siyonist rejim askeri uzmanlarından emekli Albay Jonathan Fighel'in, Hamas'ın Gazze'deki zaferinde İran ve Hizbullah'ın payını yazdı.
GAZZE'DE DÖKME KURŞUN OPERASYONU: ASKERİ BASKI GEREKLİ
VELFECR ÖZEL DOSYA
12/01/2009
Albay (E.) Jonathan Fighel
Gazze Şeridi’nde askeri harekâtın başlamasından 16 gün sonra, (9 Ocak 2008) Cuma günü, BM Güvenlik Konseyi Gazze’de bir ateşkes kararı yayımladı. Şimdiye kadar İsrail hükümeti tarafından belirlenen stratejik hedeflerin hiçbiri, bu savaş öncesinde gerçekleştirilememiştir; dolayısıyla savaş, İsrail kabinesi tarafından verilen karara göre devam edebilecektir. Aslında BM kararının anlamı, Haziran 2007’de kanlı ve şiddetli bir darbeyle gelen Gazze’deki Hamas yönetiminin kabulü demekti. İsrail hareketinin hedefleri daha henüz tam olarak gerçekleşmemiş, Hamas’ın roket, füze ve diğer silah stokları imha edilmemiş ve liderlik motivasyonu daha bozulmamıştı. Bunlar nedeniyle Hamas, onların nazarında en iyi ödülü sağlayacak olan arabuluculuk yolunu tercih ederek, dünya çapında çok sayıda bulunan arabulucunun rahatlığını hissediyordu. Radikal İslami ideoloji tarafından himaye edilen silah cephaneliği en uygun zamanda İsrail’e karşı kullanılmak üzere saklandığı yerden çıkarılacaktı.
İsrail hükümeti bu harekâtın tanımları ve amaçları içerisine kaçırılan esir asker Gilad Şalit sorununu dâhil etmemişti ancak herhangi bir ateşkes durumunda İsrailli esir askerin dönüşü istenecekti. Şimdiye kadar açık ve seçik tek bir hedefe ulaşıldı, o da: İsrail’in uluslararası arenada kirletilen imajının bedeli olarak Hamas’ın askeri dallarına ve Hamas hükümetinin sembollerine zarar vermek.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde başlattığı eylemleri durdurması için dört ön koşul gerekir:
1) Hamas askeri düzeninin parçalara ayrılması, roketlerinin imhası ve Gazze’den İsrail’e karşı yapılacak herhangi bir terör eylemi ve ateşlemenin durdurulması.
2) İran ve Hizbullah yardımıyla Hamas’ın yeniden silahlanmasının önlenmesi, Gazze Şeridi’nde deniz yolu ve Mısır sınırından yapılan kaçakçılığın önlendiğinden emin olmak için bir süre boyunca ciddi bir şekilde devam edecek bir kampanya ve etkin bir gözetim ve uygulama mekanizması kurulması.
3) Kaçırılan İsrailli asker Gilad Şalit’in geri verilmesi için esir değişimi.
4)Gazze Şeridi’nde yıkıntıların ve bitmiş günlük yaşamın eski haline döndürülmesi için Filistinliler tarafından sivil bir mekanizmanın oluşturulması. Bu mekanizma uluslararası toplumdan yardım ve bağış alacak ve böylece hiç kimsenin bu kuruluşun Hamas’la bağı olmadığından şüphesi kalmayacak. Refah sınır kapısı ve diğer geçişler, 2007’deki Hamas darbesinden önce bunları kontrol eden Filistin Yönetimi’nin Cumhuriyet Muhafızlarına verilmelidir.
Bu dört koşul olmadan, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Gazze’deki varlığının ve eylemlerinin son bulması Hamas’ın zaferi olacaktır. Çünkü şu an saklanmalarına rağmen Gazze’nin yönetiminde söz söylemeye devam ediyorlar ve İsrail şehirlerinin üzerine ateş açmaya devam ediyorlar. Ayrıca BM Konseyi onlar için bir meşruiyet sağlamaktadır.
