Ana Sayfa Haberler Yazarlar Dünya Gündemi Türkiye Gündemi Eylem ve Etkinlikler Röportajlar İslami Vahdet Analizler Arşiv Videolar Künye İletişim
ANALİZLER
Mezhepçiliği Gerçekte Kim Yapıyor (VİDEO)

Mezhepçiliği Gerçekte Kim Yapıyor (VİDEO)

Haydi İsrail, Suriye'ye Saldırma Vaktidir Şimdi..!

Haydi İsrail, Suriye'ye Saldırma Vaktidir Şimdi..!

Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek

Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek

Suriye Ulusal Konseyi Sözcüsüne Siyonist Suçlaması

Suriye Ulusal Konseyi Sözcüsüne Siyonist Suçlaması

Suriye Muhalefetini Silahlandırma Zamanı Geldi

Suriye Muhalefetini Silahlandırma Zamanı Geldi

Suriye: CIA-MI6 Ortak Operasyonu ve Sabotaj

Suriye: CIA-MI6 Ortak Operasyonu ve Sabotaj

İslami Vahdet Konferansı Kapanış Bildirgesi

İslami Vahdet Konferansı Kapanış Bildirgesi

Neden Suriye'yi Koruma Sorumluluğumuz Var?

Neden Suriye'yi Koruma Sorumluluğumuz Var?

Özgür Suriye Ordusu'nda Silahlanma Modası

Özgür Suriye Ordusu'nda Silahlanma Modası

Müslüman Ülkelerin Suriye'ye Müdahale Etmesi İçin

Müslüman Ülkelerin Suriye'ye Müdahale Etmesi İçin

Suriye Ulusal Konseyi Açıklamasının Tam Metni

Suriye Ulusal Konseyi Açıklamasının Tam Metni

Eski Mossad Şefi, Suriye'de Olan Biteni Açıklıyor

Eski Mossad Şefi, Suriye'de Olan Biteni Açıklıyor

Amerika'nın Türkiye ile Birlikte Suriye Senaryosu

Amerika'nın Türkiye ile Birlikte Suriye Senaryosu

İşte El Cezire Patronu'nun Siyonistlerle Dansı VİDEO

İşte El Cezire Patronu'nun Siyonistlerle Dansı VİDEO

İran Hakkında Yapılan Propagandalara İmam'dan Yanıt

İran Hakkında Yapılan Propagandalara İmam'dan Yanıt

Taksim'de İran ile Dayanışma Eylemi (FOTO-VİDEO)

Taksim'de İran ile Dayanışma Eylemi (FOTO-VİDEO)

Devrimci Gençler İmam Hamenei'ye Ne Dedi (ÖZELHABER)

Devrimci Gençler İmam Hamenei'ye Ne Dedi (ÖZELHABER)

Şehid İmad Muğniye'nın Kızı Fatıma'nın Konuşması

Şehid İmad Muğniye'nın Kızı Fatıma'nın Konuşması

İmam Hamenei'den Suriye Konusunda Önemli Açıklama

İmam Hamenei'den Suriye Konusunda Önemli Açıklama

Ümmetin Gençleri İmam'ın Huzurunda (FOTO-VİDEO)

Ümmetin Gençleri İmam'ın Huzurunda (FOTO-VİDEO)

DUYURULAR  _

Başıboşluktan Hedefsizliğe Mısır Devrimi

04.01.2012, 22:17:30

Yazdır | Yorum Yaz Yazı Boyutu: [ + ] [ - ]
Başıboşluktan Hedefsizliğe Mısır Devrimi Ünlü Mısırlı düşünür ve entellektüel Fehmi Huveydi, Mısır devrimi ile ortaya çıkan birtakım sapma ve sorunlara işaret ediyor.
Facebook Digg Del.icio.us
Reddit Mixx StumbleUpon
Google Yahoo

BAŞIBOŞLUKTAN HEDEFSİZLİĞE MISIR DEVRİMİ
Fehmi Huveydi

Hedefini kaybeden her akım en tehlikelisidir; çünkü bu durumda kaybetmeye mahkûm olacaktır. Mısır devriminin şimdi böyle bir duruma girmesinden korkuyorum.
(1)

İlk aylarda devrimi tehdit edenlerin, devrimin başarılı olması neticesinde menfaatlerinin zarar göreceğini anlayan eski rejimin kalıntıları ile uluslararası ve bölgesel güçler arasında gidip gelen tehlikeli kaynaklar olduğunu zannediyorduk.   

