Filistin İslami Cihad Hareketi Lideri Dr. Ramazan Abdullah Şallah'ın yardımcısı Ziyad el Nahale ile yapılan röportaj
Şark El Avsat’ın iki gün önce yayınladığı şeyle başlamak istiyorum. Cihad gerçekten de şiddetli bir ekonomik krizden mi geçiyor?Bu aşamada bir finans krizinden söz etmek Filistin halkı ve direnişi için onurdur, özellikle de Gazze’ye uygulanan muhasarayı, Batı Şeria’daki direniş güçlerine uygulanan, esirlerin ve şehit ailelerin ailelerine giden fonlara uygulanan kuşatmayı göz önüne aldığımızda. Eğer ekonomik krizden söz edeceksek bunu bu muhasarayla ilişkilendirmeliyiz, her hangi bir fraksiyonun kapasitesiyle değil. Açıktır ki İslami Cihad hareketi var olduğu müddetçe, şu veya bu şekilde üyelerinin ve unsurlarının ihtiyaçlarını asgari düzeyde de olsa temin edecektir. Bununla birlikte, bazen öyle baskın olumsuz şartlarla yüzleşmekteyiz ki hareket, hak sahiplerinin bu ihtiyaçlarını kendilerine ulaştıramamaktadır.
Ama kuşatma üç yıldır var, bu kriz niçin son aylarda ortaya çıktı peki?Evet üç yıldır muhasara altındayız ve şu biliniyor olmalı ki para ve silahın Gazze’ye sokulması sürüyor, fakat Batı Şeria’daki banka hesapları dondurulmuş durumda.
Bununla birlikte sizi temin ederim ki ben Cihad Hareketinin zengin olduğunu söylemiyorum. Bağışçıların verdikleriyle bazı ihtiyaçlarımızı giderebiliyoruz ama İslami Cihad direniş hareketi olmayı sürdürüyor. Hareketimiz yoksul, fakat gövdesi büyüyüp ihtiyaçları arttığı sürece kaynaklarını geliştirmeye de çalışmaktadır. 2000 mahkum, yüzlerce şehit ailesi ve bunların ihtiyaçlarından, yüzlerce sakattan ve binlerce savaşçıdan söz ediyorum. İhtiyaçlarımız fazla ve sürekli olarak asgari ekonomik düzeyi elde etmek için uğraş vermekteyiz.
Bu yoksulluğun yeni bir hadise olmadığını mı söylüyorsunuz yani?Evet.
Finans kaynaklarından bahsettiniz, bu kaynaklar neler?Genel finans kaynaklarından bahsediyorum. Kaynakların önemli bir kısmını bağışçıların infakları teşkil ediyor. Başka bir kaynak da mahkum ve şehit aileleri başlığı altında görevlendirilen kaynaklardan elde ediliyor. Bütün olarak, masraflarımız günlük faaliyetlerimizle ilgili ve biz de gelirimizin büyük bölümünü hayırseverlerden topluyoruz. Mahkumlara ve şehitlere gelince bunun finansını “Mahkumlar ve Şehitler” başlığı altında topluyoruz ve bunun kaynakları arasında başka ülkeler de olabilir.
Yani sizi destekleyen ülkeler var?Evet bazı ülkelerde mahkumların haliyle ilgilenen kurumlar var.
İran açıkça direnişi desteklediğini söylüyor. İran sizi destekliyor mu?İran gibi bir ülke mahkumların, esirlerin ve şehit ailelerinin durumuyla ilgilenmektedir. İran’ın bu işlere bakan kurumları var ve bu bağlamda da makul oranda desteğini sunmaktadır bize.
Bu hala devam ediyor mu?İran’ın bu başlık altında sunduğu yardımlar durmuş değil ve inanıyorum ki bu yardımlar kesilmeyecek.
Öyleyse İran’ın başka kalemlerde gönderdiği yardımlar kesildi yani?Hayır hayır. Başka yardım yok ki. Genel olarak İran’dan başka yararlandığımız kaynaklar var. Pek çok hayırsever var bize yardım eden.