Şu unutulmamalıdır ki, İran Gazze’de Hamas’ın silahlı kapasitesini para, eğitim ve silah donanımıyla inşa edenlerdendir ve eğer Hamas yönetimi Gazze’de olmaya devam ederse, İran Hizbullah’ta yaptığı gibi Hamas’ın yıkıntılarının arasından yeniden silahlı birlikler inşa edecektir. Gerçekte İran, vekilleri aracılığıyla İsrail’e karşı ikinci bir savaşa girişmiştir- şimdi Gazze’de Hamas’la gerçekleşen bu savaş bundan iki buçuk yıl önce de Lübnan’da Hizbullah’la gerçekleşti.
İslami terörizm söz konusu olduğunda BM kararları ve uluslararası toplumun davranışı zayıf ve utanç vericidir, hele ki konu İsrail olduğunda bu toplumun davranışı tamamen çifte standart, iki yüzlülük ve kindarlık göstergesidir. Dünya çapında karanlık şiddetin kaynağı olan radikal İslam’a karşı yıllar boyunca verilen terörle mücadelede BM, Afganistan’da ne NATO güçleri ve Taliban için, ne de Irak’ta Amerika ve El-Kaide arasında ateşkes çağrısında bulunmadı, ama Hamas ve İsrail söz konusu olduğunda her şey yapılabilir!
İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Hamas karşısında kazandığı başarıyı sorarsanız, 16 gün süren savaştan sonra Hamas, yapılan saldırıya ve saldırının kapsamına şaşırdı. Hamas 19 Aralık 2008’de, aslında İsrail’e karşı ‘düşük yoğunluklu’ bir roket saldırısı başlattı. Sürecin bitiminden beri, İsrail’in tepkisini doğru değerlendiremedi ve sadece saldırılardan dolayı değil, saldırıların yoğunluğu ve İsrail’in elinde mevcut olup güçlendirilmiş ön hatları, hükümete ait altyapı ve simgeleri tamamen çökerten istihbaratın kesinliği de onları şaşırttı.
Şimdiye kadar harekât sırasında çoğu Hamas’a ait olan yaklaşık 900 hedef, Gazze Şeridi’nde saldırıya uğradı. Saldırıların başlıca etkisi, silah ve roket üretim ve depolanmasına yönelik yerlere, komuta merkezlerine, Hamas kumandanlarına, roket fırlatma alanlarına ,“Philadelphi Route” gibi kaçakçılık için kullanılan tüneller gibi lojistik ve destek altyapılarına yönelikti. Hamas’ın hükümet kurumlarının yönetme yeteneğini sakatlayan daha büyük bir hasar da mevcuttu.
Bu aşamada denilebilir ki, Gazze Şeridi’nde Hamas ağır bir darbe aldı; ancak şimdilik kapasitesini yarı askeri bir terörist örgüt şeklinde koruyarak Gazze’nin içerisinde yoğun nüfuslu kentlerde gerilla savaşını belli bir düzeyde sürdürmektedir. Harekât başladıktan sonra hızla yer altına çekilen İzzeddin el-Kassam Tugayları ve Hamas’ın üst düzey yetkilileri, birlikler üzerinde hala makul bir düzeyde kontrolü sürdürüyor ve takviye edilmiş sığınaklardan ve Gazze Şeridi’nde kentsel bölgelere geçiş için daha önceden konuşlandırılmış yeraltı tünellerinden, sivilleri “insan kalkan” olarak kullanarak mücadeleyi sürdürüyorlar. Bunun yanında Memduh Cemal, Mustafa Dalul (Gazze) ve Muhammed İbrahim Sha’ar (Refah) gibi bölgesel komutanların saldırıya uğradı ve orta düzey askeri rütbeli kuvvetlere isabetli vuruşlar gerçekleştirildi. Buna ek olarak, Şerit’te önemli pek çok saha kumandanı, İsrail’in hava saldırıları yüzünden evlerini kaybetti.
Roketlerin Yerleşimi
Görünen o ki, şimdiye kadar Hamas’ın roket düzeninde kişisel düzeyde kayıplar mevcut. Harekât kumandanı Ayman Siyam ve Beyt Hanun’da, Han Yunus’ta ve Amir Mansi’deki topçu komutanlar, Muhammed Ekrem Şabat, Hussam Muhammed Hamdan ve ayrıca Gazze şehir merkezinde roketlerden sorumlu komutanlar yaralandılar.