Ben, “Mısır’ın olağanüstü durumu, Arap âlemindeki ağırlığını ve etkili rolünü temsil ediyor” diyordum ve hala da diyenlerdenim. Dolayısıyla devrim; sancılı ve “sezeryan” bir doğum olabileceği gibi aynı zamanda bölgede muhtemel başka doğumlara sebep olacak “normal” bir doğum da olabilir. Ayrıca demiştim ki “eğer Mısır’daki demokrasi amacına ulaşırsa Araplarda, bölgede ve uluslararası camiadaki birçok taraflarda hoşnutsuzluğa sebep olacak” ve geçtiğimiz birkaç ay, bu tespitin geçerliliğini ispat etmiş oldu.

Bu durum, ülkelerinin içinde bulunduğu zor ekonomik şartlardan dolayı yardımdan çekinen bazı Arap ülkelerinin olumsuz tutum sergilemesine sebep oldu. Daha önce bahsedildiği gibi bazı ülkeler Mısırlı işçiler üzerine çeşitli şekillerde baskı uygulama yoluna gittiler.

İsrail’de olanlar ise hoşnutsuzluk olarak değil; hesapta olmayan gerçek bir panik ve stratejik bir değişken olarak karşılandı. Analistlerin bu konu hakkında ifade ettikleri tespitlerini çeşitli gazeteler yayımladılar.

Bu, İsrail’in geçtiğimiz Eylül ayında yayınlanan Strateji raporunda açıkça görünüyordu. Mübarek’in gidişinden önce hükümet tarafından azaltılan güvenlik ve askeri harcamalardaki artış da bunun göstergesiydi.

Hatta İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Amerika’nın isteği doğrultusunda güvenlik dengesini sağlamak için fazladan yirmi milyar dolar ödemede tereddüt etmedi. Bu yardımlardan biri de “İsrail’in kendi milli güvenliğinden dolayı Arap devrimlerinin sonuçlarına katlanmak” için yaptığı yardım...

Milletvekili ve bakan Benjamin Ben-Eliezer, yönetim değiştikten sonra Mısır’a karşı yeni bir savaşa hazırlanmak için İsrail’e çağrıda bulundu.

Batılı ülkelerin ve öncesinde Amerika’nın Mısır’da olan işlerle işbirliği hazırlığına giriştikleri doğrudur. Fakat gerçekte kendi çıkarlarına veya İsrail ile olan barış anlaşmalarına ters düşmemek koşulu ile...

Bunların kendi çıkarlarını korumak için ödeyebileceği büyük finansmanı sağladığı aynı zamanda, bazı sivil toplum kuruluşlarının taşeron olduğu ve Mısır’da soruşturma altına alınan fakat sonuçları ilan edilmeyen finansmanlar da olduğunu anlıyoruz.
(2)

Bunların hepsi biliniyor, hiçbiri sürpriz değil. Aynı zamanda eski rejimin kalıntıları olanların bulunduğu konum bile sürpriz olmamıştı.

Bu, daha öncekilerin olası pozisyonların beklentisiyle hareket etmelerinin belirtisi... Bazımedya organlarının bahsettiği kuvvetlerinden şüphe etmeme rağmen, bu kalıntıların çıkarlarına da doğrudan zarar veriyor.

En azından parlamento seçiminin ilk iki merhalesi bunu ispat etti. Son zamanlarda Mısır’da şahit olunan kargaşalarda, henüz ispat edilemeyen veya boyutu tam olarak bilinemeyen rollerinden bahsetmiyorum bile.

Burada hesap edilmeyen elit kesimin ve medyanın önemli bir rol oynadığı; içeriden gelebilecek sürpriz... Sadece bu değil ayrıca halk gurupları arasında çatlaklar meydana gelmeden önce, en önemlisi ve en etkilisi, arzu edilen demokratik düzeni kurmak için ilk adımların atılması ve yönetimin sivillere bırakılması ile geçtiğimiz mart ayında referanduma sunulan anayasa değişikliklerinin hayata geçirilmesi...

Bu erken deneyimden sonra Mısır’da bölünme belirtileri görülmeye başlandı, şüphe yok ki bu talihsiz bir vakıadır. Ama üzücü olan, anlaşmazlıkların önceleri görünüşte siyasi olarak başlayıp daha sonra kimlik çatışmasına dönüşmesi...

Çatışmaları körükleyen kıvılcım ise yeniden oluşturulan bir komiteye İhvan el Müslimin’in üyesi olan birinin aza alarak seçilmesi ile başladı. 

