Basiret Dergisi, Şubat sayısında Şahitlik konusunu gündeme taşıyor
Şehadetin sadece bir sonuç hali olarak anlaşılmasının eksik bir algı olduğunun belirtildiği dergide, “Şehid” olmanın, “şahid” olmanın bir sonucu olduğu, mü’min şahsiyetin, ancak iman ettiği değerleri hayata geçirerek yaptığı “şahid”lik ve Allah’ın hükümlerini yeryüzüne egemen kılmak, Allah’ın ismini yüceltmek uğrunda yaptığı fedakârlık sonucunda, kesin ilim ve mutlak adalet temeli üzerinde “şehid”liğin söz konusu olabileceği anlatılıyor.
Ortadoğu’daki halk ayaklanmaları ile ilgili değerlendirmelerinde bulunduğu bu sayıda zulüm saltanatlarının yıkılmasının sevindirici olduğu, ancak Müslümanlar tarafından bunun nihai sonuç olarak görülmemesi gerektiği, Tevhidi mesajın yüreklerde kökleşmesi ve hayata yansıması hedefiyle çalışmaların devam ettirilmesinin değerli olduğu belirtiliyor.
Yine gündeme ilişkin ön plana çıkan konular derginin yazarları tarafından söyleşi şeklinde tartışılmakta… Bu ay seçilen konular : “Hür Adam filmi, Azerbaycan’da İslami kimliğe yönelik baskılar, Cmk 102. maddesi kapsamında serbest kalan tutuklular”
Dergide yer alan makaleler ve sunuş yazısı:
Mehmet PAMAK “Şehidlik”, “Şahidlik”, “Şehadet”
Hüseyin ALAN Şahid’in Şahadeti Üzerine
Ahmed KALKAN Şehidlik Ruhunun Yeniden Canlanması
Faruk KÖSE Şehid Gibi Yaşamayan Şehâdete Ulaşamaz
Sabiha Ateş ALPAT Bizden İstenen Şahitlik Nedir?
Şükrü HÜSEYİNOĞLU Şehadet: “Allah İçin Olmak”
Ali ÖNER Dilin İnkârı Allah (c)’ın Ayetlerinin inkârıdır
İLKAV Adalet Ve Kurtuluş Yalnız İslam’dadır.
Hakan AKSU Yeni Sömürü Silahı Demokrasi Ve Özgürlük Putu İle Tunus-Mısır Olaylarını Doğru Okumak
Ahmet Turgut ULUCAK Beraber Yürüyebilmenin Şartları Ne Olmalıdır
Mehmet YEREM Kur’an’a Sor!
Alaaddin PALEVİ Birinci Ve İkinci Cahiliye Dönemlerinin Karşılaştırılması
Harun ÜNAL Hadis Tahlili
Süleyman GÜLEK Gençlerin İlgi Alanları
Hakan TAŞYÜREK Kardeşim
İslami Bir İnkılâp, Şehid Dava Adamlarının Öncülüğünde Gerçekleşecektir
“…Zulmetmekte olanlar nasıl bir inkılâpla devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.” Bu Allah’ın bir vaadidir. Allah’tan başka vaadine daha sadık kim olabilir… Bu ilahi bir yasadır…
Kim yeryüzünde bozgunculuk çıkarırsa,
Kim halkını sömüren, ezen bir idarecilik yaparsa,
Kim halkın dertlerini, değerlerini hiçe sayarsa, yok sayarsa,
Kim Allah’ın dininin düşmanlarını dost edinirse,
Kim tek adam anlayışıyla yeryüzü nimetlerini tekelde toplamaya, mal yığmaya kalkışırsa,
Kim indirilen hakikatleri inkar ederse,
Ve kim Allah’ın indirdikleri ile hükmetmezse,
İşte onlar yıkılmaya mahkûmdur…
Tarih bu yasanın nasıl işlediğine birçok kere şahid olmuştur. Ne Nemrutlar, Firavunlar ne de Tiranlar kalmıştır ortada…
Tunus’ta, Mısır’da halklar yılların birikimiyle isyan ettiler… Bin Ali ve Hüsnü’de Zalimlerin ortak akıbeti ile karşı karşıyalar… Onlar da halklarını yok saydılar, mal yığdılar, sömürdüler, Siyonistlerle, ABD ile iş tuttular. Onlarda zindanlarda insanların ömürlerini heba ettiler ve Onlarda Allah’tan gelene sırt çevirdiler ve Allah’ın indirdikleri ile hükmetmediler…
Değerli dostlar, biz Müslümanlar bu yaşananları doğru okumalı doğru mesajlar çıkarmalıyız. Daha düne kadar bu zalimlerle iş tutan emperyalist güçler, Mısır halkının nefes almasından, haklarından söz etmeye başladılar. Kendilerinin desteğiyle öldürülen binlerce insanı, sömürülen halkları, yok sayılan değerleri unutup şirinlik taslamaktadırlar. Beslemelerini ülkelerine bile kabul etmemektedirler. Unutmayalım ki bu emperyalistler İslami hayat tarzını düşman bildiler ve onun yeşermesinin önümde bu diktatörlerle iş tuttular.
Bu zalimlerin gitmesi baskı ve zorbalığın toplumdan bir nebze uzaklaşması, halkların nefes alması önemlidir. İnsanların örgütlenebilme, fikrini açıkça paylaşabilme özgürlüğüne ulaşabilmesi önemlidir. Ama bu bizleri zafer sarhoşluğuna itecek bir gelişme değildir.
Açların isyanı, “Aç öküz fırın yıkar” özdeyişinde ifade ettikleri gibi sadece fırınların tarumar edilmesine neden olur. Eğer isyanlara iman, akıl, ahlak ve irade yön veremezse, bu hareketler sert diktatörlerden, yumuşak olanlarına geçişten başka bir anlam ifade etmeyecektir. Emperyalist ülkeler bu isyanları renkli devrimlere dönüştürüp ABD yanlısı rejimlere-demokrasilere dönüştürebilme konusunda oldukça maharetlidirler…
Allah’ın toplumsal yasalarından biri de Allah’ın nurunu tamamlayacak olmasıdır. Ama bu zaferin, İnsanların özündeki dönüştürebilme, değiştirebilme konusundaki çabalarla orantılı olduğu da Allah’ın bir yasasıdır. Bu sebeple diktatör sistemlerin alternatifinin, liberal sistemler olmadığını, insanların tek umudunun, beklediğinin, aç olduğu hakikatin İslam olduğunu unutmamalı, bu davanın erleri olarak toplumu ıslah edebilme sorumluluğumuza şimdi daha fazla sahip çıkmalıyız. İslam coğrafyasındaki Müslüman hareketlerle iletişim halinde olmalı, karşılıklı tecrübeleri paylaşmalı, bu rahat ve serbest ortamı lehimize çevirecek projeler geliştirmeliyiz. Yoksa selin önüne katıp savurduğu çer çöp gibi, Demokratik, liberal akıntının birer parçası olup, bir 30 yıl daha kaybedebiliriz.
İslami bir inkılâp şahitliklerini ortaya koymuş ve bu uğurda Şehid olmuş dava adamlarının öncülüğünde gerçekleşecektir. Böyle ideal bir dönüşümü görebilme umuduyla Allah’a emanet olun…