Türkiye'nin Amerika karşısında takınacağı onurlu tavır, stratejik ortaklığı bitirmekten geçer.
Amerikan temsilciler Meclisi’nde Ermeni Soykırım Tasarısı’nın kabul edilmesi ile birlikte, Türkiye ile Amerika arasında yaşanan gerginlik, diğer bir deyişle Türkiye’nin Amerika’nın ihanet ve küstahlığına tepkisi ne kadar ciddidir acaba?
Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi Genel başkanları yaptıkları açıklamalarda, Türkiye’yi Amerika ile stratejik işbirliğine son vermeye, Türkiye’nin Afganistan’da üslendiği “işbirlikçi” rolünü terk etmeye, İncirlik üssünü kapatmaya çağırdılar.
Yerinde ve haklı taleplerdi bunlar.
Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu, Amerika’ya yönelik sert bir dil kullanarak “Amerika artık taraftır” dedi. Bunun anlamı,” Amerika düşmanlarımızla aynı safa düşmüştür” demektir. Diğer bir deyişle “Amerika bizim dostumuz değildir artık” diyor.
Bu açıklamasından dolayı sayın dışişleri bakanını tebrik ediyoruz.
Modern haçlı savaşlarıyla İslam dünyasını kana bulayan, yüz binlerce masum ve savunmasız müslümanı katleden, ırzlarını, onurlarını ve haysiyetlerini çiğneyen bu emperyalist devletten zaten hiçbir zaman dost olmazdı.
O halde, Türkiye hükümeti, Amerika’nın bu ihanetine, sırttan hançerlemesine en kısa zamanda somut bir karşılık vererek, tavrındaki ciddiyeti göstermek durumundadır.
Afganistan’da NATO adlı batılı işgal güçleriyle birlikte saldırı ve katliamlarını sürdüren Amerika’nın isteği üzerine, Afganistan’da bir misyon üslenen Türkiye’nin, gerçekleştirilen katliamlarda suç ortağı durumuna düştüğü gibi, kendisine ihanet eden sözde stratejik ortağın yanında durmakla da kendi içinde büyük bir tutarsızlık sergilemiş olmaktadır.
Türkiye’deki Amerikan üsleri sadece İncirlik’ten ibaret olmadığı gibi, NATO adı altında Türkiye’nin birçok yerinde Amerika’nın askeri ve casusluk üsleri bulunmaktadır. Türkiye aynı zamanda NATO’nun nükleer silah deposu durumundadır.
Türkiye NATO’dan hiçbir şey almaksızın sürekli veren bir ülkedir.
Bosna savaşı sırasında, Bosna Hersek’teki kardeşlerimize silah götüren bir geminin NATO bünyesinde görev yapan Türk deniz kuvvetlerine bağlı savaş gemileri tarafından durdurulduğunu unutmak mümkün değildir.
“Komünizm tehdidi” umacası ile Türkiye’yi bir koloniye çeviren Amerika, ülkemizin varlığını, konumunu ve stratejik avantajlarını kendi emperyalist amaçları için kullanmıştır.
Son Ermeni komplosuyla birlikte, Sayın Davutoğlu’nun deyimiyle açıkça “düşman taraf” konumuna geçen Amerika eğer Türkiye’yi hala bir koloni olarak kullanmaya devam edecekse, NATO görevi adı altında Türkiye’yi işgal ve katliamlarına ortak yapacaksa, o zaman da ne hükümetin tavrında, ne de Davutoğlu’nun açıklamalarında bir ciddiyetten söz etmek mümkün olmayacaktır.
Bir kölenin efendisine “yavaş vur, canım acıyor” diyerek tepki göstermesi gibi, bir tepki göstermekle onurlu bir duruş sergilenmiş olamaz. Yapılması gereken Amerika’nın küstahlığına karşı hegomonik tüm zincirleri kırmak, Türkiye’yi Amerikan vesayetinden kurtarmak ve bu ihanetin bedelini bu çağdaş haçlılara ödettirmek olmalıdır.
Amerikalıların kendilerinin de yaptırdığı anketlerde, Türkiye halkının yüzde 70’inden fazlasının Amerika’dan nefret ettiği belirlenmiştir. Bu gösterge, Türkiye’de Amerika’ya karşı ulusal bir mutabakat olduğu anlamındadır. Bu durum Siyonist İsrail için daha ileri bir noktadadır.
O halde, halkın sesine kulak verecek bir hükümetin, kendisinin “milli irade”nin bir tecellisi olarak gören, Ergenekon davası süresince oligarşik müdahalelere karşı “hakimiyet sadece milletindir” sloganını kullanana bir iktidarın, halkın kahir ekseriyeti Amerika’dan nefret ederken bu ülke ile stratejik ortaklığını sürdürmesi en azından halkın iradesine karşı bir saygısızlık anlamına gelecektir.
Amerika büyük şeytan değil mi?
O halde bu şeytanın sopasını kırmaktan, bu şeytanın düzenini başına yıkmaktan daha onurlu bir eylem olabilir mi?
Önemli olan da hükümetin bu onurlu tavrı göstermesidir.