Daha sonra oklar bahsi geçen komitenin başkanı olan ve dini kıskançlığı olduğu ortaya çıkan müsteşar Tarık el-Beşeri’ye uzandı. Eleştiri konusu olan onun kanuni yeterliliği değil, sadece İslami kimliğiydi. Komite, biri Kıpti olmak üzere altı tane kanunen yeterliliği olan hukukçudan oluşmasına rağmen eleştirmenler bunu göz ardı ettiler. Onlara göre şimdi bile komitede mütevazı İslami kimliğin varlığı, affedilemez bir suçtur. O zamandan beri, başkasının müdahalesi için Mısır kamuoyunda böyle teferruatta çatışmalar çıkıyor.

Sonuçta geçtiğimiz on ayda kendi aralarındaki ortak noktalar üzerinde anlaşmayı başaramayan elit kesim içerisinde de uzlaşma için gerçek bir çabaya rastlamadık. Son iki hafta boyunca Tunus devriminin ileriye doğru birçok önemli adım atabileceğine, aynı zamanda üç büyük partinin, ülkenin yönetimi ve anayasanın düzenlenmesi için nasıl bir araya geldiğine tanık olduk. Bununla beraber çatışma ruhunun Mısır’daki siyasi hareketler üzerinde nasıl çadır kurduğunu da görmüş olduk. (3)

Bu ortamda siyasi gruplar arasında farklı isimler altında çıkan çekişmeler durmadı. Bu durumda hesapların farkına varan Selefiler, toplumun nazarında kavgacı görünüşlerini ve düzensiz geçmişlerini tersine çevirdiler. Seçimler İslami akımların öne geçmesi ve karşı cephenin genişlemesi ile sonuçlandı. Bu ilerleme ile birlikte kamuoyunda bir gözdağı ve korku kampanyası başlatıldı. Ayrılık badirelerinin ilk belirtileri başladığından beri, medya platformları üzerinden uygulanan karışıklık ve kaos çıkarma çabaları eklendi.

Burada en tehlikelisi safların yarılması, kuvvetin heder olması ve acının derinleşmesi değil, devrimin temel hedeflerinden tamamen uzaklaşılmasıdır. Hatta ara hedefler bile tam olarak belli değil. İçişleri Bakanlığı’na saldırmak, oradan Savunma Bakanlığı’na ulaşmak, Tahrir’i kapatmak, Başbakan’ın ofisine gitmesine engel olmak veya meclis binasına saldırmak hedeflerinden hiç biri anlaşılabilmiş değil. Hatta yanan ve bütün kıymetli eserleri küle dönen Akademi Topluluğu binasının hangi amaçla ne için yakıldığı veya yakılmasını teşvik edenlerin kimler olduğu hala bilinmiyor. Yapılan barbarlıkların veya işlenilen ahmaklıkların, protestolarını yapmak isteyen veya konumlarını belirlemek isteyen kızgın topluluğun işi olmadığını biliyorum.

Fakat burada inkâr edemeyeceğimiz üç şey var:
Birincisi bunların hepsi devrime ve devrimcilere mal edildi
İkincisi bu kızgın topluluğun ortak olduğu bir amaçları yoktu. Hatta kızgınlıklarının, kendilerinin tek amaçları olduğunu iddia edebilirim.
Üçüncüsü protesto safları arasında, devlet idaresinin ve mantıklı bir yol izlemeye çalışan göstericilerin hilafına hareket eden ve sesleri çok çıkan provokatörler ve anarşistler bulunuyordu.

Mübarek ve adamlarının aleni bir tarzda yargılanması, İsam Şerif hükümetinin düşmesi veya Doktor Selmi’nin vesikalarının meydana çıkması örneklerinde olduğu gibi, hedef açık olduğu takdirde protestoların amacına ulaşacağını kimse inkâr edemez. Fakat işler karmakarışık olduğundan, saflar ayrıştığından ve birliktelik dağıldığından beri bu protestolar devrim üzerinde büyük bir yük haline gelmeye başladı. Ayrıca hiç şüphesiz Askeri Konsey’in içine düştüğü hatalar, öfke duygusunun körüklenmesine ve yangının genişlemesine katkıda bulunmuştur.

