti’nin en üst yetkilisi olarak dönemin cumhurbaşkanı Seyyid Ali Hamenei’yi Şam’a göndererek, Suriye rejim güçlerinin büyük bir katliamını önlüyordu.

Dolayısıyla, İran İslam Cumhuriyeti, kendisini Lübnan’daki Sünni Tevhid Hareketi’ne siper edinerek, Suriye rejimine karşı Sünni Müslümanlara yönelik bir katliamın önüne geçiyordu. Bu girişimin başındaki isim de dönemin Cumhurbaşkanı olan İmam Hamenei idi.

Bu vesileyle burada İmam Hamenei’den iki örnek dana aktarmak istiyorum. Ki bu örnekler bizim Veliyy-i Emr-i Müslimin olarak İmam Hamenei’ye olan muhabbetimizin temel sebeplerindendir.

1992 yılında, Merhum Aliya İzzetbegoviç önderliğinde Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan ettiğinde, Avrupa’nın ortasındaki bu İslam yurdu Sırpların emsalsiz bir barbarlığı ile karşılaştı. Masum ve savunmasız Bosnalı kardeşlerimiz soykırıma uğrarken, esir kamplarına götürülen kadın-erkek binlerce Bosnalı Müslüman da insanlık dışı ve vahşice eziyetlere uğruyordu. Kuşatılan Bosna’nın savunmasızlığı Çetnik Sırp çetelerini daha da cesaretlendiriyor, kelimenin tam anlamıyla Bosna-Hersek, bir baştan bir başa kan gölüne dönüyordu.

Bosna Hersek’in karşılaştığı bu insanlık dışı soykırımlar üzerine İmam Hamenei, siyasi baş danışmanını Ali Ekber Velayeti’ye, “Bosna’da yaşanan hadiseler belimi kırdı. Bosna’nın savunulması için askeri, ekonomik, siyasi, insani her yoldan gereken her şey yapılsın!” diyor.

İmam Hamenei’nin bu talimatı üzerine İslam Cumhuriyeti’nin askeri ve siyasi erkanı Bosna-Hersek için seferber oluyor. Kuşkusuz ki, Bosna’ya yapılacak ilk yardım da “askeri yardım” olacaktı. Bunun için İslam Cumhuriyeti’nin en tecrübeli savaşçıları, komutanları Bosna’ya gönderilerek, hem askeri danışmanlık, hem eğitim, hem de operasyonel olarak cephelere intikal ettiriliyordu. Bosna cephesine silah ve cephane sevkiyatı yapılıyor ve bu süreçte İslam devriminin en gözde savaşçıları Bosna cephesinde şehid oluyordu.

"Belim kırıldı" sözünü ilk söyleyen Seyyidüşşüheda Hz. Hüseyin idi. Meydanda savaşan kardeşi Hz. Abbas'ın şehid olması üzerine, kardeşinin yanına giden İmam Hüseyin "şimdi belim kırıldı" diyerek acısını dile getirmişti. İmam Hamenei de, Bosna'da müslümanların uğradığı soykırım üzerine aynı ifadeyi kullanarak, İslam cumhuriyeti'nin bütün gücüyle Bosnalı müslümanların yardımına koşmasını emretmişti.

İran İslam Cumhuriyeti ve İmam Hamenei’nin tek hedefi, Bosnalı Müslümanların ve Avrupa’nın ortasındaki bu "Sünni İslam yurdu"nun savunulması idi. Nitekim 1993 yılında Sarayova’da bulunduğumuz sırada, Türkiyeli mücahid kardeşlerimizle Gazi Hüsrev Begova Camiine Cuma namazına gittiğimizde, Suud rejiminin halka ve cemaata dağıtılmak üzere Sarayova’ya gönderdiği Boşnakça kitaplarda, “Şiilerin Müslüman olmadığı” iddiaları yer alıyordu. Bu durumu Sarayova’daki Hamid adlı bir İranlı kardeşimize aktardığımızda, aldığımız cevap “bizim burada bulunuşumuzun tek bir sebebi var; o da Bosnalı kardeşlerimizin savunmasında yardımcı olmak. Bunun dışında kim ne yaparsa yapsın bizim onlarla bir işimiz olmayacak” olmuştu.