Finansal krizle eş zamanlı olarak Hamas’a katılmak veya Hamas otoritesiyle birleşmek şeklinde görüşlere de rastlıyoruz. Bu iki mesele arasında bir bağlantı var mı?Bu sözlerin kaynağından haberim yok, ve bunları kimin yaydığından. Asıl yüz yüze olduğumuz gerçeklik aksini söylüyor. Biz var olan bir politik hareketiz; İsrail ile çatışma hakkında da kendi vizyonumuz var ve bu vizyonumuzdan da vazgeçmeyeceğiz. Cihad hareketi direniş standardını sürdürecek ve İsrail’i tanımayacaktır.
Peki Hamas’a katılmak hakkında ne diyeceksiniz?Bu bazı insanların dedikodusu. Gazze’de Hamas ile uzun bir zamana dayanan deneyimimiz var, sürekli olarak da iç ayrılıkların üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Hamas’a eklemlenme lafına gelince benim bunun kaynağından veya özellikle şu sıralarda yayılmasına çalışılmasının nedeninden haberim yok. Herhangi bir ithamı reddetmiyorum fakat bu yönde bir plan yok.
Peki Filistin Yönetimine katılmak ve Cihad’ın askeri kadrolarını, tekrar teşkil edilmeleri durumunda güvenlik teşkilatlarına sokma fikri hakkında ne diyorsunuz?Bu konu hakkında konuşmak için henüz çok erken. Filistin barış süreci bir adım bile ilerlemeden yerinde sayıyor. Hamas veya Fetih içersinde bu güvenlik birimlerinin biçimi, form ve yapısı hakkında gerçek bir tasarı bile yok henüz. Balığı hala denizdeyken satın alamayız. Bu konuda çok netiz; Filistin Otoritesi ve kurumları Filistin halkının temel gayelerine ve İslami Cihad’ın ilkelerine hitap eden açık bir programla ortaya çıkarsa o zaman konuşuruz. Şimdi ortada hiçbir şey yok. Gazetenizde İslami Cihad’daki kardeşlerden birinin güvenlik birimlerine katılmakla ilgili bir proje üstünde çalıştığı yazıldı, fakat gerçek şu ki böyle bir şeyle ilgili hiç konuşulmadı.
Peki Hamas’a katılmaktan söz ettiğimize göre, bize aranızdaki ilişkilerden bahseder misiniz?Hamas ile ilişkilerimiz genel olarak iyi. Bazen, sahaya inince problemlerle ve bazı anlaşmazlıklarla karşılaştığımız oluyor elbet. Eğer genel politikamıza işaret edersek tekrar, bu “Filistin içersinde sorunlar hangi boyutta olursa olsun çatışma olmamalıdır” şeklindedir. Size de söylediğim gibi Gazze hapishanesinde anlaşmazlığı tırmandırmak istemiyoruz. İç çatışmalar hakkında yürütülen görüşmeler işe yaramıyor. Genel etkenlerin peşindeyiz.
Fakat Fetih sizin Hamas’a daha yakın olduğunuzu söylüyor?Evet, çünkü siyasi olarak Fetih’le tamamen farklı düşünüyoruz. Fetih, Oslo’da verdiği söz gereğince belli bir politik programı takip ediyor ve biz de Oslo’ya karşı çıkıyoruz. Bugün Fetih bizim Batı Şeria’daki üyelerimizi tutuklamaktadır ve bir zamanlar bu işi Gazze’de de yapıyordu. Fetih ile anlaşmazlığımız mevcuttur ve Oslo anlaşmasına bağlı kaldığı müddetçe de sürecektir. Bizler Hamas’a değil direnişe yakınız; Hamas direnişin standartlarına uyduğu sürece de aynı siperde yer alacağız.