Bu hataların en barizi göstericilere karşı aşırı şiddet kullanıp bazılarını öldürerek devrimin yüzünü isyancıların kanıyla boyaması. Fakat en şaşırtıcı olanı, biz bunun yasını tutarken onlardan hatalarını kabul etmek veya özür gibi herhangi bir şey görmedik. Ama Askeri Konsey üyeleri, ya olayları inkâr etmeye veya kendilerini temize çıkarmaya ve protestocuları itham etmeye ya da bütün sorumluluğu hala kim oldukları bilinmeyen “üçüncü tarafa” yükleme yoluna gittiler. (4)

Birçok stratejik araştırmacı, hedeflerden sapmak veya ihmal etme konusunda daima uyarılarda bulunuyor. Bu bilinen bir şey; çünkü stratejiler daima en yüksek maksatları ve nihai hedefleri gösterir. Bu iş araştırmacının kendisine devamlı şu temel soruyu sormasını gerektiriyor; acaba takip edilen politikalar ve araçlar istenilen hedeflere yakınlaştırıyor mu yoksa uzaklaşmasına mı sebep oluyor. Bu soruyu iki merhalede cevaplandırabiliriz.

Geçen yasama seçimlerinin her iki turunda göründüğü gibi, ülke içinde açıkça bir istikrar olmamasına; bazılarının seçimlerin icrasından duyduğu korku ve –bazı medya kuruluşlarının imalarla dile getirdiği ve birçok aydının uyardığı gibi- ülkeyi kan gölüne çevirecek kaos ihtimaline karşı uyarmasına rağmen yönetimin sivillere aktarılması yönünde önemli bir ilerleme teşkil edildiğini kabul etmemiz gerekir.

Bu açıdan ulusal gruplara seçimlerin üçüncü turunun icrası ve tamamlanması için görev düşüyor. Daha sonra ilk seçilmiş vekillerden oluşan yeni bir demokratik yönetim tesis etmek gerekiyor.

Diğer merhale ise toplum içinde özellikle göstericiler, elit kesim ve medya çevrelerinde meydana gelen hareketliliğe bağlıdır. Görüyoruz ki elit kesim hesaplarını boşaltmakla meşgul, medya organları ise yayınladıklarıyla yangına benzin döküp ateşi karıştırıyorlar. Bunların hiçbirinin neticesi yönetimin sivillere devredilmesi gayesine hizmet etmez.

Bizler bir sonraki aşamanın zorluklarıyla başa çıkmak için fıkıhçıların koyduğu ölçülere şiddetle muhtacız. Bahsettikleri ölçülerden bazıları şunlardır:

“Daha büyük bir hatayı işlememek için muvakkaten küçük bir hataya girmenin kabul edilebilir olduğu” veya  “büyük bir zarardan çekinmek için küçük bir zarar girme ihtimali” ya da “şerri def etmek, hayrı celb etmekten önemlidir”.

Eğer bu ölçüleri şimdiki olaylara tatbik edecek olursak iddia ediyorum ki; devrimi koruma sorumluluğu, büyük maslahat olan seçimlerin tamamlanması ve yönetimin seçilmiş sivillere devredilmesine karşılık bazı küçük şerlere maruz kalmayı gerektirebilir. Eğer bu olmazsa bu tarihi fırsat elimizden kayacak, devrimi kaybedeceğimiz gibi devleti de kaybedebiliriz.

Bizler, ilk zamanlarda devrimin başıboş kaldığından şikâyet ediyorduk, bu geçtiğimiz on ay boyunca da devrimin hedefini kaybetmesinden korkar hale geldik. Bu ise gerçekten üzücü ve endişe verici bir durumdur. 

ÖZGÜR KUDÜS'TE BULUŞMAK ÜZERE









Yazdır | Yorum Yaz Yorumların Tamamı

Yorum : 1  
EBU HUSEYIN
13.01.2012, 13:27:14
Iste ABD&Sionist= Seyatnin hedefi anarsidir. Oda Libyada-misirda-tunusda ve suriyede olmasi için yapilan mujadelerdir. yani duzensizlik anarsi talan vsvs.

Kurtlar sisli havada ava çikar.

Balik Bulanik suda tutulur.