Suud rejimi ve onların ücretli elemanlarının İslam İnkılabı’nın zaferinden sonra yaptıkları hep bu oldu. O dönemlerde meşhur Rabıtatu’l Alemu’l İslami adlı kuruluşu vasıtasıyla “mebusin” adlı ücretli elamanları vasıtasıyla bütün İslam dünyasında, İslam Cumhuriyeti, İmam Humeyni ve Şiilik aleyhtarı propagandalarını sürdürüyordu. Öyle ki, bu propaganda çalışmalarının biri de, 1985’li yıllarda İstanbul Beyazsaray kitapçılar çarşısında bir kitabevinin önüne yığılmış binlerce “El Hututu’l Arızi Fi Şiatu’l İsna-i Aşeriyye” adlı, Muhibiddin el Hatib adlı yazara ait kitaptı. Kitaptan bir tanesini satın almak istediğimizde, kitapçı bize, bunun ücretsiz olduğunu söylemişti. Çünkü Suud’un Rabıta’sı bu kitaplardan milyonlarcasını her dilde bastırmış, ücretsiz olarak dağıtılması için gereken finans desteğini sunmuştu.

İşte,yukarıda anlattığımız üzere, 1992 yılında Sünni İslam yurdu Bosna-Hersek’te yaşanan soykırımlardan dolayı “belim kırıldı” diyen İmam Hamenei’nin İslam Cumhuriyeti’nin bütün askeri ve siyasi güçlerini Bosna için seferber ettiği sırada, Suud rejimi ve işbirlikçileri de böylesi bir propagandayı alabildiğince yaygınlaştırıyordu. Ki savaşın en zorlu anlarında bile bir kuru ekmek bulmakta güçlük çeken Bosnalı Müslümanlara dağıtılmak üzere bu kitaplardan gönderilmişti…

Gel gör ki, bugün de İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik mezhepcilik iddialarının arkasındaki Suud rejimi, şimdi de aynı propaganda unsurlarını devreye sokarak, İslami İran ve İmam Hamenei hakkında yoğun bir karalama çabasını sürdürmekte. İslam ümmetinin zenginliğini kendi habis saltanatları, şehvet ve safahatları için kullanan bu hain, hırsız ve soysuz Suud rejimi, patronu ABD ile birlikte Müslümanlar arasında Şii-Sünni ayrışması ve çatışması çıkarmak için her tür komployu sahneliyor.

İmam Hamenei’den aktarmak istediğimiz ikinci husus ise, siyonist İsrail rejiminin 2010 yılında Gazze’ye yönelik başlattığı soykırım saldırıları sırasında, Bosna savunmasında olduğu gibi, aynı hassasiyet ve sorumlulukla bu kez Gazze’nin savunulması için İslam Cumhuriyeti’nin askeri güçlerini seferber etmişti.

Bizler bu hususu genel olarak ifade ediyorduk. Zira, 22 gün savaşının hemen ardından Tahran’a giden Hamas lideri Halid Meşal, İmam Hamenei ile görüşmesinde “bizim bu zaferimizde en büyük pay size aittir” diyerek minnettarlığını belirtiyordu.

Meşal’in bu sözleri, genel anlamda İslam Cumhuriyeti’nin Gazze’nin savunulmasına verdiği desteği ifade ediyordu. Ama İmam Hamenei’nin “biz Filistin’e de Lübnan’a da müdahale ettik ve sonuç zafer oldu” demesiyle, “Furkan savaşı” olarak adlandırılan 22 Günlük Gazze savaşında, İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri olarak yer aldığı da beyan edilmiş oldu. Böylelikle Halid Meşal’in “bizim bu zaferimizde en büyük pay size aittir” sözünün ne anlama geldiğini daha iyi anlamış olduk…

Zaman, İran İslam Cumhuriyeti’nin Sünni müslümanların yükselttiği Filistin İslami direnişine, özelde Gazze savunmasında nasıl bir rol üslendiğini daha ayrıntılarıyla bizlere öğretecektir...!