Roket fırlatma merkezleri ve roket fırlatma birliklerini içeren, roket üretim ve depolama düzenlerinin uğradığı zarar ciddi olmasına rağmen henüz düzenin tamamının çökertilmesinde başarılı olunamadı. Fırlatılan roketlerin %75’i İsrail içerisindeki açık alanlara düşmesine rağmen, Hamas İsrail nüfuslu alanlara hala günde ortalama 30 roket fırlatabilme kapasitesine sahip. Roket fırlatma kapasitesinin süreklilik arz etmesi, Hamas’ın yer altında mücadeleyi yönetmek için (gizli otomobiller, kamyonlarla) ek taşınabilir roket kapasitesiyle hala işlevsel olan yer altı komuta merkezlerinin ve bir yer altı tünel sisteminin var olduğu gerçeğini vurgulamaktadır. İsrail için, doğası gereği önceden tespiti zor olan Hamas’ın havan topu kapasitesi hala işlevsel bir tehdit unsuru niteliğinde olduğu için gerçek zamanlı istihbarat ve operasyonel kapasite dâhilinde, İsrail avı halen devam etmektedir.
Askeri baskı gerekli...
Hamas’a daha çok darbe vurulması için, kara harekâtlarının genişletilmesi gerekmektedir. Operasyonel ve psikolojik baskı için tasarlanmış, Hamas’ın kalan operasyonel kapasitesini de bastırmak, çökertmek ve böylece liderlerin motivasyonunu etkileyerek savaşa ivme kazandıracak daha fazla kuvvet harekâta katılmalıdır. Şu anda İzzeddin el-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi içerisinde aşağı yukarı stratejik konumlarda bulunan İsrail Savunma Kuvvetleri’ne saldırarak bazı yerleri nispeten kurtarmaya başladı. Bu İsrail Savunma Kuvvetleri’nden üç askerin neden öldürüldüğünün ve birkaçının da neden yaralandığının açıklamasıdır. Stratejik konumları korumak için Hamas daha fazla saldırı girişiminde bulunacak, daha çok İsrailli askere zarar vermeye çalışacak ve bu kaçınılmaz olarak daha fazla kayba yol açacaktır. İsrail, Gazze Şeridi içerisinde Hamas’ı, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne karşı saldırıda bulunmak yerine, bir savunma ve gizlenme durumuna geçirecek, bu da İsrail Savunma Kuvvetleri’nin ilerlemesi ve aralıksız saldırıya geçmesiyle askeri baskıyı arttırması gerektirecektir. İsrail Savunma Kuvvetleri’nin hücum saldırıları, uluslararası oyuncuları ve Mısır’ı zorlayarak etkili bir mekanizma olan “Philadelphi Route” güzergâhını engelleme çabalarını kabul ettirecektir ve hızlandıracaktır.
Filistin Halkı
Gazze’deki Filistin halkı, Hamas’ın çeşitli birimleri tarafından, harekâtın daha öncesinde kazılmış yer altı sistemi ve Hamas liderleriyle üst düzey yetkililerinin yeraltına inmesi göz önünde bulundurulduğunda, liderleri kendi oylarıyla demokratik olarak seçilmişse de tamamen terk edilmiş ve bağlantısız bırakılarak büyük acılara ve kayıplara maruz kaldı. Denilebilir ki saklandığı yerde koruma altında olan Hamas liderliği, Gazze’deki Filistin nüfusunun son damlasına kadar mücadele verecektir. Gazze’de, Batı Şeria’da ve dünya çapında mevcut bulunan Filistinli Hamas düşmanlarının gözünde, “İsrail’le geçici ateşkesi keserek Gazze’deki nüfusun geri kalanının sorumsuz, çirkin, riskli ve şiddetli bir duruma maruz bırakılması gibi yürütülen stratejik hataların asıl sorumlusu olarak Gazze’deki Hamas liderleri suçlu konumdadırlar. Bu gruplar kendileriyle güya ilgileniyormuş gibi davranan ama bedel ödemeye gelince Gazze Şeridi’nde acılı Filistinlileri terk eden, Hamas ve liderlerini eleştiriyor.
