Kudüs ve Mescid-i Aksa sınavında kaybedersek eğer, yazıklar olsiun bizlere...
Bizler, Türkiyeli Müslümanlar Filistin, Gazze ve Kudüs ile ilgili olarak düzenlenen eylem ve etkinliklerinde sıklıkla
“Birruh Biddem Nefdika ya Aksa!” sloganlarını atarız, yani Mescid-i Aksa’ya yönelik her tür saldırıyı durdurmak, Mescid-i Aksa’yı Siyonistlerin işgalinden kurtarmak için canımızla, kanımızla savaşmaya, bu uğurda feda olmaya hazır olduğumuzu dile getiririz.
Doğrusu attığımız sloganların, yükselttiğimiz feryadların, yazdığımız yazıların veya düzenlediğimiz birtakım etkinliklerin pek de anlamı olmadığını görüyoruz. Bu, feryadların ve etkinliklerin anlamsızlığı ve önemsizliği manasında değil elbette. Mescid-i Aksa her yönden saldırı altında iken, bunun yanı sıra Siyonistlerin pervasızca Batı Şeria’daki Halil İbrahim ve Bilal bin Rabah mescidlerini gasp etmelerine karşın içinde bulunduğumuz sessizlik ve tepkisizlik sözümüzün eri olmadığımız, olamadığımız, bundan da öte İslam’ın ve ümmetin kutsallarını birtakım amaçlar uğruna araçsallaştırdığımız anlamına geliyor…
Bizler her geçen zaman imtihanlardan imtihanlara sınanıyoruz; erliğimiz, dürüstlüğümüz, basiretimiz, ufkumuz, kapasitemiz, dirayetimiz, sonuçta hidayet ve rüşdümüz noktasında büyük sınavlarla yüzleşiyoruz…
Heyhat..! Karnemiz ortada…
Kendisini bir ümmet olarak selamladığımız, saygı ve takdirle andığımız Şeyh Raid Salah İslam Ümmetine çağrıda bulunarak
“meydanlara çıkın, siz de Filistinliler gibi Siyonistlerle mücadele sahnesinde yerinizi alın” diyor.
Şeyh Raid Salah
“Bugün İslam aleminin, Filistin davasıyla ilişkisi nasıldır? Bugün Filistinliler, işgalcilere karşı doğrudan mücadele ediyor. İslam ve Arap alemi ise Filistin davasına sadece destek rolünü oynuyor, uzaktan destek veriyor. Bu denklem değişmeli. İslam ve Arap alemi de İsrail işgalcileriyle tıpkı Filistinliler gibi doğrudan mücadele içerisinde olmalıdır. Çünkü İslam alemi, Filistinlilerin içinde bulunduğu mücadelenin bir parçasıdır” diyor.
Müslümanların Kudüs davasına karşı ne kadar dürüst olduklarının sınavını verdiğini belirten Şeyh Salah
“İçinde bulunduğumuz dönem, Müslüman, Arap ve Filistinlilerden, Kudüs davasına gerçekten bağlı olanlarla, yalancıları birbirinden ayıracak” diyerek İslam Ümmeti için ayrım noktasını gösteriyor...
“Ölünceye kadar bir saat dahi, gözlerimizi Mescid-i Aksa’dan ayırmamamız gerekiyor. Biz, düşmana karşı Mescid-i Aksa ve Kudüs’ü korumak için canlı kalkan olmaya devam edeceğiz. Kudüs’teki halkımız, üzerlerine düşen sorumlulukları kahramanca yerine getiriyor. Kudüslülerin oynadığı rol çok mükemmel. Fakat düşmanın planlarına karşı zafer kazanabilmesi için tek başına yeterli değil. Kudüs ve Mescid-i Aksa davası ağırdır. Müslümanlar, Kudüslülerin Mescid-i Aksa ve Kudüs için tek başlarına mücadele etmelerinin yeterli olduğunu düşünüyorsalar, yanılıyorlardır. Benim en fazla korktuğum husus, kısa bir süre sonra Kudüs elimizden çıkacak ve biz ağlayacağız. Mescid-i Aksa elimizden çıkacak ve biz ağlayacağız. Biz, Kudüslülerin oynayacağı rolün yanı sıra istisnasız tüm Müslüman ve Arapların oynayacağı role muhtacız.”Bu feryad, Mescid-i Aksa’nın her bir tuğlasının, Arz-ı Mübareke’nin her karış toprağının mümin ve onurlu her insana bir çağrısıdır…
Peki biz neredeyiz?
İhvan-ı Müslimin Hareketi de yayınladığı bir bildiride dünya Müslümanlarından, Siyonistlere karşı öfkelerini göstermelerini isteyerek şu çağrıyı yapıyor:
“Tüm sivil toplum örgütleri, sendikalar, dernekler, partiler ve birlikler, Mescid-i Aksa’yı tehdit eden tehlike hacmine uygun bir etkinlik içerisinde olmalıdırlar. Tüm Müslümanlar, esir ve yıkılma tehdidi altında olan Mescid-i Aksa için maddi ve manevi destekte bulunmalı, sesini yükseltmeli, Siyonistlere ve yardımcılara olan öfkesini göstermelidir.”
Hamas’ın Gazze’deki liderlerinden Dr. İsmail Rıdvan da İslam Ümmeti’nin alimlerine seslenerek şu çağrıyı yapıyor:
"Alimler, peygamberlerin varisleridir. Alimler, ümmetin liderleridir. Alimler, ümmetin gençlerini ayağa kaldırmalıdır. Alimler, konferanslar, seminerler düzenlemelidir. Ümmetin genelinde alimlerin intifadası başlamalıdır. Kudüs ve Mescid-i Aksa için ümmetin alimlerin, intifadasını istiyoruz. Ey ümmetin alimleri, ey liderleri, Kudüs ve Filistin boynunuza borçtur. Üzerinizde büyük sorumluluk vardır”Tüm bu feryadlar ve çağrılar kulaklarımızda yankılanıp dururken alimlerimiz, aydınlarımız, İstanbul ve Anadolu'yu dolduran sivil toplum kuruluşlarımız, platformlarımız, partilerimiz, liderlerimiz, cemaat ve kanaat önderlerimiz nerededirler..?
“Canımız, kanımız Aksa’ya feda olsun!” diye haykıranlarımız nerededirler..?
Aksa sınavını kaybedeceksek eğer, veyl olsun bize…
Filistinli o çocuğun haykırdığı gibi:
“arun aleykum..!”