İmam Hamenei’nin Bosna ve Gazze savaşlarıyla ilgili tutumunu aktarmamızın sebebi, Lübnan Trablus kentindeki İslami Tevhid hareketi’nin savunulması için İran’ın nasıl bir fedakarlık yaptığına, özelde de İmam Hamenei’nin Şam’a giderek, Suriye rejiminin Müslümanlara yönelik katliamı nasıl önlediğine, ek örnekler vermekti…

Şimdi günümüzde, Suriye üzerinden birtakım kişi ve çevreler tarafından dünya müslümanlarının böylesi mihriban babası İmam Hamenei'nin şahsiyetine yönelik çirkin niteleme ve hakaretlerde bulunması, hangi vicdan ve insaf ehlinin zoruna gitmez..? Bizi bu konuda hassas kılan asıl etken, bir Veliyy-i Fakih olarak İmam Hamenei'yi kutsallaştırmamız ve dokunulmaz kılmamız değil; bilakis, hakkaniyet, adalet, insaf, edep, ahlak esaslarının ayaklar altına alınmasına tepki göstermemizden dolayıdır...

İmam Hamenei'nin Şer'i konumu ve rehberiyeti, müslümanların sorumluluk ve yükümlülükleri, bunların içeriği ve sınırları ayrı bir mütalaa konusudur. Buna bir başka yazımızda değiniriz. Ancak, İmam Hamenei'ye yönelik kirli propagandalara olan tepkimiz, onun rehberiyetine olan bağlılığımız dolayısıyla değil, hakk ve adalet için şahidlik yapma sorumluluğumuzdandır. Bunu mezhep, kavim, hizip ayrımı yapmaksızın İslam ümmetinin liderleri, mürşidleri için de yapmaktayız. Bu cümleden olmak üzere şehid İmam Hasan el Benna, Cemaladdin Afgani, Şehid Seyyid Kutub, Allame Mevdudi, Bediüzzaman Said Nursi, Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, Şehid Ahmed Yasin, Halid Meşal, Ramazan Abdullah Şallah ve daha birçok şahsiyet için yaptığımızı, hepsine nasıl bir minnettarlık içinde olduğumuzu ve bunu her vesileyle dile getirdiğimizi dostlar bilmektedirler.

Bu vesile ile, Milli Görüş hareketi lideri Merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan hocamızı, hakka yürüyüşünün birinci yıldönümünde rahmet, minnet ve şükranla yad ediyor, Allah Tebareke ve Teala'dan onu peygamberlere, sıddıklara, salihler ve şehidlere komşu kılmasını niyaz ediyorum...

Şimdi tekrar Suriye meselesine dönecek olursak:

Selahaddin Ağabey “Hama Faciası”nın nasıl ortaya çıktığını, bu katliamdan dolayı da İslam Cumhuriyeti’nin muaheze edilemeyeceğini detaylı ve öğretici bir şekilde anlattı yazısında.

Zira, İslam Cumhuriyeti ve İmam Humeyni’nin, Suriye İhvan-ı Müslimin’ine böyle bir harekete kalkışmamalarını söylediği de belirtiliyor. Zaten o koşullar altında İslam Cumhuriyeti’nin stratejik ve jeo-politik engeller dolayısıyla Suriyeli müslümanlara fiilen yardım edebilmesi de mümkün değildi. Ayrıca, Hama faciasının yaşanmasında, dönemin İhvan liderliğinin sorumluluğu da göz ardı edilemez. Yine aynı şekilde Said Havva’nın Ürdün ve Irak rejimleriyle kurduğu bağın, Saddam rejimine verdiği desteğin ve İmam Humeyni ve İslam Cumhuriyeti hakkında kullandığı ifadelerin, “El Humeyniyye” adı altında yazdığı tekfirci kitabın, kendisinin hiç de iyi niyetli olmadığını, bilakis bölgesel bir komplonun baş aktörlerinden biri olduğunu açıkça gözler önüne seriyor.

Ancak bugün Suriye ihvanı adına televizyon ekranlarından İran İslam Cumhuriyeti’ni “düşman” ilan eden şahısların öncelikle Hama olaylarındaki sorumluluklarının hesabını vermelerini bekliyoruz. Kendileri ile yüzleşmeye de hazırız. Eğer kendileri bu iddialarını ispatlayabilirlerse ortaya sürdükleri delilleri olduğu gibi yayınlarız. O zaman daha detaylı olarak konuyu ele alma fırsatımız da olur.