Yorum Yaz Yorumların Tamamı

DİĞER HABERLER
Mezhepçiliği Gerçekte Kim Yapıyor (VİDEO)
Haydi İsrail, Suriye'ye Saldırma Vaktidir Şimdi..!
Suriye'de Dolaşan Kanlı Gömlek
Suriye Ulusal Konseyi Sözcüsüne Siyonist Suçlaması
Suriye Muhalefetini Silahlandırma Zamanı Geldi
Suriye: CIA-MI6 Ortak Operasyonu ve Sabotaj
İslami Vahdet Konferansı Kapanış Bildirgesi
Neden Suriye'yi Koruma Sorumluluğumuz Var?
Özgür Suriye Ordusu'nda Silahlanma Modası
Müslüman Ülkelerin Suriye'ye Müdahale Etmesi İçin
SEYYİD HADİ BELGESELİ (TIKLA İZLE)
ÇOK OKUNANLAR
EDİTÖR Editör
AMERİKA İSLAMCI EL ELE HAYDİN HEP BİRLİKTE HİLAFETE...!
YAZARLAR   
Nureddin ŞİRİN Nureddin ŞİRİN
İmam Hamenei'nin Beli Kırıldı Selahaddin Ağabey...!
Çiğdem TOPÇUOĞLU Çiğdem TOPÇUOĞLU
Aşk-ı Şehadet...
Abdulhelim ALMALI Abdulhelim ALMALI
Ne Yapıyorsunuz, Allah Aşkına...?
Ömer Faruk GERGERLİOĞLU Ömer Faruk GERGERLİOĞLU
Hüsran 1453
Ahmed VAROL Ahmed VAROL
Mısır'da Değişim Süreci
Mehmet GÖKTAŞ Mehmet GÖKTAŞ
Mutlaka Bir Siyasi Parti Kurmalıdırlar
Yalçın İÇYER Yalçın İÇYER
Resulüllah'tan Gelen Rivayetlerden Bize Nasihatlar
Hüseyin TAŞ Hüseyin TAŞ
Amerikancı İslamcılığın Sonu Mu?
Uzeyir YİĞİT Uzeyir YİĞİT
Nureddin Şirin
İbrahim KÜÇÜK İbrahim KÜÇÜK
Fasığın Her Haberi Batıl Mıdır ?
Kadrican MENDİ Kadrican MENDİ
Basiret, Feraset, El İnsaf… El İnsaf …
Mehmed AKİF Mehmed AKİF
Başka Halklar
Zeki KAYA Zeki KAYA
İran ve Düşmanları..!
Av. Gürkan BİÇEN Av. Gürkan BİÇEN
Sözde Direniş Ekseni mi?
N. Mümine BUCAK N. Mümine BUCAK
Müslümanların Birbirine Duyduğu Kin ve Nefret Bu Ümmeti Geliştirmiyor
Yusuf Ensar ÇALIŞKAN Yusuf Ensar ÇALIŞKAN
Çeçenistan'ı Savunmak
Vehbi CAMGÖZ Vehbi CAMGÖZ
Militarizme Bu Defa Elveda
Ramazan DEVECİ Ramazan DEVECİ
Kuran'da Aile Modelleri ve Ehli Beyt
M. Şakir KOÇER M. Şakir KOÇER
İyisi Mi İki Taraf da Harakiri Yapsın
Nigar GÜMRÜKÇÜOĞLU Nigar GÜMRÜKÇÜOĞLU
Cami Geleneği ve Diyanet
Ahmet ÖRS Ahmet ÖRS
Ateş Çukurunun Etrafında
Ahmet EREN Ahmet EREN
Marks & Spencer: Modernizm Üzerine Analiz
Ali AMMAR Ali AMMAR
One Minute..! Şehid Furkan'ın Şehrine Siyonistler Giremez...!
Hakan ALBAYRAK Hakan ALBAYRAK
Bir Mısır Hatırası
Mücahid ULUDAĞ Mücahid ULUDAĞ
Eğilmeyeceksin....
Emel MÜMİNOĞLU Emel MÜMİNOĞLU
İran İçin Yine Mi Bahane?
M. Necip YAVUZER M. Necip YAVUZER
Maddi Sahada Koşturan Müslümanlar..!
Serdar DUMAN Serdar DUMAN
Sen Merak Etme Büyük Şeytan; Biz “Önceliklerimiz”i İyi Biliriz..!
Sevda Nur YAĞMUR Sevda Nur YAĞMUR
Kuzuluk Notları
Mikail Mikail
Kanadımız Kırık Şimdi
Tevfik UĞUR Tevfik UĞUR
İsmailoğulları ve Mısır'dan Çıkış
Kemal SARAL Kemal SARAL
Yeni Lat, Yeni Menat ve Yeni Uzza! Demokrasi, İnsan Hakları ve Liberalizm...
Ahmet HATİP Ahmet HATİP
Esrar-ı Derun
Atasoy MÜFTÜOĞLU Atasoy MÜFTÜOĞLU
Direnişin Onuru
Ramin BAYRAMOV Ramin BAYRAMOV
Dünya'da ve Türkiye'de Masonlar
Copyright © 2012 velfecr IE 7+ // Firefox 3+
[ 1024 x 768 ] // Macromedia Flash
Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. // Tasarım ve Kodlama artiweb