Batı Şeria’daki tutuklamalardan bahsettiniz sadece, Gazze’deki üyeleriniz de tutuklanmadı mı?Gazze’de hiçbir tutuklama yok şimdi. Bazı özel hadiselerden dolayı bazıları tutuklanmış olabilir fakat bu mesele hemen sıcağı sıcağına halledilecektir. Böylesi durumlardaki tutuklama nedenleri farklılık arz etmektedir. Bizler güvenlik nedenlerinden dolayı yapılan tutuklamalara karşı olduğumuzu söylüyoruz. Daha önce Gazze’deki tutuklamalar hakkında konuştuk ve bunlarla da ilgilenildi.
Tekrar destek meselesine dönelim. Hamas’a daha çok yardım gönderilmesinin nedeni ne, siz niçin Hamas’tan daha az yardım alıyorsunuz?Size söylediğim gibi, İslami Cihad’ın açık kanalları Hamas’ınkilerden daha az. Bence bu tamamen politik nedenlere dayanıyor. Cihad’ın politik şiarları ve duruşu çok açık; politik duruşumuzda hiç kimseyi pohpohlamak yok, hatta Arap ülkeleri barış inisiyatifini sunduklarında bile biz bunun karşısında açık bir duruş sergiledik.
Evet bunu tamamen reddettiniz, niçin böyle yaptınız?Eğer Şark el Avsat bunu yazacaksa söyleyeyim, bizler Arap barış inisiyatifini Balfur Deklarasyonundan bile daha tehlikeli buluyoruz. Çünkü bu girişimde bir şeyin gerçek sahibi hakkını onu hak etmeyen birine veriyor. Balfur Deklarasyonunda ise bir şeyin sahibi olmayan bunu hak etmeyene vermişti.
Fakat yeni bir barış süreci devresine giriliyor. Siz başarılı olmak için şu sıralarda bir neden olduğunu düşünüyor musunuz?Mümkündür ki arabulucular beklemede olan meselelerde uzlaşma yolu bulsunlar. Fakat, kanımca anlaşmaya varılması halinde bile sonra bu da tökezleyecektir. Bu, açık bir politik programa dayanmayan barışın başarılı olma şansının bulunmadığındandır. Burada herkesin farklı bir gündemi var, herkesin İsrail ile çatışma alanında farklı bir vizyonu var ve önerilen teklifler bu meseleleri ele almıyor. Bu yüzden, başladığımız yere geleceğiz. Korktuğum şey uzlaşmanın planlananın da ötesine gitmesi ve Filistin’in sabitelerini zorlaması.
Nasıl?Barış sürecini destekleyen ülkelerin belli politikaları var ve bunlar yerleşimcilerin planları lehine hareket ediyorlar. Herkes herhangi bir anlaşmayı bu yöne çekmek için itekleyecektir. Tarihsel haklarımızın değiştirilmesinden yana endişeliyiz.
Hamas’ın da ilan ettiği gibi, 1967 sınırlarındaki bir devletin kabul edilmesini mi kastediyorsunuz?1967 sınırları içersindeki bir devletin kabulü tehlikeli bir adım olur. Cihad’ın değerlendirmesine göre böylesi bir adım davaya hizmet etmez.
Bu niçin tehlikeli olur? Sizce bu İsrail’in tanınması anlamına mı gelir?Mesele İsrail’in tanınması değil. Bizce tehlikeli olan şey Filistin olarak bize sadece Batı Şeria ve Gazze’nin kalmasıdır. Bundan da tehlikeli olansa Gazze ve Batı Şeria’daki bazı yetkililerin anayurdun Batı Şeria ve Gazze olarak ikiye ayrılmasından söz etmeleridir. Anayurt ifadesinin değiştirilmesi büyük bir hadisedir ve ben buradan bu yetkililere bundan vazgeçmeleri çağrısını yapıyorum. Anayurt tarihsel Filistin’dir, onların dediği gibi anayurdun iki kanadı filan değil.
El Şarku'l Evsat'ta yayınlanan bu röportaj Kemal Saral tarafından İsra Haber için çevrildi.
İSRA HABER