Nitekim Selahaddin ağabeyin yazısından da bunu anlayabiliyoruz.

Selahaddin ağabey, 1982 Hama olayları dolayısıyla bugün çeşitli zeminlerde, internet ortamlarında yazılıp söylenenlerde, İslam Cumhuriyeti ve Merhum İmam Humeyni hakkında yazılan ve söylenenleri görüyorsa eğer, sanırım ortada nasıl bir kara propagandanın ve zalimce bir psikolojik savaşın sürdürüldüğünü de takdir edecektir.

İşte bu noktada, Selahaddin ağabeyin tanıklığına olan ihtiyacımızı belirtmemiz de bundandır. Konular konuşuldukça daha birçok hakikat gün yüzüne çıkacak, kimin haklı kimin haksız, kimin zalim kimin mazlum olduğu daha bir belirginlik kazanacaktır.

Ancak, bizleri “hamaset yapmak”la suçlayan birtakım çevrelerin, tüm bu gerçekliklerin üzerini örterek geceli gündüzlü “kan hamaseti” yapmaları, onların gerçekte hangi niyetleri taşıdığını ve neyin peşinde olduklarını da daha anlaşılır kılıyor. Bizim itirazımız da, feveranımız da bunadır.

Selahaddin ağabeyin yazısının ikinci bölümüyle ilgili değerlendirmemizi bir sonraki yazımıza bırakıyoruz...

Bir vesileyle bize bu meseleleri tavzih ve tasrih etme fırsatını verdiği için de, Selahaddin Eş ağabeyime tekrardan teşekürlerimi sunuyor; Allah subhanehu ve Teala'dan sağlık ve esenlikler niyaz ediyorum.

nureddin@velfecr.com





| Yorum Yaz Yorumların Tamamı

Yorum : 43  
ilhan
02.03.2012, 16:56:31
şu anda malatyada amerikan askerleri askeri uslere yerleşiyor ve muslumanlara karşı katliam hazırlıgı yapıyorlar. Yine turkiye devleti natonun emrinde ortadoğuda ve afganistandaki katliamlara ortak oluyor. Hoşunuza gitmesede resim budur. Muslumanların bu buyuk problemleri gormezden gelmesi ve tepki gostermemesi beklenemez,islamla bağdaşmaz. Gucunuz yetiyorsa buna tepki gosterin.
velioğlu
02.03.2012, 12:59:58
Suud ulamasından şeyh Qarani suriye halkının eline silah alarak cihad etmesi gerektigi yönünde bir fetva vererek. beşad e karşı cihad etmenin israil le cihad etmekten daha vacip oldugunü öne sürdü. Hasan nasrullah a da ağır hakaretler içeren fetvanın israil le cihad etmekten daha vacıp oldugun şekilnde olmasi akılara suud ulemasınınisrail karşi cihad fetvasın olup olmadıgı aklılar gelitiryor. Hiç duyan oldum hiç bir suudi ulemasının israile cihad konusunda fetva verdigine şahit olan olmamiştir. 2006 yılında israil lübnan hezimeti esnasında hizbullah yardım etmenin haram olduğu yönünde fetva niyetine ulema kılıklıarın atişmasın şahit olmuştuk. Ancak filistinlilere dönuk katilyamlarına bile israil e yöenlik fetva yayınladıklarına asla şahit olmadık adı gecen şeyh saddam idam edildiginde onu şehit ilan etmişti kasidler yakımıştı nitelıklı olarak saddamla esed arasında fark birni şehit diyerin kafir olmasindaki belirleyici ölcu ne olabilir acaba. suud fitneci politkasindan baska bişe deyil.
Oğuz Akkar 3
01.03.2012, 04:27:45
Selahaddin Eş abimize yazdığını makaledeki olgunluk ve bir büyükle nasıl konuşulur mealinde yazı ise beni daha da hayran bıraktı size Abi. Kendi fikriyatınızdan uzak olan bir düşünüre bu kadar olgun ve saygılı bir üslupla yazı yazmanız beni derinden etkiledi. Ve şunu öğrendim sizden;büyüklerinde konuşurken edepli ol, samimi ol. Bende diyorum ki;her ne kadar farklı düşünsemde, her ne kadar düşüncelerinize katılamasam da siz büyüklerime saygılı olmayı öğreneceğim önce. Makalenizden aldığım ilk ders budur Abi.

Demekki sizden öğreneceğim daha çok şey varmış Abi. Biz gençlere daha da yol gösterici ve öğretici olmanız dileği ile size sağlıklı uzun bir ömür dilerim Yüce Allahtan Nureddin Abi. Evladınız olarakta ellerinizden öperim.
Oğuz Akkar 2
01.03.2012, 04:24:55
Biz yeni nesiliz Nureddin abi. Yada sizden sonraki nesil diyelim. Sizdeki tecrübe,güngörmüşlük ve mücadele ruhu bizde yok. Ne öğrendiysek siz abilerimizden öğrendik. Hatalarımız oldukçada siz büyüklerimizden fırça yemesini bildik. Biz sanki daha farklı bakıyoruz hayata ve olaylara abi.

Beni en çok şaşırtan şu oldu abi; Kendi web sitenizde kendi makalenizin altında her kesimden yoruma yer vermeniz. İnanın ben abimden bir şey daha öğrendim bugün. Büyük bir cesaret ile kendi yazını yazdıktan sonra altına her türlü yoruma izin vermeniz bende hayretlik oluşturdu. Bilmiyorum belki beklemediğimdendir. Sizden özür diliyorum Nureddin abi. Ben başta Suriye olmak üzere birçok konuda belki hataya düşerek farklı düşünen biri olmama rağmen size olan hayranlığım bir

kat daha arttı. Büyük bir özveride bulunarak insanların tartışmasına olanak sağlaman ve onların görüşlerine yer vermeniz Nureddin abimin nasılda olgun ve kapsayıcı,kucaklayıcı bir insan olduğunu bir kere daha gösterdi.
Oğuz Akkar 1
01.03.2012, 04:22:17
Sevgili Nureddin Ağabeyim

Yazılarınızı imkan elverdiğince takip etmekle beraber bugüne kadar

herhangi bir yorum yazmadım. Gerçi internette yazılan makalelere yorum

yazma gibi bir kabiliyetimde yok. Bugüne kadar yazdığım ikinci yorum

olacak zannedersem. Bu arada sizin yazdığınız yazılara yorum yapmak

yada sizinle oturup tartışmak benim haddimede değil. Siz Babamın

eskimeyen bir dostu ve ailesinden bile önde gelen bir kardeşisiniz. O

nun tabiri ile Nureddin Abin bi taraf,dünya bir taraf.

Aziz abicim. Öncelikle yorum yazmada kabiliyetli olmadığım için hata

yaparsam şimdiden affola.
cancan
29.02.2012, 15:52:09
İİC politikalarında öncaliklekendi varlığını topraklarını ze rejimini korumayı hedefliyor. Buda çok doğal. Kendini korumadan kime ne faydası olabilir ki. Türk tarafına baktığımızda ise bizim yönümüzü çıkarlar ze arap emirliklerinden gelen paralar belirliyor. Hükümet suriyeye asker göndermekten söz ediyor. acaba suriye o askerleri çiçeklemiiii karşılayacak yoksa kurşunlamı. Para uğruna orada askerimiz öldüğünde acaba bunun hesabını bu halka nasil verecekler. Suriyede başarısız olurlarsa ABD çeker gider peki türkiye suriye ile başbaşa kaldığında ne yapacak. O zaman bu ülke nasıl bir bedel ödeyecek*.

Yorum Yaz Yorumların Tamamı

SEYYİD HADİ BELGESELİ (TIKLA İZLE)
EDİTÖR   
Editör Editör
Bütün Kırmızı Çizgiler Geçildikten Sonra…!
YAZARLAR   
Nureddin ŞİRİN Nureddin ŞİRİN
Adem Ve Hamit Takas Karşılığı Mı Bırakıldı…?
Mehmet GÖKTAŞ Mehmet GÖKTAŞ
Ey Azîz İstanbul, Ey Güzel İstanbul!
M. Selman KAYA M. Selman KAYA
Kuveyt'te Başlayan Bir Proje: Bülent Yıldırım Ve Gazeteciler
N. Mümine BUCAK N. Mümine BUCAK
İslami Cemiyet, İslami Cemaat
Mehmed AKİF Mehmed AKİF
Sen Yutkun Dur, Ağacan
Ömer Faruk GERGERLİOĞLU Ömer Faruk GERGERLİOĞLU
Nostaljilere, Önyargılara Dokunmak
Kadrican MENDİ Kadrican MENDİ
Bir Dönüşümün İbretlik Hikayesi
Tevfik UĞUR Tevfik UĞUR
Hür Müslüman Halkın İradesi Ne Demektir?
Beytullah Emrah ÖNCE Beytullah Emrah ÖNCE
İstanbul İslamcılığı Düşerken
Mücahid ULUDAĞ Mücahid ULUDAĞ
Tanık Olma İçin
Av. Gürkan BİÇEN Av. Gürkan BİÇEN
Siyonistler Daha Mı Mübarek?
Abdulhelim ALMALI Abdulhelim ALMALI
Mavi Marmara'ydım....!
Hüseyin TAŞ Hüseyin TAŞ
Mezhepçi Olmamak
İbrahim KARAMAN İbrahim KARAMAN
Hizbullah'ın Suçu
Ayhan DEMİR Ayhan DEMİR
CHP, Saraybosna'ya Taşınsın
Vehbi CAMGÖZ Vehbi CAMGÖZ
Bu Sene Bir Mayıs Bir Başka Olacak...!
Ramazan DEVECİ Ramazan DEVECİ
Müslümanların Suriye İmtihanı
Çiğdem TOPÇUOĞLU Çiğdem TOPÇUOĞLU
Hükümet Hükümsüzdür
Hüseyin BELGİ Hüseyin BELGİ
Suriye Üzerinden İrana Karşı Yürütülen Psikolojik Savaş
M. Şakir KOÇER M. Şakir KOÇER
Tarihsel Günahlarımızın Cezasını Çekiyoruz
M. Necip YAVUZER M. Necip YAVUZER
İslam Ümmeti'nin Yetimleri Kürtlerin Peygamber Aşkı
Kerem ÖZBAY Kerem ÖZBAY
Almanya'nın Korku Duvarı Siyonizm
Zeki KAYA Zeki KAYA
Nerede Filistin Dostları..!
Ahmet ÖRS Ahmet ÖRS
Oyun Kurucunun Yanına Yerleşen Kim? Kim Kimi Yargılıyor?
Uzeyir YİĞİT Uzeyir YİĞİT
Birinci Yılında Suriye Olayları ve Türkiye İzdüşümü
Muhammed HAKLI Muhammed HAKLI
Yaşasın İsrail İmparatorluğu..!
İbrahim KÜÇÜK İbrahim KÜÇÜK
Fasığın Her Haberi Batıl Mıdır ?
Nigar GÜMRÜKÇÜOĞLU Nigar GÜMRÜKÇÜOĞLU
Cami Geleneği ve Diyanet
Ali AMMAR Ali AMMAR
One Minute..! Şehid Furkan'ın Şehrine Siyonistler Giremez...!
Emel MÜMİNOĞLU Emel MÜMİNOĞLU
İran İçin Yine Mi Bahane?
Serdar DUMAN Serdar DUMAN
Sen Merak Etme Büyük Şeytan; Biz “Önceliklerimiz”i İyi Biliriz..!
Sevda Nur YAĞMUR Sevda Nur YAĞMUR
Kuzuluk Notları
Mikail Mikail
Kanadımız Kırık Şimdi
Ahmet HATİP Ahmet HATİP
Esrar-ı Derun
Atasoy MÜFTÜOĞLU Atasoy MÜFTÜOĞLU
Direnişin Onuru
Ramin BAYRAMOV Ramin BAYRAMOV
Dünya'da ve Türkiye'de Masonlar
Copyright © 2012 velfecr IE 7+ // Firefox 3+
[ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash
Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. // Tasarım ve Kodlama artiweb